sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

GÖRÜŞ

Suat Gerçek Ekleyen Suat Gerçek
Eylül 19, 2026
in YAZARLAR
0
GÖRÜŞ
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

1968 ve 1978’li İKİ AYDINLIK ÖZGÜR BAĞIMSIZLIKÇI DEVRİMCİ KUŞAKLAR BÖYLE YOK EDİLDİ…

Tiyatro oyuncusu ErcanKesal’ın Kaleminden;

“Yerde Yatan Ulaş Değil, Ömrümüzdür”

Deniz Gezmiş yakalandığında ortaokul ikinci sınıf öğrencisiydim.

O gün okuldan erken çıkmış, babamın gazozhanesine gitmiştim.

Sol kulağım akıyordu. Müdür muavini saçlarım uzamış diye elindeki makasla önden arkaya traş etmişti ve henüz evimizde televizyon yoktu.

Siyah beyaz paket yayın yapan televizyonu komşumuz emekli astsubay Memiş Amca’ların evinde seyrediyordum.

Denizler asıldığında da ortaokuldaydım, demek ki çok uzatmamışlar mahkemeyi.

Hüseyin haklı çıkmış, Erdal Öz’e ‘’Bunlar bizi asacaklar’’ demişti.

Bizim kasaba Hacıbektaş’a çok yakındır.

Bu yüzden Ulaş Bardakçı’yı hemşehrimiz biliriz. 19 Şubat 1972’de Ulaş’ı, İstanbul Arnavutköy’de vurdular.

Bu fotoğraf Ulaş’ın öldürüldükten sonra evin önünde çekilen fotoğrafıdır.

Aynı yılın 30 Mart’ında Mahir’leri de öldürdüler.

Bu tarihten üç yıl sonra Nevşehir Lisesi’ni bitirdim, Üniversite sınavlarının sonucunda Mahir’in okuluna gittim, Siyasal’a. Yıl 1976 idi… Yeni okulumun öğrenci derneği başkanı Hakan Yurdakuler’i ben okula kayıt yaptırmadan beş ay önce öldürmüşlerdi.

1977’nin sonlarında Bornova’daydım.

Ege Üniversitesi’nde. Küçük Kantin’de çadırlarda kalıyorduk ve boykottaydık.

1 Mayıs 1977 katliamı yaşanmış, 34 kişi katledilmişti.

1978-79 çok ağır geçti.

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt kapısında bekleyen öğrencilerin üzerine bomba atıldı. 7 öğrenci öldü.

O sırada Bornova Öğrenci Yurtlarında kalıyordum.

16 Mart saldırısında bombayla öldürülen çocukların failleri hiç ceza almadılar.

En son bir gazetede gördüm, ölen gençlerden birinin avukat olan kız kardeşi, hala sürdürüyormuş davayı.

1979’da Tıp Fakültesi ikinci sınıftaydım. Artık her gün üç beş kişi ölüyordu.

Tariş Direnişi olmuştu İzmir’de ve direniş başlayınca biz de hastaneyi işgal etmiştik.

Sonra, malum darbe. 12 Eylül askeri darbesinden sonra cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi.

14 kişi açlık grevinde, 16 kişi kaçarken, 95 kişi çatışmada öldü. 144 şüpheli ölüm bildirildi, 43 kişinin de intihar ettiği söylendi.

Öyle böyle derken okulu bitirdim, tuhaf ama doktor olmuştum işte.

Mecburi hizmete gittim.

1990’lı yıllarda İstanbul’daydım ve artık ülkemizde faili meçhuller vakay-ı adiyeden sayılıyordu.

1993’de, Uğur Mumcu’nun da öldürüldüğü yıl, Sivas’ta bir oteli güpegündüz, saatlerce, herkesin gözleri önünde kuşatıp içindeki otuz beş kişiyle birlikte yaktılar.

Devrin başbakanı, televizyonda yaptığı konuşmada, ‘’otelin etrafındaki insanlara bir şey olmadığı’’ müjdesini(!) verdi.

1995’de Fransa’ya (Paris’e) gittim, on beş yıl önce kaçarak canını kurtaran mülteci bir arkadaşımın yanına. Derdim Fransızca ve sinemaydı. Fransızca öğrenemedim ama Paris’i iyi bilirim.

