İYİ DE HANGİ GÜZELLİK?
Yüz ve vücut hatlarıyla pek barışık olmayan oyuncu adayı genç bir kadın, ünlü estetik cerrahı Temel’den randevu almış.
Yapılacak burun, dudak, kulak, göz, kalça, bel şekilleri, ameliyatın yapılacağı tarih belirlenmiş ve sıra ücrete gelmiş.
Genç kadın, Temel’in istediği ücreti duyunca, önce yerinden hoplamış sonra da en şuh sesiyle, “O kadar parayı ödeyemem” demiş ve gözlerini davetkar şekilde süzerek sürdürmüş konuşmasını “Bana bir güzellik yaparsınız, herhalde…”
Bu duruma alışık olan ünlü cerrah Temel de, “Hanumefendiciğum” demiş “Zaten bu parayu size bir güzelluk yapmak içun isteyrum!” (Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır.)
Dostoyevski’nin Budala romanının kahramanı Prens Mışkin; “Dünyayı güzellik kurtaracak!” der.
Mışkin böyle söyledi diye, sizin de
“Gülmeyecek bu yüzü
Neden verdin bana yarab?
Ya birazcık neşe ver
Ya beni baştan yarat!” şarkısını söyleyip, isyan etmenize hiç gerek yok.
Yeteri kadar paranız varsa; günümüzde baştan yaratılıp, baştan çıkaracak kadar güzel olmak artık çok kolay.
Parayı bastınız mı sizi baştan yaratacak Estetik Cerrahları hazır.
Ama onların yarattığı güzellikler, başvuran hastalarının psikolojik durumlarını ve kendi ekonomik durumlarını kurtarmaktan başka bir işe yaramıyor.
Buna, hiç bir eleştirim, hiç bir diyeceğim yok. İnsanlar kendi parasını elbette kendi mutlulukları için dilediği gibi harcayabilirler.
Bu iktidarın, 24 yıldır birilerine yaptığı güzelliklerse, Türkiye’yi ve dünyayı değil, üç beş kişinin dünyalıklarını kurtarmaktan başka hiç bir işe yaramadı.
İşte bundan çok şikayetçiyim.
Zaten ben de Mışkin’in tespitine karşı sırf bu yüzden; “İyi de hangi güzellik?” diye soruyorum.
‘Büyük burunlu’ birinin ameliyatla burnunu küçültmek onun kibirli olmasını engellemez.
Pis bir sırıtmayı, dudak operasyonu ile tebessüme çeviremezsiniz.
Sırf fiziği güzel diye bir hakimden adil bir karar bekleyemezsiniz.
Sadece, çok güzel “adalet ve kalkınma” nutukları atıyor diye bir siyasetçiden kalkınma da adalet de bekleyemezsiniz.
Çok güzel ve çok büyük bir şehir hastanesinde çalışıyor diye, “ Omurilik Soğanına”, “ Omurilik Sarımsağı” diyen hekimden şifa bulmak zordur.
Tersine örnek verirsek; Amerika’da köleliği, gelmiş geçmiş en çirkin yüze sahip ABD Başkanı olan Abraham Lincoln kaldırmıştır.
Kuduz aşısını bulan Louis Pasteur bir Alen Delon, Rahibe Teresa bir Brigitte Bardot sayılmazdı.
Tabi, bu vatanın kurtarıcısı, bu cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi, hem dışı hem de içi güzel olan lider bulursanız öpüp de başınıza koyun.
Ama şunu da unutmayın; insanların bireysel mutluluklarında dış güzellik önemli olabilir ama, insanlığı ilgilendiren, dünyayı kurtaracak olan dış güzellik değil iç güzellik olmalı.
O alana da ne yazık ki estetik cerrahinin müdahale imkanı yok.
Güzellik ve yakışıklılık, rahmetli Cüneyt Arkın gibi, en basit senaryo ve teknoloji ile size “Dünyayı Kurtaran Adam” filmini çevirtebilir.
Ancak, gerçekten dünyayı kurtarmak istiyorsak, her birimizin iç güzelliğimize de en azından dış güzelliğimiz kadar yatırım yapmamız gerekiyor.
“Her Çok Güzel Olacak!” diyebilmek için:
İş başa düşüyor yani!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese iyi pazarlar!
Ulvi Puğ














