sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa KÜLTÜR VE SANAT

Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’

Salim Çetin Ekleyen Salim Çetin
Eylül 12, 2026
in KÜLTÜR VE SANAT, YAZARLAR
0
Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bugünlerde Nâzım Hikmet sergisi nedeniyle sürdürülen bir tartışma var.

Tartışma Folkart adıyla bildiğimiz bir inşaat şirketinin, genellikle sol dünya görüşüne ait sanat insanlarını sergilere konu etmesi üzerine.

Birkaç yıl önce Bedri Rahmi Eyüpoğlu ile ilgili bir sergi, gene bu şirketin kendi binasındaki devasa galeride açılmıştı.

Ancak o sergide bu tartışmaların bu kadar yüksek sesle yapılmadığını biliyoruz.

Demek ki ülkenin geldiği nokta, her mahallenin kendi sınırlarını tahkim etmede epey yol aldığına işaret ediyor.

Demek ki durum vahim!

Peki, bu sınırları ortadan kaldıracak bir güç görünüyor mu?

Her iki mahalleyi de anlayıp bir ucu demokrasiye, bir ucu hoşgörü ve adalete uzanan bu çaba şimdilik yok gibi.

Bunun yerine, iktidarda kalmak için her yolun mübah olduğuna dair uygulamalar hız kazanıyor.

Bunun için yapılanları görüyoruz.

Bu koşullarda yapacağınız bir kültürel etkinliğin de ya da bir serginin de tartışmadan kaçamayacağı daha başından belli değil mi?

Hoş eskiden de bu tartışmaların olmadığı söylenemez.

Yapı Kredi Yayınları tekelci sermayenin yapılanması diye epey eleştirilmişti, vakti zamanında.

 Sol dünya görüşünden bakanlar için kapitalizmin insanlara dayattığı eşitsiz dünya, sömürü ve özgürlüğün ayaklar altına alınması bu eleştirilerin bitmemesinin nedenlerinin en başında geliyor.

***

Baştan söylemiş olayım, serginin açılışı için oluşturulan kurgu bence yanlış olmuş.

Ne güzel, İstanbul’dan sanat insanları ve yazarlar çağrılmış açılış için. İzmir’den de yazar dostlar çağrılmış aynı biçimde.

Fakat salonun genel havası bir kültürel aktiviteden öte, siyasi mitingi çağrıştırıyor gibiydi.

Bir siyasi konuştuktan sonra diğeri sırayı alıyordu.

Oysa eskiden, böyle etkinliklerde Doğan Hızlan açılışı yapar, arkasından da diğer önemli sanat insanlarına mikrofon uzatılırdı.

Böylece işin bir sanat etkinliği olduğu altı çizilerek vurgulanırdı.

Her neyse belki bunun da bir yararı vardır, böylece siyasilerin sanatla ilişkilerini test etme olanağı yakalanmış oluyor böylece.

***

Konuşan siyasilerden biri AKP genel sekreteri Eyüp Kadir İnan’dı.

İnan, Nâzım’a, haklı olarak sahip çıkılması gerektiğini söylüyor, Erdoğan’ın şiir okuması ile Nâzım’ın şiir yazmasını kıyaslayıp ikisinin de mağdur olduğunu belirtiyordu.

Dolayısıyla haksızlıklara ve baskıya karşı çıkan bir ton konuşmasının içeriğine egemendi.

Önce sevindim, ‘Ne güzel Nâzım’a sahip çıkan, ona yurttaşlığı veren bir iktidar mensubu olmakla övünen bir politikacı var!’ diye düşündüm.

Sonra konuşma uzadıkça 1930’lu yıllarda o günkü iktidarın “insanları zindanlarda nasıl çürüttüğünü” söyleyen genel sekreterin, bugün için tek cümle kurmamış olmasına şaşırdım.

Nâzım’ın on üç yıl içeride yatmasına tepki gösteren genel sekreter bu günlere gelindiğinde; Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve İmamoğlu için tek laf etmiyordu.

Bu kadar tutuklama, hapis, belediyelere yapılanlar, gazetecilerin tutuklanması da işin cabası.

Demek ki işin kolayı, 1940’ların dünyasında kulaç atmak.

En güvenli ve konforlu alan bu.

Hadi muhaliflerden biri bunu yapsa kınar, onu anlamaya çalışırdık. Peki, iktidarda olan hem de partinin en üst düzeyinde yer alan bunu yapıyorsa, denecek ne var ki!

***

İsterseniz açılıştan serginin kendisine geçelim.

Ocak 2027’ye kadar açık kalacak bu sergi, gerçekten Nâzım’ın bütün yönlerini ele almış.

Şairin doğumu, soyağacı, çocukluğu, öğrenimi, aşkları, hapishaneye düştüğü yıllar, Vera’yla Moskova günleri, kaleme aldığı şiirlerin hikâyeleri…

Kısaca Nâzım’la ilgili her şey sergide görülüyor.

Onlarca materyal, kimi koleksiyonerlerden, kimi kişi kurum ve vakıflardan sağlanmış.

Dolayısıyla bu malzeme Atlas Pavyonu’na sığmamış; duvarlar, koridorlar dolmuş, taşmış.

Gezerken Ocak 2027’de bitecek olan bu serginin yerinden kaldırılmasın zorluğunu düşünmeden edemiyor insan  

**

Sergiye niye gittiğim konusuna gelince; evet, ben de büyük şirketlerin kapitalist sistemde önemli bir öge olduğuna inanıyorum.

Marksist dünya görüşü bunu böyle ortaya koyuyor zaten.

Beri yandan da bu şirketlerden bazıları sol kültürden gelen isimlere kapısını açıyor, tanıtımlarına katkı olsun diye bu yola başvuruyor.

