HOPLAYIVER ÇEKİRGE
Entomoloji Profesörü Temel, üniversitede çekirgeler konusunda bir araştırma yapıyormuş. Temel’i kıskanan Doçent Dursun, gizlice odasına girip araştırma ses kayıtlarını incelemiş.
Temel’in aldığı ses kayıtları şöyleymiş:
1. gün:
Çekurgelerun 6 bacağu olsa da öndeki bacaklarinu el gibi kullaniyuler!
O yüzden çekurgenun orta bacağinun birinu koparup, zıpla diye bağirdum ve zıpladu!”
2. gün:
Çekurgenun orta bacağinun ikincisinu koparup, zıpla diye bağirdum ve yine zıpladu!”
3. gün:
Çekugenun arka bacağinun birinu daha koparup, zıpla diye bağirdum ve yine de zıpladu!”
4. gün:
Bugün çok hayret vericu bir geluşme oldu. Çekurgenun 4. ve sonuncu bacağinu de koparup “ZIPLA!” diye bağirdum, hiç hareket etmedu.
Sonuç:
Dört bacağu kopan çekurgeler SAĞIR olayi!
Bu bayat çekirge fıkrasını yazma sebebim, 500 kere zıplayan bir çekirge yüzünden.
Savcılığa ağzındaki sakızı çiğneyerek gidip, çıkışta da; “Hani bir fıkra vardır, bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge… Ben beş yüz kere sıçradım, takipsizlik aldım!” demiş ve elini kolunu sağlayıp giden çekirge.
Bunu duyunca önce;
Çekirgeyi salıverdim
Yazıya, yazıya
Ot koymadı koyun ile
Kuzuya kuzuya
Hoplayıver çekirge, türküsü geldi aklıma sonra da bu bayat fıkra.
Ben de; “Ağzındaki sakız ayakkabının altına, ayakkabın altı da yaptırdığın parkın betonuna yapışsın da bir daha sıçrayama inşallah!” diyerek bu yazıyı yazmaya başladım.
Hani Nazım Hikmet;
“Deeeert çok, hemdert yok»
Yüreklerin kulakları sağır… “ der ya…
Beş yüz kere sıçrayan bu çekingenin de daha bir bacağı bile kopmadan yüreği sağır olmuş.
Milletin hakkında söylediği hiç bir şeyi duymuyor.
Yüzüne tükürmek istesek o da mümkün değil.
Fadime, başka kadınla suç üstü yakaladığı kocası Temel’e, “Peni pir daha aramayasun!” diyerek dönüp gitmeye kalkmış.
Temel, önünü kesmiş ve ” Tur Fadimeciğum!” demiş ” Hiç değilse son pir öpücük alayum!”
Fadime;” Ula ne yüzsüz herifsun!” diye bağırarak Temel’in yüzüne okkalı bir tokat indirmiş.
“Pak işte yine yanildun Fadimeciğum!” demiş bu kez Temel , ciddi bir şekilde
“Pana yüzsüz diyesun. Peçi pu tokati nereye indirdun?” ( Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır.)
500 kere sıçrayan çekirgeye ne tokat atmak mümkün ne de yüzüne tükürebilmek!
Çünkü bu çekirge her yolda bir bacağı olsa da tükürülecek bir yüze sahip değil.
Onu için Yaşar Saim Aslan’ın Çekirge Şiiri ile sürdürelim yazımızı.
Bir sıçradın, çok sıçradın
Kimi tok, kimi aç sıçradın.
Bir ömürde kaç sıçradın?
Sonunda durmak var çekirge.
Hakkın mı havadaki yerdeki
Yedin durdun, hak nerde ki?
Çoğu ararken kaybedip, evdeki
Bulgurdan olmak var çekirge…
Taş üstü, toprak üstü yolun,
Hakka sınırsız uzanan kolun.
Cürüm yüklerken sağın solun
Hak hukuk bulmak var çekirge.
Yolun, zikzak bilip atlamak,
Biri beşe, beşi kaça katlamak.
Bitmez mi sandın, saltanat
Tahtından olmak var çekirge.
Ve bir fıkrayla bitirelim.
Temel rakı içmeye davet ettiği Dursun’a sormuş;
– Türkiye’nun paşkentu neresidur?
– Ankara.
– Su kaç derecede kaynar?
– 100 derecede.
– Peçi pir üçgenun iç açılarinun toplamu?
– 180 derecedur.
Bu cevabı da duyan Temel piştovunu çıkarıp Dursun’u vurmuş.
Duruşmada hakim sormuş;” Evladım hem arkadaşını yemeğe davet etmiş hem de öldürmüşün. Bunu neden yaptın?
Temel boynunu büküp cevaplamış ;”Çok şey pildiğu içun susturmak zorunda kaldum efendum!”
Melih Gökçek ifadesinden sonra bir şey daha söylemiş;” Soruşturma bitsin, televizyonlarda bol bol konuşacağız. Ben konuşmaktan çekinen biri değilim!”
Temel çok şey bildiği için cezalandırılmış. Belki de 500 kere sıçrayan çekirge de çok şey bildiği ve çok konuşabildiği için cezalandırılamıyordur!
Kim bilir?
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
İyi hafta sonları olsun!
Ulvi Puğ













