sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa KÜLTÜR VE SANAT

TYS temsilcisi olunca…

Salim Çetin Ekleyen Salim Çetin
Haziran 13, 2026
in KÜLTÜR VE SANAT, YAZARLAR
0
TYS temsilcisi olunca…
0
Paylaş
5
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS) İzmir Temsilcisi oluşumdan bu yana gazetedeki haftalık yazılarımın tonunun değiştiğine kendim de şaşıyorum.

Öncesinde gene sanatsal konuları ele alan yazılar yazıyordum.

Bunlar daha çok gazeteci refleksi içinde; kent, yolculuk, belediyelerdeki kültürel etkinlikler vb. konuları önceliyordu.

Şimdi ise yazarlar, onların ürettiği kitaplar, bunların kamuoyuna daha iyi tanıtılmasına dönük çabalar öne geçmiş gibi görünüyor.

Böylece yazarların dünyası, onların kitaplarını yazarken çektikleri zorluklar ikide bir klavyeme dolanıp duruyor.

Sadece bu da değil; daha işin başında, kitabı yeni çıkmış, dergilerin ve eleştirmenlerinin süzgecinden geçip kamuoyunun beğenisinde yeterince yer bulmamış yazar arkadaşlarımın yeterince tanınmadığı için haklı olarak içindeki kırgınlığı anlamaya çalışıyorum.

Oysa yazı işinin ne belalı bir iş olduğunu buna bulaşanlar bilir.

Hele de bir kitabı yazmak, kurguladığı dünyada ona can verip hayal dünyasına uçurmak…

Ne güzel bir iştir!

Arkasından tanınmak, toplumda saygı ve kabul görmek duygusu neden gelmesin ki!

***

Kitabın kanatlanıp okura ulaşmasında yazar elbette işin öznesidir.

O, kurgular koca bir dünyayı ve adına roman ya da öykü der.

Bir başka yazar, sabah kalkıp yüreğinde kuşların uçtuğu günün güzelliğini dizelerine dökerse bilin ki şairdir.

Hatta deneme ve eleştiri gibi metinlerle uğraşanlar da yazı denen sihirli dünyanın başka özneleridir.

Çember biraz daha genişleyince yazma ve yaratma işi müziğin, resmin ve sinemanın büyülü dünyasına kadar dayanır.

Sonrası okura kadar giden uzun bir yolculuktur.

Peki bu yazma serüveni nasıl başlıyor?

***

Orhan Pamuk, “Bir roman bir düşünceyle başlar.” diyor.

Sonra diyelim nakkaşlarla ilgili bir roman yazılacaksa, “…bunun tomurcuğu mu desem, bir sahnesi, bir ânı, bir durumu, bir kahramanı, hayata bağlı bir yanı vardır. (…) Ne zaman ki bu fikirle gelen bir kahramanı merdivenden inerken görürüsünüz, (…) roman işte asıl orada başlar ve siz yazmaya koyulursunuz.”

Gördünüz mü, roman önce düşüncede filizleniyor, sonra zihinde bin bir ayrıntı kanatlanıp dal budak salıyor.

Ve aylar ya da yıllar süren zihinde taşınan, sonra üzerine kütüphanelerde araştırma yapılan konu artık o merdivenden inerek size doğru gelendir.

Ve siz o çatıyı kurup oluşturduğunuz dünyada yol almaya başlıyor, kurduğunuz cümlelerle sözcükle can veriyorsunuz.

Peki, bu kolay bir süreç midir?

Düşünün ki yeni bir dünya kuracaksınız; kişiler, olay örgüsü, gerilimin boyutu, nasıl anlatacağınıza dair yeni bir biçem bulma çabası zihninizde dönüp duruyor.

Bunlarla ilgili ahengi bulmanız gerekir.

Yoksa G. Garcia Marquez gibi, “…Şer Saati’nden1 sonra beş yıl hiçbir şey yazamadım.” noktasına gelmeniz işten bile değildir.

Çünkü büyük yazar, romanı nasıl bir üslupla anlatacağına karar verememiştir.

Neyse ki Marquez, beş yılın sonunda, büyükannesinin anlattığı masallarda bunu bulur.

“…Gerçeküstü ve hayali şeyleri anlatırdı ama bunları büyük bir doğallıkla anlatırdı.” dediği büyüğü ona yolu gösterir.

Sonrasında Yüzyıllık Yalnızlık2 romanını yazmaya başlar.

Ve on sekiz ayda bitirir.

Demek ki her yazılı eser için onun nasıl anlatılacağı başlı başına bir sorun.

O anlatma sorunu hallolunca/ aranan dil bulununca iş oturup bir odada romanı yazmaya kalıyor.

Bunu söyleyen de bizim Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk.

***

Biliyorsunuz, edebiyat dünyası epeyi bir zaman Virginia Woolf’un yazmak için öncelikle (kendine ait) bir odaya ihtiyaç olduğu saptamasını diline dolamıştı.

Elbette 19. yüzyıl koşullarında kadın yazarlar için bu saptama hiç de yabana atılacak bir şey değildi.

Gelinen noktada bu büyük oranda aşıldı. Şimdi kadın yazarlar çoğaldı ve onlar evin bir odasına hiç de bağlanıp kalmıyorlar.

Ama ben, her yazarın, aşılması gereken bir dağın doruğu gibi önlerinde duran, yazıya yol verecek ‘ilk cümle’nin varlığına da değinmek istiyorum.

