Edebiyatımızın ünlü ismi Sait Faik, son günleri olmalı ki, Samet Ağaoğlu’na, “Samet, artık İstanbul’un bu eğri büğrü/inişli çıkışlı sokaklarında dolaşmaktan hoşlanıyorum hem de yalnız olarak. Bu sokaklarla, bu eski evlerle bir çeşit dertleşiyorum.” diye yazmış anılarının bir yerinde.
Kitaplığıma girince ben de usta kalem Sait Faik gibi onca kitapla dertleşiyor, yeniden okumak için masamın üstüne taşıyorum pek çoğunu.
Bu kez elime gelen,bu hafta edindiğim Efdal Sevinçli’nin Kara Sinan1 kitabı oldu.
Kara Sinan, İzmir’de 1875-1876’da çıkan mizah ve karikatür dergisinin adı.
Efdal Hoca, 35 sayı çıkan bu dergiyi büyük bir özveriyle incelemiş.
Ne iyi ki İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kent Kitaplığıda bu önemli araştırmayı yayımlayarak önemli bir işe imza atmış.
***
Kitabın ilk bölümü, o dönemin öncelikle İstanbul ve İzmir’de çıkan mizah dergilerine ayrılmış.

Onları çıkaranlar, içeriklerinin ne olduğu gibi bilgiler çok sayıda dipnotla, değişik kaynaklar taranarak, kısacası bir kuyumcu titizliğiyle verilmiş.
Bu yüzden kitabı okuyanlar 1870 ile 1876 döneminde çıkan mizah dergileri ve onların hikâyesini de bu kitapta bulabiliyor.
İkinci bölümse derginin kendisine ayrılmış.
***
Sevinçli, üşenmemiş, 35 sayının her birini kitaba almış.
Bu nedenle her sayısı dört sayfadan oluşan derginin içeriğini görebiliyorsunuz.
Tabii metinler ağdalı Osmanlıca, derginin her sayısında bir de çok hoş bir karikatür yer alıyor.
Bu düzen hiç bozulmuyor, önce metinler ve sonra karikatür.
Dergiyi incelediğinizde, 1870’lerin Osmanlı dünyasındaki mizahın ne olduğunu, insanların hangi konulara önem verdiğini anlıyorsunuz.
***
KARA SİNAN
Kara Sinan, İzmir’de, 1975’te yayımlanıyor.
Efdal Hoca, Kara Sinan’ı anlatırken elbette, o zamanda pek çok konuda merkez olma niteliğini elden bırakmayan İstanbul’u unutmamış, oradaki mizah dergilerini de sıralamış.
1871’den başlayarak 1876 yılına dek çıkan yayınlar şöyle:
Terakki, Diyojen, Terakki Eğlence, Letaif-i Asar, Çıngıraklı Tatar, Hayâl, Tiyatro, Latife, Meddah, Kahkaha…
Peki, aynı tarihlerde İzmir basının durumu nedir?
Kara Sinan’dan hemen önce, 1869’da İzmir’de iki Türkçe gazete yayımlanıyor.
Biri İzmir’in de o sıralar bağlı olduğu vilayet olan Aydın adını taşıyan gazete.Yani vilayetin resmi gazetesi.
Diğeri Mehmet Salim Bey’in çıkardığı Devir gazetesi.
Üçüncü gazete (ya da Efdal Hoca buna dergi diyor), 1875’te yayımlanan Kara Sinan dergisi oluyor.
Kara Sinan’ı, İzmirli Rum Karidi Efendi çıkarıyor.
Karidi Efendi aynı zamanda Rumca yayımladığı Velos gazetesinin de sahibi.

