Son zamanlarda yeni bir çağın eşiğinde olduğumuzu fark ettim.
Teknoloji çağını geçtik, biliyorum. Yapay zekayı da geçtik.
İçine girdiğimiz bu dönem, “Her Şeyi Üstüne Alınma Çağı.” Sizler de hemen alınmayın devamını bekleyin lütfen.
Eskiden insanlar yazıyı okur, düşünür, katılır ya da katılmazdı hepsi bu.
Şimdi önce etrafa bakıyorlar: Sonra
“Bu bana mı söylendi?”
“Bize mi gönderme yaptı?” “Acaba kimden bahsediyor?” Sanki ülkede herkes gizli servis elemanı, her cümlenin içinde şifre varmış gibi arıyor.
Ben mesela trafikteki saygısızlığı eleştiriyorum.
Bir bakıyorum, şehirde kim varsa alınmış.
Sanki yazının altına plaka numaralarını da eklemişim de haberim yok. Marketlerdeki fırsatçılığı yazıyorum, dürüst esnaf bile bana küsüyor. Neden derseniz,
“Bizi kastettin galiba…”
Yok efendim, seni kastetmedim.
Eğer kendini bulduysan, o benim başarım değil, senin vicdanının navigasyonu çalışıyor demektir arkadaş.
Ne ilginçtir ki kimse övülen tarafta olduğunu düşünmüyor. “Toplumda hâlâ iyi insanlar var” desen, kimse çıkıp
“Ben de onlardan biriyim galiba” demiyor. Bunu anlamış değilim.
Ama “Bazıları çıkarı için her şeyi yapıyor” dediğin anda yüzlerce kişi sıraya giriyor: “Galiba bizi yazmış!”
Bir de yeni bir meslek doğdu: Alınganlık uzmanlığı.
Adam sabah kahvesini içiyor, sosyal medyada bir yazı görüyor, ardından derin analizlere başlıyor:
“Burada aslında bana mesaj vermiş.”
Kardeşim, sen kimsin? CIA raporu musun da herkes sana şifreli metinler yazsın?
Eskiden insanlar dedikodu üretirdi, şimdi teori üretiyor. Bir cümleden roman çıkarıyorlar.
Noktalama işaretlerinden örgüt şeması kuranlar var.
Üç nokta koysan,
“Birilerine gözdağı veriyor” diyorlar. Virgül eksik olsa, “Kesin sinirli yazmış” diye yorum yapıyorlar.
İşin en komik yanı da şu:
Bir insan kendisinden bahsedilmediği hâlde yazının kahramanı olduğunu düşünüyorsa, belki de mesele yazarın kaleminde değil, okuyanın vicdanındadır.
Ama olsun…
Ben yine de yazmaya devam edeyim.
Nasıl olsa bu yazıyı da okuyup:
“Kesin bana yazmış…”
diye düşünecek birkaç kişi mutlaka çıkacaktır.
Onlara da şimdiden selam olsun.
Çünkü bu memlekette elektrikten önce alınan bir şey varsa, o da gönüllerdir.
Ben de gönül almaya devam edeyim…














