Yıllar önceydi…
Bir Cinayet Masası Dedektifi ile sohbet ediyordum…
Bir ara kendisine:
“… mesleğiniz o kadar zor koşullar içeriyor ki, şahsen bir gün bile dayanamam o şartlara. Çürümüş bir ceset kokusu dayanılmazmış, siz nasıl dayanabiliyorsunuz?”
Yüzüme baktı bir süre…
Sonra tek sözcükle yanıtladı sorumu:
” Alışarak!”…
Aslında…
Zamanla çürümüş bir beden kokusuna alışmak…
Çürümüş bir ” insan ruhuna” alışmakla eş değerdir…
Artık…
Var olmayan…
Bambaşka bir şeye tanıklık ederiz…
İnsan olarak gördüğümüz…
Mutasyon geçirmiş bir insansıdır oysa…
Omurgası erimiş yaratık sürüngene dönüşmüştür artık…
Güya…
İki ayağı…
İki gözü…
İki kulağı vardır ama…
Doğru yola kötürüm…
Doğru söze sağır…
Gerçeğe kördür!
Dil ise…
Sürekli yalamaktan metrelerce uzamış…
Ortama göre renk değiştirme evrimiyle…
Bukalemunun pabucunu dama attırmıştır!
Bakın etrafınıza…
Son günlerde yaşanılanları gözlemleyin…
Zihninizden geçirin bir ömür boyu yaşadıklarınızı…
Her yerde…
Ama her yerde ziyadesiyle mevcut bu insansı yaratıklar…
Nerede bir taze, dumanı üstünde camış terkisi görsünler…
Kara bulut gibi üzerine çöküyorlar…
Say say bitmiyor!
Dün çürüyen ceset kokusuna alıştırdılar…
Şimdi ise sırada…
Tüm toplumu “çürüyen ruh” kokusuna alıştırmak!
Sizi bilmem ama ben
REDDEDİYORUM bu kokuyu teneffüs etmeyi…
Çünkü biliyorum ki…
Ben insanım diyenin…
Omurgası…
Ahlâkı…
Vicdanı…
Merhameti…
Ar damarı…
Onuru olur!
Bu değerleri olmayanlar bir bulaşıcı hastalık gibi çoğalsa da ….
Siz uzak durun iyiliği yaşatma adına bunlardan…
× ×
Adamın biri tenha bir Sokaktan geçiyormuş…
Tam ortaya geldiğinde galeyana gelip, “ulan alçaklar, namussuzlar!” diye bağırmış avaz avaz…
Bir anda…
Sokağın iki yanında bulunan evlerin pencereleri açılarak onlarca baş uzanmış aşağıya doğru…
Adam bir süre bakmış üzerine dikilen o merakla uzanan başlara…
Sonra da yoluna devam ederken söylenmiş kendi kendine:
” yahu bu memlekette de ne çok ALÇAK ve NAMUSSUZ varmış!”…
Siz siz olun…
Asla alışmayın kötülüğe…
Asla, Asla!…













