Slavoj Zizek’e dair bir not
“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir.” der Karl Marx.
Slavoj Zizek bu söze eleştirel bir şerh düşer: “Dünyayı yeterince anlamadan değiştirmeye kalktık.”
Zizek’e göre 20. yüzyıldaki başarısız ideolojik deneylerin ve aceleye getirilmiş devrimlerin kökeninde tam da bu var: Dünyanın ve insanın doğasını yeterince anlamadan değiştirme çabası.
Bu söz, yıllardır kendi kendime sorduğum sorunun cevabını bulduğum andı.
19. yüzyılın ortalarında ortaya atılan fikirlerle bugünün dünyasını değiştirme tahayyülünün neden başarısız olduğu artık net. 1845’lerde iletişimin son derece zayıf olduğu, radyonun bile icat edilmediği, sosyolojinin henüz emekleme döneminde olduğu bir zamanın algoritmasıyla yeni bir dünya kurmaya çalışmak.
20. yüzyılın başında Ekim Devrimi’yle başlayan sosyalist devrimler rüzgarı, yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde dünyanın üçte birini sosyalist yönetimlere kavuşturmuştu. Sonra o kalelerin tek tek yıkılışını gördük. Bu yıkılışın temelinde toplumsal sosyolojinin ve psikolojinin derinlemesine kavranamaması yatıyor.
Kısacası Zizek’in o çok basit ama derin tanımı, bütün sosyalist tıkanmayı özetliyor: Dünyayı anlamadan değiştirmek.
Dünyayı tanımadan değiştiremezsiniz. Tanımak sadece üretim araçları ve artı-değer üzerinden okumakla olmuyor. İnsan zihnini iyi tanımak, toplumsal sosyolojiyi iyi analiz etmek gerekiyor. Halkı devrimin ana öznesine dönüştürmeden yapacağınız her çıkış başarısızlığa mahkum.
Kaderini değiştirmek istediğiniz toplumu da iyi tanımak zorundasınız. Sosyolojik dokusunu anlamadan değiştirmeye kalktığınızda duvara toslarsınız. 20. yüzyılın son çeyreğinde Türkiye’de yükselen sol hareketlerin akıbeti ortada.
Kürt hareketi görece başarılı görünse de, dünyada eşi benzeri olmayan bir inkara ve açık zulme rağmen olması gereken noktada değil. Bunun nedenlerinden biri de hareketin gençlik ekseninde gelişmesi, arkasında güçlü bir siyasal deneyimin olmaması ve bodoslama bir silahlı mücadeleye girmesi. Kürdistan’ın feodal-aşiretsel yapısını kendi doğası içinden değerlendirmek yerine sol ve batı değerleri üzerinden tanımlayınca, ilerleyen yıllarda karşısında devasa bir köy korucusu ordusu buldu. Dürüst olmak gerekirse, koruculuğun bu kadar yaygınlaşmasının birçok sosyolojik nedeni var ama Kürt hareketinin bu sosyolojiyi yeterince kavrayamamasının da payı büyük.
22/10/2026 İmran Adsay













