MERHABA DİJİTAL YOLDAŞ!
Elon Musk, bir süredir ve belirli aralıklarla geleceğe dair açıklamalarda bulunuyor…
” 2050 yılına kadar, dünyadaki insansı robot sayısı, çalışan insan sayısını geçecek “
Dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri olan CİTİBANK’ın kısa ve orta vade yatırım raporları da bu öngörüleri onaylar nitelikte…
15 – 20 yıllık süreçte, 4 milyarı aşkın robotik çalışan operasyonel olacak ve insan işçilerin yerini alacak…
Açıkça belli olduğu gibi, geniş yığınların işsiz kalması kaçınılmaz görünüyor.
Kapitalizmin yarattığı !proletarya, ilk kez ve çok trajik biçimde ” gereksiz sınıf ” konumuna düşürülmek isteniyor…
Tabi ki bu durum aynı zamanda yeni bir kapitalist krizin de tetiklenmesi demektir.
Çünkü, kapitalizmin temel argümanı üretim ve tüketim üzerine kuruludur. Alım gücü yok olan ve işsiz kalan milyonların durumu kapitalizmin de felaketi demektir…
Elon Musk,
bu kapitalist çöküşü engellemek adına, ülkelerin kendi vatandaşlarına Evrensel Temel Gelir (Universal Basic Income ) ödemesi yapacağını iddia etmektedir…
Musk’a göre artık çalışmak zorunlu olmaktan çıkıp isteğe bağlı bir hobi olacak!
Bahçede sebze yetiştirmek veya dijital dünyada sörf yapmak yeni yaşamın keyfi olacak!
Çünkü, Musk’a göre ‘ robotların yaratacağı devasa mal ve hizmet bolluğu sayesinde, yaşam maliyetleri çok düşecek ve bu maaşlar bir süre sonra “Temel Gelir” seviyesine yükselecektir!’
Silikon vadisinin bir diğer milyarderi Sam Altman ise, geniş yığınlara (Open AI) dijital verilerinden belli hisseler vermeyi taahhüt ediyor. İsteyenler, bu hisseleri (kuponları) satıp paraya çevirecekler…!
Amaç çok açık ki, sistemin yürüyebilmesi için, sistemik tüketimi fonlamak gerekiyor.!
Yapay zekâ ve operasyonel robotlar yüzünden işsiz ve gelirsiz kalmış milyonların kapitalist döngünün dışına çıkmaması için; bir tür sigortalama fonu kurmak gerekliliğini kapitalist oligarklar da çok iyi biliyor…
!proletarya ve emekçi sınıflar için başka yaşamsal trajediler de bu süreçte gerçekleşebilecek gibi duruyor.
Fabrikalardan, şartellerden, birlikte üretme işlevselliğinden koparılmış !proletaryanın ana damarları da kesilmiş olacaktır… Çünkü, !proletaryanın yapısal gücü grev ve şartel indirme eylemleridir… Bu, pratik olarak tarihe karışacaktır.
Oligarklar,
Yapay bir bolluk içinde, getto yaşamına mahkum edilmiş milyonların biat ettikleri bir distopya özlemi içindeler.
Evet, insanların temel ihtiyaçlarının (ama ne kadarını?) karşılandığı ve bir miktar da dijital eğlence dünyasına da dalabilecekleri bir dünyayı kurguluyorlar.
Ama dijitaldeki hesap, emek çarşısına uymayabilir!
Bu durum, Roma İmparatorluğu dönemindeki köle isyanlarını engellemek için yapılan “Ekmek ve Sirk” (Panem et Circinses) politikalarına benziyor…
” Ekmek ve Sirk” in dijital versiyonu hayatımıza girmeye hazırlanıyor.
Distopya, bireyleri apolitik, pasif, insani ilişki yoksunu ve metaverse bağımlısı yapmak istiyor.
” Gereksiz sınıf “; !proletarya, aynı zamanda tüketici hayaletlere dönüştürülmek isteniyor…
Peki, buna izin verilecek mi?
Değilse,
Ne yapmalı, nasıl yapmalı?
Gelin, bu durumu rehberimiz Marksizm açısından irdeleyelim.
Karl Marks,
Das Kapital ve Grundrisse adlı eserlerinde kapitalizmin geleceğine dair oldukça kapsamlı ve bugün gerçekleşen tespit ve öngörülerde bulunmuştu.
Marks’ın geliştirdiği kavramlar bugün birebir örtüşen piyasa gerçekliğine dönüşmüş durumda.