Yazanlar bilir, ne yazarsanız yazın ilk cümle geldi mi gerisi kolaylaşıyor.

Bu yüzden buna hep vurgu yapılmıştır.

Bu konuda E. Hemingway’in öğüdü dikkate değer:

“Akşam gün biterken yazılacak iyi bir cümleniz varsa onu yazmayın. Onu ertesi sabaha bırakın ki sabah hemen yazmaya başlayabilesiniz.”

Evet, ilk cümle önemli ama keşke kocaman yapıtlar ilk cümlenin bulunmasıyla tamama erebilse.

Asıl çile ondan, o cümleden sonra başlıyor.

O cümle klavyede akar giderken peşi sıra diğerleri akın ediyor.

Gene de edebiyat ve yazı işinin bir disiplin sorunu olduğunu unutma hakkımız herhalde yoktur çünkü birbirini izleyen milyonlarca cümle sonuçta sizden sabır, disiplin ve verimli bir çalışma temposu bekler.

***

Aziz Nesin’in çok bilinen tutumudur; o, her sabah -yazsın yazmasın- masaya oturur, sözcükleriyle merhabalaşır, öğleden sonra da başka işler devreye girer.

Orhan Kemal, İkbal’in Kahvesi’nde bir masada çalakalem o güzelim romanlarını inatla ve büyük bir sevecenlikle yazar.

Pek çok yazar şimdilerde tuttukları yazı evlerinde bu işi yapıyor. Benim bildiğim Ahmet Ümit bunlardan biri.

Orhan Pamuk da evine yakın bir yazıhanede romanlarını yazdığını söylüyor.

“Yazıhaneme girer girmez ilk yaptığım iş kahvenin başına koşmaktır… Koridorda volta atmak, telefonu kapatıp duvarlara, aynalara, arada bir sokağa bakmak…” bunlardan sonra geliyor Pamuk için.

Ve tabii ki bir gün önce yazılanlar okunuyor ve o ilk cümle bulunduktan sonra yazma işi başlıyor.

Pamuk, yılda 300 güne yakın yazıya çalıştığından söz ediyor.

Bu da yılda 170-180 sayfa yazı demektir.

Bunu güne bölersek bir güne 0,75 sayfa. Yani bir sayfaya yakın.

Demek ki 300 sayfalık bir roman bir yıla sığamıyor.

Her neyse bizler, odasında kendi dünyasında hayalleri ve onları kâğıda dökecek sözcükleriyle tebelleş olan yazarı, büyük dünyaların ve parıltılı yaşamların bireyi olarak hayal ederiz.

Oysa Orhan Pamuk, “Bundan vazgeçin” diyor.

Ve yazarlığı, “…Küçük bir odada, kendi kendinize, küçük alışkanlıklarınızla iğneyle kuyu kazarak” yapılan bir iş olarak tanımlıyor.

Ve dahası, “…aslında bütün gün bir sayfaya bakarak, (…) hayal gücünüzü işleterek, yaşamayı göze alabiliyorsanız yazarlık serüvenine girişebilirsiniz.” öğüdünü de ekliyor.

Büyük dediğimiz yazarlar böyle.

Peki biz İzmirliler?

Bana göre yaratıcılık ve onunla ilgili yazarlığın her yerde kumaşı aynı.

O kumaşı nerde biçerseniz biçin iyi terzi iseniz harika elbiseler çıkabilir.

Değilse, kötü!

İzmir’de onca kitabı olan yazar dostlara gelecek olursak, aslında anlatılan hikâye onların da hikâyesidir.

Pamuk, nasıl ki bir odada hayalleri peşinde sözcükleri kovalıyorsa bizim buradaki yazarlar da aynı serüveni yaşıyor. Ürettikleri kitaplar bizimkiler için de altın değerinde.

Tek fark onların tanınırlık katsayısında fersah fersah önde olmaları.

Bize düşen de bu tanınırlık katsayısını azaltmak, değerli yapıtları öne çıkarmaktır.

………………..

1 Şer Saati, G. Garcia Marquez, çeviren: Seçkin Selvi, roman, Can Yayınları, 20. Baskı: Ekim 2019, 192s.

2 Yüzyıllık Yalnızlık, G. Garcia Marquez, çeviren: Seçkin Selvi, roman, Can Yayınları, 96. Baskı: Ekim 2025, 464s.

Virginia Woolf                                                              

Orhan Pamuk

Gabriel Garcia Marquez                                                   

Aziz Nesin

https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/28150136/salim-cetin/tys-temsilcisi-olunca

Post Views: 216
Önceki yazı

Engin görüş…

Sonraki Gönderi

Datça’dan…

Salim Çetin

Salim Çetin

Sonraki Gönderi
Datça’dan…

Datça’dan…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
FACE YAZILARI…

FACE YAZILARI…

Haziran 13, 2026
Datça’dan…

Datça’dan…

Haziran 13, 2026
TYS temsilcisi olunca…

TYS temsilcisi olunca…

Haziran 13, 2026
Engin görüş…

Engin görüş…

Haziran 13, 2026

Güncel Haberler

FACE YAZILARI…

FACE YAZILARI…

Haziran 13, 2026
Datça’dan…

Datça’dan…

Haziran 13, 2026
TYS temsilcisi olunca…

TYS temsilcisi olunca…

Haziran 13, 2026
Engin görüş…

Engin görüş…

Haziran 13, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

FACE YAZILARI…

FACE YAZILARI…

Haziran 13, 2026
Datça’dan…

Datça’dan…

Haziran 13, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.