Burada hemen bir parantez açayım:
Efdal Sevinçli, İzmir Basın Tarihi’ni2 de yazmış bir akademisyen.
Dolayısıyla bu, onun bildiği bir alan.
Dolayısıyla benim yukarıda bir satıra sığdırdığım gülmece dergileri, onlarca kaynak taranarak ve sayısız dipnotla biz okurlara aktarılmış.
Bu nedenle kitap, aynı zamanda araştırmacılar için de güvenilir bir kaynak niteliğinde.
***
Kara Sinan dört sayfalık bir dergidir. Son sayfada karikatür yer alır, diğer sayfalar ise mizahi metinlerden oluşuyor.
Efdal Hoca, geçen yıl içinde dergideki karikatürlerden bir de sergi açmıştı.
Kara Sinan sonuçta bir mizah dergisi.
Mizah, sosyal medyada; “hayatın gülünç, absürt ya da çelişkili yönlerini ortaya çıkararak insanları eğlendirmeyi ve düşündürmeyi amaçlayan bir iletişim türü ve sanat dalıdır. Sadece güldürmekle kalmaz; eleştiri, hiciv ve ironi gibi araçlarla toplumsal normları sorgulamak için de kullanılır.” tanımıyla çıkıyor karşımıza.
Türk Dili Kurumu; “Olayları, durumları veya düşünceleri eğlenceli bir dille ele alıp şakalar, ironiler ve nükte yoluyla insanların gülmesini, güldürürken de düşündürmeyi sağlayan bir anlatım” yoluolarak tarif ediyor.

Dil Derneği Türkçe Sözlük’se mizah tanımı için araştırmacıları gülmece (Eğlendirmek, güldürmek ve birine, bir davranışa incitmeden takılmak amacını güden ince alay, mizah, humor.) maddesine yönlendiriyor.
Dolayısıyla Kara Sinan tam da bunu yapıyor; olaylara mizahi yaklaşıp toplumun onun üzerinde düşünmesini sağlamayı amaçlıyor.
***
Derginin o yıllarda üzerinde durduğu konulardan bir bölümünü Efdal Sevinçli Hoca şöyle toplamış:
Mahalle aralarında sünnet alaylarında silah atan hamallara göz yumulması, Buca yolunun bitirilmeyip tehlike yaratmasına neden olanların araştırılmadan bırakılması, halkın gezdiği sahilde, anadan doğma ‘cambul cumbul’ denize girenlerin önlenmemesi, kuşların yavrulama günlerinde av yasağına karşın avlananlara göz yumulması gibi konular.
Tabii 35 sayı okunduğunda buna benzer onlarca değişik konu üzerinde durulduğunu da görebiliyorsunuz.
***
Elbette Efdal Sevinçli’yi anlatırken bir kitabıyla bırakmak haksızlık olur.
Onun, tiyatromuzun kurucularından Muhsin Ertuğrul ile Hüseyin Rahmi incelemesini yıllar önce okuduğumu anımsıyorum.
Ayrıca İzmir’de Tiyatro,3 İzmir Basın Tarihi gibi diğer yapıtları da başucu kitaplarımdan oldu hep.
Gene geçen yıl içinde Karşıyaka Kent Konseyi’yle gerçekleştirdiğimiz söyleşilerden biri de Efdal Hoca’nın Şemikler Mahallesi’ni anlattığı kitabı üzerineydi.
Arada kaleme aldığı dil konusundaki makalelerini saymıyorum bile.
Görüldüğü gibi Hoca’nın çalışma alanı farklı disiplinleri içeriyor.
Dil konusundan önemli biyografilerin yazılmasına, basın tarihinden mizahın gelişimine değin giden bir yol.
***
Sevinçli, 1998’de üniversiteden emekli oluyor.
Ama emeklilik onu ne güzel ki çalışmaktan alıkoymamış!
Tele 1’de,Tuğrul Keskin’in programında “…Ev üniversitesinde çalışmaya devam ediyorum.” demesi bundan.
Zaten yapıtlarının büyük bölümü emeklilikten sonraya denk düşüyor.
Dileğimiz odur ki Efdal Sevinçli hocamız bu ‘ev üniversitesi’ndekiçalışma şevkini kaybetmesin ve daha nice yapıta imza atsın.
https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/28232455/salim-cetin/caliskan-bir-hoca-efdal-sevincli














