İmamoğlu’nu seversiniz sevmezsiniz…
Ancak şu kesin: Bu adam, Türkiye’de bugün seçim olsa ve seçime katılmasına izin verilse fark atarak Cumhurbaşkanı seçilir.
Hatta benim gözlemim ve tahminim o ki Mansur Yavaş’tan da daha fazla oy alır.
Nedeni çok açık: Karadenizlilerden Erdoğan’a gelecek oyların önemli bir kısmının yönünü değiştirebilecek tek aday odur.
Kürtlerden Yavaş’a gitmeyecek oyları gider hâle getirebilecek aday da odur.
Sosyalistler bile (boykotçular hariç) kerhen Yavaş’a verecekleri oy yerine kerhen İmamoğlu’na oy vermeyi daha kolay hazmederler.
Toplayın bu sayıları.
Toplumun bütün kesimlerinden oy alacak tek aday İmamoğlu’dur.
Hakkındaki iddialar doğrudur, yanlıştır, ne kadarı doğrudur ne kadarı yanlıştır, bu hukuk işleyişinde ben bilemem. Ancak, hakkındaki bütün hukuk dışı yaptırımların, açılan davaların, sürdürülen gözden düşürme operasyonlarının tamamı, bu gerçeği iktidardakilerin de apaçık görmesinden kaynaklanıyor.
Bunlar benim saptamalarım. Doğru ya da yanlış olabilir.
Ama beni asıl ilgilendiren, İmamoğlu’na, hakkında yüzlerce dava açılan ve her açıklamasından sonra bir daha dava açılan, binlerce yılla yargılanan, bugün adil bir seçim yapılabilse Cumhurbaşkanı olarak seçilme olasılığı yüksek olan yurttaşına karşı yargının doğru dürüst bir savunma hakkı bile tanımadan alalecele hüküm verme arzusudur.
İşte asıl tehlike buradadır.
Bir insanı hangi suçlardan yargılıyorsanız o kişinin her bir dava için kendini savunma hakkı vardır, olmalıdır, 12 Eylül döneminde bile (en azından benim de yargılandığım davada) vardı. Bütün tanıklar tek tek dinlendi, savunmalarımızı da süre sınırlaması olmadan verebilmiştik.
Tabii ki o dönemde de yargı ile 12 Eylül generallerinin iradesi arasında sıkı bağlar vardı ama en azından biçimsel yönden yargılamanın temel ritüelleri yerine getiriliyordu.
Evrensel hukukta savunma hakkı, yargılamada kısıtlanamaz, en aslî haktır.
Hele hele birçok tanığın defalarca ifade değiştirdiği, baskı altında ifade vermeye zorlandığını açıkça belirttiği bu yargılanma süresince hiçbir kamuoyu vicdanı davanın oldubittiye getirilerek insanların politik arenadan ölene dek saf dışı bırakılacağı bir hükmü içine sindiremez.
O kitabına uydurmaya kalktığımız hukuk bir gün gelir bize de gerekli olur.
Ben, hukuku çiğneyenlerin, emir komuta ile iş görenlerin de rüzgâr tersine dönerse (Fetö aşkı ve düşmanlığı dönemleri gibi) hukukun ve savunma hakkının sonuna kadar kullanılmasından yana olacağım.
Benim gibiler taa Antik Yunan’dan beri var oldu.
Dilerim hep var olsunlar.
Rejimin adı ne olursa olsun.
Devlet hukuk devleti olsun.
Gerçek bir hukuk devleti, devlet sistemlerinin en iyisidir.