Marks, teknolojinin (makinalaşmanın) gelişimiyle birlikte, kapitalizmin içine düşeceği çelişkileri iki temel kavramla açıklıyor:
Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Kanunu;
Ölü emek ve Canlı emek!
Marks, gelecekteki otomasyonun ( Makinaların ) Kapitalizmin ana sermayesi olacağını ve bunun da ” ölü emek ” anlamına geleceğini söyler.
Çünkü makineler (robotlar) sadece kendi değerlerini aynen ürüne aktarırlar.
Bunun dışında yeni bir artı-değer yaratmazlar.
Patronların işçileri kovup, yerine robotları (yapay zekâyı) koymaları kısa vadede bir kâr marjı yaratır. Ancak uzun vadede sistem içindeki artı-değer üretimi azalır.
Böylesi bir durum da, kapitalizmin en büyük yapısal krizine yol açar…
Marks’ın
Grundrisse adlı el yazmalarında,
” Makineler üzerine Fragman ”
( Fragmente on Machines ) başlıklı bir bölüm var…
Burada, gelecekte üretimin tamamen makinelere, devasa bir otomasyon sistemine devredileceği öngörüsü var…
Marks’a göre bu aşamada servet üretimi, artık doğrudan harcanan iş zamanına bağlı kalmaz.
Ancak, teknolojik bolluk yaratacak olan bu güç, kapitalizmin yapısal mülkiyet ilişkisi gereği aynı zamanda yapay bir kıtlık ve kitlesel işsizlik te yaratacaktır.
Marks’ın gözünden baktığımızda, kalıcı çözüm, işsiz bırakılan yığınlara ” harçlık” vermek değil, bu zenginliği yaratan ana kaynaklara (yapay zekâ ve yazılım teknolojileri…) halk adına el koymaktır…
Bu, dijital sosyalizmin ilk adımı olacaktır.
Bugünkü yapay zekâ modelleri ( ChatGPT, OPEN I, CLAUDE… vd…) elbetteki gökten zembille inmediler.
Aksine, insanlığın on binlerce yıldır biriktirdiği kolektif bilgi ve kültür mirasının İnternete yüklenmiş hafızasıdır.
Dolayısıyla tüm insanlığın ortak mirası ve değeridir.
” Üretim sürecini aynı zamanda işçinin ürettiği ürüne, üretim zamanına ve kendi doğasına yabancılaşması ” olarak gören Marks, !proletaryanın kendisine
” özgür zaman” yaratabilecek yeteneğe sahip olduğunu da söyler.
GENERAL INTELLECT!
(Genel, toplumsal zekâ)
Marks, bundan 170 yıl önce, (1857-58) böyle bir kavram ortaya koydu…
Grundrisse el yazmalarında, kapitalizmin ileri aşamasında en önemli üretim gücünün kas (fiziksel) gücü değil, toplumun kolektif bilimsel bilgisinin (General Intellect) olacağını söyler.
“Bu toplumsal zekanın sadece kafalarda kalmayacağını, bizzat makinaların içine sızarak maddileşeceğini…” özellikle belirtir.
Müthiş bir yapay zekâ öngörüsü!
General Intellect, bugün milyarlarca gigabaytlık verilerle yazılıma dönüşen büyük dil modelleri Chat GPT, OPEN I veya CLAUDE’ dan başkası değildir…
Marks, General Intellect’in doğru kullanıldığında kapitalizmin sonunu getirecek ve insanlığı özgürleştirecek bir araç olabileceğini söyler.
Teknolojiyi ve yapay zekayı bir avuç oligarkın insafına ve distopya hayallerine terk edemez sosyalistler.
Bu yüzden. sosyalist yapıların ve partilerin hamasi sloganlar atmaktan vazgeçip, siber yapılanma ve örgütlenme yollarını bulmaları, insanlığın geleceği için elzemdir…
İşçi sınıfı acilen enternasyonal dayanışmayla örgütlenerek kendi dijital veri tabanlarını, veri ırmaklarını, dijital sendikal mücadele tekniklerini… geliştirmek zorundadır…
İki yol var:
Ya Oligarkların, “Metaverse Dünyası”nda, edilgen ve yalnız tüketici köleler olacağız.
Ya da dijital sosyalizmi örgütleyerek kolektif özgürlüğe kavuşan toplumlar olacağız!
Bu mücadelenin teknik yönlerini de gelecek yazılarda tartışmaya devam edeceğiz…














