ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)
Öğretmeni, “ Adalet Kavramının İçinde Neler Vardır?” konulu bir kompozisyon yazmasını isteyen küçük Temel bütün sınıftan önce yazıp teslim etmiş.
ADALET
ADALET’in içinde;
AD vardır.
ADA vardır.
ADALE vardır.
ET vardır.
ADA: Bir ülkenin her yeri, bir ada gibi ADALETLE çevrili olması gerektiğini simgeler.
ADALE: Adalet, kaba kas kuvvetinden çok daha güçlü olması gerektiğini gösterir.
ET: Adaletin olduğu yerde hiç bir çocucuğun aç kalmayacağını belirtir.
Öğretmeni, kompozisyonu okuyunca, küçük Temel’i yanına çağırmış ve “Aferin Temel!” demiş “ Yalnız bir şeyi merak ettim. Yorumlarından ADALET’in AD’ını niye çıkardın?”
“Adu çıkarma sebeplerum efendum!” demiş Küçük Temel “Birincisu bir ülkeyu, yöneten partinun adunda ADALET olmasinun o ülkede ADALET oldiğinu göstermeyeceğinu, ikincisu bir ülkede ADALETUN ADu çıktuysa o ülkede huzur kalmayacağinu, üçüncüsü de sizin bana sordiğinuz gibi, bir ülkede ADALETUN AD’ını çıkaranlardan, herkesun hesap sormasu gerektiğinu anlatmaktur!”(Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır)
Küçük Temel herhalde en sevdiğim düşünür
Fa-Lanca’nın kitaplarını okumuş olmalı.
Çünkü, em sevdiğim düşünür Fa – Lanca (Ki yazıldığı gibi okunur), “Hukuk sadece bir müddet için düzeni sağlar. Toplumlarda huzurunu sağlayan ise adalettir!” demiş.”
Bence de çok doğru bir yorum. Küçük Temel’in ADALE benzetmesi de çok yerinde bence.
Hani yaşlı bir öğretmen adaleleri anlattığı derste öğrencilere, somuş;
“Şimdi ben şuraya çıkıp boks yapsam hangi adaleler çalışır?”
Küçük Temel cevap vermiş;
“İzleyenlerun yüz ve karun adaleleru, yani gülme adalelerimuz öğretmenum!”
Bir ülkede ADALET Sarayları bizzat kaba kuvvet olarak kullanılır haline gelince, ne yazık ki bizim yüz ve karın kaslarımız gülmek için değil sinirden ve sıkıntıdan geriliyor.
Neredeyse her gün , Yargı Sopasıyla milli iradenin seçtiği muhalefet belediyelerinin biri iktidarın eline geçiyor.
Fatih’in gemileri karadan yürüterek fethettiği İstanbul’u, 573 yıl sonra gemilerini Adliye Saraylarından yürüterek bir kez daha fethetmenin hesabı yapılıyor gibi bir manzara var.
En sevdiğim düşünür Fa-Lanca, milli iradenin temsili konusunda da; “Bir ülkede Temsili Demokrasi yoksa, o ülkede Demokrasinin Temsili vardır. Oturur o temsili izlersiniz!” demiş.
Şu Fa-Lanca da sanki bütün sözlerini bizim ülkemiz için söylemiş gibi. Baksanıza, oylarımızla kazandığımız belediyelerin, yargı eliyle birer birer el değiştirmesini , oturmuş demokrasi temsilini izler gibi izliyoruz.
Biraz da Adı Çıkma kavramını açalım.
Dursun, aylar süren bir iş seyahatinden dönen Temel’i havaalanında karşılamış.
Temel;” Ula Dursun!” demiş “ Fadume niye karşılamaya gelmedu?”
“Önemlu bir şey yok canum ! Sadece basit bir ad meselesu !” demiş Dursun
“Fadume’nun adi çıktu. Hepisi bu!”
“Nasi adu çiktu ula? diye sormuş öfke ve şaşkınlıkla Temel.
“Nasi olacak canum? “ demiş Dursun “Önce, bütün köyde İlyas’la çiktu adu! Sonra baban Fadume’yi öldürünce de bütün gazetelerde…”(Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır)
Biz de her gün gazetede ADALET’in AD’ının çıktığını gösteren haberleri görmeye alışmıştık.
Ama bütün işi gücü Adaleti Sağlamak olması gereken bir Adalet Bakanının, kalkıp da;
“2028’de Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek!” dediğini ilk kez gördük.
O halde, bu ülkede ADALET’in AD’ı gerçekten çıkmıştır.
O halde, küçük Temel’in dediği gibi, Adaletin Adını çıkaranlardan herkes hesap sormalıdır.
Ve inancımız odur ki;
İLK GENEL SEÇİMDE BU HESAP SORULACAKTIR!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