Yeni dünya böyle; ikili gerçeklikler birlikte yaşanıyor.

Bir yanda sanata sahip çıkılıyor, öbür tarafta ise kamunun yararı hilafına her şey yapılıyor.

Şehrin silüetini bozmak, arsa temininde olmadık yollara başvurmak gibi…

Bize düşen işin iki yanına da bakmak; olumlu ve olumsuz yanları birlikte değerlendirmek.

***

Bir şirket; Nâzım’a, Atatürk’e, Bedri Rahmi’ye sahip çıkıyorsa önemli.

Bu yana sahip çıkmak bize düşer.

Çünkü biz haklı yandayız, isteğimiz; tıpkı Nâzım gibi, özgürlük, eşitlik ve sömürüsüz bir dünya… Aksi durumda bu felsefeyi ve bu dünya görüşünü bilerek bu işe girenler düşünmeli.

Biz bu ilerici talepleri onlardan istemeliyiz. Aktivitelerine aldıkları sanat insanlarının dünya görüşü böyle çünkü.

Sonuçta Necip Fazıl Kısakürek sergisi değil bu.

Taleplerimiz yerine gelmediğinde de elbette eleştiri hakkını kullanmak gerekir.

Sergiyi görün, derim. Sonra tartışma nasıl olsa devam edecektir… 

***

BADEMLER SANAT KÖYÜ

Epeydir adını duyuyordum.

5 Eylül Cumartesi oradaydım.

İlhan Pınar’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih İçinde Sığacık kitabının1 tanıtımı vardı.

Söyleşinin kolaylaştırıcısı Bekir Yurdakul’du.

Sanat Köyü, Bademler köyünün bitişiğinde, Urla yolu çıkışında yer alıyor.

İçeri girdiğinizde sizi bir mimari güzellik karşılıyor.

Altta bir meydan ve restoran var.

Üst kata iki dönerli merdivenle çıkıyorsunuz.

Musa Baran Çocuk Oyunları ve Oyuncakları Müzesi, yanında Sabiha Tansuğ Etnografya Müzesi sizi karşılıyor.

Musa Baran’ı bilirdim. Ünlü arkeolog. Efes Müzesi’nde müdürlük yapmış.

Sonra da yüzlerce çocuk oyuncağını toplamak, yazmak…

Bu oyunların ta antik döneme kadar izini sürmek…

Müzede bu oyunların hikâyeleri metinlerle, fotoğraflarla duvara yansıtılmış.

Oyunlardan biri de “aşık oyunu”

Bademler Sanat Köyü

Köylerde yaşayanlar bilir; koyun, keçi ve koç gibi küçükbaş hayvanların (veya sığır, geyik gibi bazı toynaklı memelilerin) arka ayak bileklerinden elde edilen küçük kemiğin adıdır aşık.

Çocuklar onları dizer, karşıdan nişan alınır ve isabet iyiyse bir sürü aşık kemiği sizin olur.

Müzede bunu görünce birden eskilere gittim. Köyde biricik oyunumuzdu. Bir nevi bilye oyunu gibi.

1960’ların Erzurum’una gittim birden.

Aynı oyunun Ege’ye, Bademler’e nasıl geldiği ise ayrı bir hikâye.

Herhalde büyük kültür insanı Baran bunu da yazmıştır…    

Sanat Köyü’nde her güne bir kültürel program konulmuş.

Dijital mecradan takip edip yolunuzu buraya düşürün, derim.

Müzelerin gezilmesinin yanında ağaçlar altında çayınızı keyifle yudumlayacağınız harika bir kafe, hediyelik eşya, oyuncak ve kitapların satıldığı dükkânlar sizi karşılıyor.

Girişte, panolarda 1930’lu yıllarda Bademler Köy Tiyatrosu’nun ilk oyuncularının fotoğraflarını görüyorsunuz.

Sonra Metin Erksan’ın Susuz Yaz filminin çekilişinin öyküsü…

Köy bir ilkler abidesi…

Sadece köy mü, Urla da şanslı; bir yanda Urladam, bir yanda Köstem Zeytinyağı Müzesi, Arkas Sanat Galerisi…

***

Peki, …Tarih İçinde Sığacık kitabı?

Aslında şehir monografilerini ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz.

Ama yerimiz kalmadı, gelecek hafta da bunu işleyelim.

……………….

1 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih İçinde Sığacık, İlhan Pınar, araştırma-inceleme, Kilizman Yayınevi, Ocak 2026, 176s.

https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/28673979/salim-cetin/nazim-romantika-bir-omrun-seyruseferi

Post Views: 81
Önceki yazı

Orhan’dan…dan…dan…

Sonraki Gönderi

12 EYLÜL

Salim Çetin

Salim Çetin

Sonraki Gönderi
12 EYLÜL

12 EYLÜL

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
İSTİFA VE İSTİĞFAR

İSTİFA VE İSTİĞFAR

Şubat 11, 2026
DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK -1

DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK-6

Mayıs 21, 2025
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Datça’dan…

Datça’dan…

Eylül 12, 2026
12 EYLÜL

12 EYLÜL

Eylül 12, 2026
Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’

Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’

Eylül 12, 2026
Orhan’dan…dan…dan…

Orhan’dan…dan…dan…

Eylül 12, 2026

Güncel Haberler

Datça’dan…

Datça’dan…

Eylül 12, 2026
12 EYLÜL

12 EYLÜL

Eylül 12, 2026
Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’

Nâzım: ‘Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi’

Eylül 12, 2026
Orhan’dan…dan…dan…

Orhan’dan…dan…dan…

Eylül 12, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Datça’dan…

Datça’dan…

Eylül 12, 2026
12 EYLÜL

12 EYLÜL

Eylül 12, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.