FB taraftarı arkadaşların spor yorumları en fazla Muhlis düzeyinde!…

.
1 Eylül’ün bilinen anlamı dışında, benim için farklı anlamı var.
31 ağustos 1980 akşamüstü bir çok arkadaşımın detaylı bildiği bir olay yaşadım.
Parti içinde eritilemeyen, daha doğrusu partinin olması gereken homojenliğe ulaşmaması sonucu, içimizden ayrılan bir grupla çatışma yaşandı.
O zamanlar, bizimde onlarında hangi gerekçelerle hazırlandığı bilinmeyen “cezalandırılacaklar” Belki de yok edilmesi gerekenler listeleri yapıldı.
Bizim tarafın “seçilmiş” şanslı kişisi ben olmuştum!..
31 ağustos 1980 akşam üstü Zeytinlik de pusu kurularak öldürülmek -hadi- cezalandırılmak istendim diyelim.
Şaka zannetmeyin! Sayı ile yaklaşık yirmi kişiydiler.
Bundan onbir gün önce de, yani 20 ağustosta, dört kişinin bir silahlı saldırısına daha uğramış, bu olayı rastlantıya bağlamıştım.
Taa ki iddianamede bir doktorun! “Madem vuramayacaktınız neden ateş ettiniz?” İtirafını okuyana kadar.
31 ağustos pususunu da sorun etmemiştim. Pusuya düşürülmek benim için sıradan bir olay haline gelmeye başlamıştı.
O akşam sorumlu olacak liyakatsize pusuya düşürüldüğümü ve çatışarak kurtulduğumu söylediğimde, o bana “Polise isimlerini verdin mi?” Diye sormuş, benden “Ben muhbir değilim” yanıtını almıştı.
O günün sabahı öğlen gibi Temel dağıtım silahlı saldırıya uğradı.
Böyle bir saldırıyı ben bekliyordum anlaşılan başka kimse beklememiş!.
Anladığınız gibi o gün çok şey yaşandı. Tarih 1 Eylül 1980 idi!..
Bu tarih benim hafızama dünya barış günü olmaktan çok, devrimcilerin birbirini vurduğu gün olarak yerleşti.
1 Eylül 1980 yılından bu yana “Dünya Barış Günü” Kutlamıyorum.
Komünistlerin birbirini vurmadığı ve ispiyonlamadığı gün benim için kutlanacak gündür.
Aynı tarafta olup da birbirimize kurşun atmadığımız, isim vererek birbirimizi deşifre etmediğimiz bir tarih; Hiç düşündünüz mü nasıl olurdu?!..
…
Bu olay, Karnataka’daki Kombaru koruma alanının bitişiğindeki dinlenme evinden.
Bir leopar köpeği kovalıyordu. Köpek tuvalete pencereden girdi. Tuvalet dışarıdan kapalıydı.
Leopar köpeğin arkasından girdi ve ikisi de tuvalette sıkıştı. Köpek leoparı görünce panikledi ve sessizce bir köşeye oturdu. Havlamaya bile cesaret edemedi.
Leopar aç olmasına ve köpeği kovalamasına rağmen köpeği yemedi. Köpeği tek hamlede koparıp atarak akşam yemeği yiyebilirdi.
Ancak iki hayvan neredeyse on iki saat boyunca farklı köşelerde birlikteydiler. Bu on iki saat boyunca leopar da sessizdi.
Orman idaresi leoparı hedef aldı ve onu sakinleştirici okla yakaladı.
Şimdi soru şu: Aç leopar, kolayca mümkünken neden köpeği koparmadı?
Yaban hayatı araştırmacıları şu soruya şu yanıtı verdi: Onlara göre, vahşi hayvanlar özgürlüklerine karşı çok hassastır. Özgürlüklerinin ellerinden alındığını anladıkları anda, açlıklarını unutacak kadar derin bir üzüntü duyabilirler.
Karınlarını doyurma konusundaki doğal motivasyonları kaybolmaya başlar.
Özgürlük ve mutluluk birbirine bağlıdır. İstediğimiz gibi düşünme, hareket etme ve yaşama özgürlüğü.
Kaynak Cienciatum Sorpréndete
National georaphic The Animals

…”Aslan ve panter zararsızdır; Oysa tavuk ve ördek çok tehlikeli hayvanlardır” Dedi, bir solucan çocuklarına.
Bertrand Russel
Hikayeyi kimin anlattığı önemlidir!.














