Siyasette en çok konuşulan konu yerel örgütlerde delege ve kurultay delegeleri, partide yerel ve genel seçim adaylarıdır.
Adayları kim belirliyor?
Cumhuriyetçi, milliyetçi, liberal ve muhafazakâr partilerde milletvekili ve belediye başkan adaylarının tümüne yakının veya tümünün genel merkezler tarafından belirlenmesi, yalnızca parti içi bir yöntem sorunu değildir. Yerel örgütlerin, üyelerin ve yıllardır o bölgede siyaset yapan insanların iradesini etkisizleştirmek, aynı zamanda seçmen iradesini daha sandık kurulmadan ortadan kaldırarak hiç saymaktır.
Yıllarca parti örgütünde çalışan, halkın sorunlarını bilen, yerel mücadelelerin içinde bulunan bir kişi aday gösterilmezken; bölgeyi yeterince tanımayan, hatta hayatında aday olduğu yere gitmemiş bir kişinin genel merkez kararıyla adaylaştırılması demokratik anlayışla açıklanabilir mi?
Bu partiler demokrasi mücadelesinden söz edebilirler mi?
ADAY DAYATMA
“Aday budur. Hepiniz çalışacak, destekleyecek ve oy vereceksiniz.”
Genel merkezin verdiği bu talimat örgütü siyasal özne olmaktan çıkarıp seçim makinesine dönüştürmektir.
Sorunun bir başka boyutu da adaylığın ekonomik maliyetidir. Yüksek resmi başvuru ücretleri, seçim kampanyalarının büyük maliyetleri ve kamuoyunda zaman zaman dile getirilen kayıt dışı para ilişkileri, siyaseti parası olanların daha rahat yarışabildiği bir alana dönüştürüyor.
Parası olmayan, yıllarca partiye emek vermiş üye yarışın dışında kalıyor.
Parti ahlakı ve eşit koşullarda sürmeyen yarışma sınıfsal farkı da ortaya çıkarıyor. Ekonomik gücü olan parti üyesi aday olmayan adaya sunulan hizmetli oluyor.
ADAYLAR SEMİM SÜRECİNDE NEDEN OLAĞAN ÜSTÜ PARA HARCARLAR?
Seçim sürecinde aday neden büyük harcamalar yapar? Burası parti mi, şirket mi? Harcadığı parayı hangi yöntemle kat kat geri kazanacak?
Bu usulle partiler aday yerine seçmenlerine hırsız sunuyor. Buna tepki vermeyen taraftar ve üyeler hırsıza lojistik destek veriyor.
Adaylık bir “yatırım” olarak görülüyorsa, kamu görevi de bu yatırımın geri dönüş alanına dönüşebilir. Bu nedenle adayın finansmanı, bağışçıları, ticari ilişkileri, mal varlığı ve çıkar ilişkileri şeffaf biçimde denetlenmelidir.
Yolsuzlukla mücadele yalnızca savcılıkta başlamaz.
Aday belirleme sürecinde başlar.
Üye ve seçmen de sorumluluktan kaçamaz.
“Benim partimin adayı” diyerek sorgulamadan oy vermek, parti aidiyetini demokratik sorumluluğun önüne koymaktır. Üyelerin iradesi kırılarak finansman gücü olanların adaylaştırılmasına tepki göstermemek, genel merkezin tutumu kadar sığ bakış açısına sahip olduklarını gösterir.
Seçmenin görevi sadece sandıkta mühür basmak değildir. Önceliği aday dayatılmasına karşı tutum almalıdır.
İktidarın siyasi baskısına karşı çıkmak doğrudur. Muhalefet ve iktidar partisindeki yolsuzluk veya hukuksuzluk iddialarını üyelerden başlayarak araştırılması da daha doğrudur.
“Bizim partimiz” diyerek yanlışlara hoşgörü göstermek, vatandaş olma bilincinden uzaklaşmak, haksızlığı, hukuksuzluğu, yolsuzluğu, ahlaksızlığı olağanlaştırmaktır.
SINIF PARTİSİNİN FARKI NEDİR?
Sınıf partisi ile düzen partileri arasındaki temel fark burada ortaya çıkar.
Sınıf partisinde adaylık, kişisel servetin, genel merkez ilişkilerinin veya seçim kampanyasına harcanabilecek paranın ölçüsü olmaz. Aday; işçi sınıfı ve emekçiler içindeki mücadelesi, örgütlülüğü, siyasal birikimi ve programa bağlılığıyla değerlendirilmelidir.
Sınıf partisinin üyeleri aynı zamanda; sendika, kooperatif, Akademik ve Meslek Odaları, Demokratik Kitle Kuruluşları, Gençlik ve kadın örgütleri üyeleridirler.
Aday, yukarıdan aşağıya “seçmene sunulan kişi” değil; üyeler kendi temsilcilerini adaylaştırırlar. Aday örgüte karşı sorumluluk taşıyan bir mücadele insanıdır.
Milletvekili ya da belediye başkanı seçildiğinde de örgütten kopamaz. Seçilenin denetleyerek takip etmeli hatta gerektiğinde geri çağırma hakkı vardır.
Sınıf partisinin temel anlayışı şudur:
Koltuk kişisel kariyer değildir. Milletvekilliği ve belediye başkanlığı kişisel zenginleşme alanı değildir. Siyaset sermaye biriktirme aracı değildir.
Seçilen kişi halka ve örgütüne hesap vermek zorundadır.
Bu nedenle sınıf partisinde demokrasi yalnızca seçim günü yaşanmaz; aday belirleme, seçim, görev süresi ve hesap verme süreçlerinin tamamını kapsar.
Mesele yalnızca “Kim seçilecek?” sorusu değildir.
Özne soru şudur:
“Kimi, hangi sınıfın çıkarları için, hangi örgütsel denetim altında ve kime hesap vermek üzere seçiyoruz?”
Gerçek demokrasi, halkın önüne konulan adaylardan birini seçmek değildir.
Gerçek demokrasi; adayını belirlemek, seçtiğini denetlemek ve gerektiğinde kendi partinin yanlışına bile “hayır” diyebilmektir.
Halk adayını belirleyecek.
Örgüt denetleyecek.
Seçilen hesap verecek.
Kamu halkın olacak.
Hadi hayırlısı….














