DEM Parti’nin olağanüstü koşulları beklemeden, tam zamanında bir değişim kurultayı toplama kararı alması, salt bir takvimsel zorunluluk değil; tarihsel ve stratejik açıdan son derece yerinde bir adımdır.
Kürt legal siyaseti, 1990’ların o ağır çatışma ikliminin ve sıcak savaş koşullarının yapısal bir ürünü olarak şekillendi. Devletin sistematik baskı, tasfiye ve şiddet politikalarına karşı muazzam bir direniş ve cesaret hafızası üretti. Ancak faili meçhul cinayetlerle yok edilen kadrolar, aralıksız süren tutuklama dalgaları ve ardı ardına gelen parti kapatma davaları, hareketin kurumsallaşmasını, rasyonel ve kalıcı bir siyaset akademisine dönüşmesini engelleyen en büyük yapısal bariyerler oldu.
Bugün gelinen noktada, o dönemin reaksiyoner ve savunma odaklı ruhuyla var olan bu hareketin, küresel ve bölgesel dinamikleri okuyabilen radikal bir kabuk değişimine gitmesi kaçınılmazdır. Şüphesiz ki bu dönüşüm; amblem değiştirmek, isim tazelemek ya da eş başkanlar düzeyinde vitrin yenilemekle geçiştirilemez. İhtiyaç duyulan şey, paradigmal ve yapısal bir reformdur. Sayın Öcalan’ın DEM Partili heyete yönelik, “Sizin potansiyeliniz bu değildir” serzenişi de tam olarak bu hakikate işaret etmektedir: Mevcut toplumsal ve siyasal potansiyel, geçmiş zamanın refleksleri ve miadı dolmuş siyaset tarzıyla tahkim edilememektedir.
DEM Parti’nin yeni dönemin ruhunu yakalayabilmesi için yapısal olarak dönüştürmesi gereken temel eksenleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kitlenin Nesnelikten Özneliğe Geçişi
Partinin sadık ve fedakar kitle tabanı, salt bir “seçmen ve oy deposu” olarak görülmekten hızla çıkarılmalı, siyasetin asli kurucu öznesi haline getirilmelidir. Siyasi rehavetin ve klişelerin ürünü olan “ceket koysak kazanırız” yaklaşımının tasfiye edilmesi, seçmen iradesine duyulan saygının bir gereğidir.
2. Kadro Rejimi ve Liyakat Esası
Çatışma dönemlerinin savunma refleksleriyle şekillenmiş kadroların yerine; yeni dönemin sosyo-politik diline hakim, kurumsal temsil kabiliyeti yüksek ve liyakat sahibi isimlerden müteşekkil bir Parti Meclisi (PM) inşa edilmelidir.
3. Entelektüel Tahkimat ve Geniş Kitle Partisi Hüviyeti
Özellikle Parti Meclisi’nde, modern Kürt entelektüel havzasına geniş yer açılmalıdır. Avrupa’da, ABD’de ve Türkiye’nin saygın akademilerinde sosyoloji, felsefe ve siyaset bilimi alanında yetkinleşmiş; küresel jeopolitiği ve dünya siyasetini doğru okuyabilen, çok dilli akademisyenler ve entelektüeller partiye kazandırılmalıdır. Bununla eş zamanlı olarak; Türkiye’nin Kemalist klişelerden arınmış aydın, demokrat ve liberal çevrelerini de kapsayacak geniş tabanlı bir kitle partisi vizyonu hayata geçirilmelidir.
4. Radikal Demokratik Katılım: Taban Siyaseti
Merkeziyetçi delege sistemi yerine, tabanın doğrudan söz ve karar sahibi olduğu güçlü bir üyelik sistemi inşa edilmelidir. Milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi adaylarının dar delege klikleriyle değil, üyelerin doğrudan katıldığı şeffaf ön seçimlerle belirleneceği kurumsal bir mekanizma şarttır. Tavanın meşruiyetini ve sınırlarını doğrudan taban çizmelidir.
5. Bağımsız Siyasal Muhataplık ve Desantralizasyon
DEM Parti, Kürt meselesinin demokratik çözümünde ve sivil siyaset üretiminde bağımsız, rasyonel ve kurumsal bir siyasal muhatap konumuna yükselmelidir. Politika yapım süreçlerindeki tek merkezci anlayıştan süratle sıyrılmalı, kararlarını kolektif akılla üretmelidir.
6. Rasyonel İttifak Politikaları
Mevcut parti içi ve dışı ittifaklar duygusal veya geleneksel ezberlerle değil, rasyonel ve pragmatik bir analize tabi tutularak gözden geçirilmelidir. Bu ortaklıkların partinin siyasal büyümesine ve toplumsallaşmasına ne ölçüde katkı sunduğu nesnel ölçütlerle masaya yatırılmalıdır.
7. “Üçüncü Yol” Pusulası ve Stratejik Denge
Genel Kürt hareketinin ve DEM Parti’nin varlık gerekçesi, “Üçüncü Yol” stratejisinin titizlikle sürdürülmesidir. Parti; statükocu ulusalcı-faşizan blok ile muhafazakar soslu yeşil-faşizan blok arasındaki ideolojik mesafeyi eşit ve dengeli bir kararlılıkla korumalı, hiçbir egemen odağa yedeklenmemelidir.
8. Sekterizmden ve Dar Milliyetçilikten Arınma
DEM Parti, sol-sekter şablonların ve dar görüşlü etnik milliyetçiliğin kısıtlayıcı etki alanlarından uzak durmalıdır. Kendi özgün fikri zeminini ve siyasi özgürlüğünü koruyarak; yeni bir kuramsal dil, yenilikçi tezler ve kapsayıcı projelerle Üçüncü Yol’u toplumsallaştırmalıdır.
Özetle;
Siyaset; bilimsel rasyonaliteden uzak, taşra mantığına sıkışmış, vizyonsuz ve sınırlı sayıdaki kadronun inisiyatifine bırakılamayacak kadar yüksek bir entelektüel sorumluluk ve ciddiyet işidir. DEM Parti, söz ve karar mekanizmalarında, tarih boyunca kendisinden hiçbir fedakarlığı esirgemeyen halkın kolektif aklını esas almalıdır. Önümüzdeki kurultay, bu kurumsal ve ciddi siyasetin önünü açacak tarihsel bir eşik olmak zorundadır.
19/06/2026 İmran Adsay