Ben Paris’teyken Gazi Mahallesi’nde uzun namlulu silahlarla 22 kişiyi öldürdüler.

1996’da döndüm Türkiye’ye.

Faili meçhuller hiç bitmedi. 2007’de bir halkın en soylu evlatlarından birini, Hrant’ı sırtından kalleşçe vurdular.

Roboski’de, sınırdan mazot taşıyan otuz altı kişi bombalarla parçalandı.

Yetmedi, (şahit falan kalmasın diye herhalde) olaydaki katırları da öldürdüler.

Gezi oldu sonra. Üşüdükçe kendini yakan çocukların canı erik yemek istemişti. Fakat, Berkin’i, Ethem’i, Ali İsmail’i ve diğerlerini aldılar elimizden.

Şahsi tarihim, ülkemin siyasi cinayetler tarihiyle yanyana sürdü gitti.

Benim ömrüm bitti; ama ne öldürmeleri, ne de faili meçhulleri bitti ülkemin.

Bu fotoğraf canına okunmuş bir gençliğin ortak hatıratıdır.

“Bu yüzden, orada, yerde yirmi beş kurşunla delik deşik edilmiş yatan delikanlı Ulaş Bardakçı değil,

bir kuşağın ömrüdür…”

Ercan Kesal

…

12 Eylül ile ilgili önüme kimini hiç tanımadığım, kimini farklı cezaevlerinden tanıdığım devrimcilerin paylaşımları düşüyor.

Yapay zekâ algoritması beni gerçekten şaşırtıyor.

O günleri ben de kısa anlatılarla yazmalıyım.

Anlatılar kısa ama çok olabilir!. Önceden düşünüp yazmadığım için, artık klavye nereye götürürse.

“Gelsin de ne olacaksa olsun” Diye düşünmeye başladığımız darbe 12 Eylül sabahı geldi.

Her gün, darbe geliyor çığlıkları canımı sıkmaya başlamıştı.

Şöyle düşünüyordum, bizim gibi sıra neferleri direnmekten başka bir şey yapamaz. Darbeye karşı hazırlığı örgütlerin üstyapıları yönetirdi.

Diğer yapılarla cephe, eylem birliği için dialok kurulur, lojistik hazırlık yapılması gerekirdi.

Ancak bunun pratikte kolay olmadığı ve aksine sol yapıların ayrı tellerden çaldığı görülüyordu.

O vakit her gün, darbe geliyor da darbe geliyor! Demenin anlamı neydi?

“Bavullar hazır tutulsun mu?” Demek isteniyordu?

Bu uyarıyı ilk zamanlar böyle algılamamıştım.

Söke’nin bir köyünden, ilçeye gitmek ve barikatlar kurmak amacıyla yola çıktım.

Sürekli olarak darbe uyarısı yapılıyorsa, lojistik hazırlıkta yapılmış olmalıydı..

Gerisi hepinizin malumu!.

Özele gelirsek; Cebinde Söke’den İzmir’e gidecek kadar yol parası olmayan bir kişi, kimlik olarak ssk kartı taşıyorsa ona inanmıyorlar “gel bakalım” diyerek sorguya alıyorlardı.

Söke’nin sadece ekmeğini yemedim!.

“Arap sabunuyla yıkanmış, kız gibi sicilin var. Seni bir daha Söke’de görürsek……” Diyerek beni bıraktılar.

Bir gecekonduda annemle kirada oturuyoruz.

Önümüz bahçe, dışkapı gece rüzgardan bazen öyle güçlü çarpıyor ki, her seste, boş olmayan iki elimle bahçeye fırlıyorum.

Teslim olmak gibi bir niyetim asla olmadı. Her kıstırıldığımda içlerini yardım çıktım.

Bahçeye çıkma nedenim evde annem olması.

Bir çatışma olursa acımadan annemi de öldüreceklerini biliyordum.

Ve tabii ki, benim teslim olmayacağımı gören annem korkuyordu.

Israrla askere gönderilmek isteniyor ben de ısrarla buna karşı çıkıyordum.

“Beni savcılığa teslim edin, askere gitmekten daha güvenli olur” Diyordum.

Bir gün annem karşıma geçti. “Oğlum askere gitmezsen seni burada öldürecekler. Ne senin ne benim sığınacağımız bir yer yok. Sen öldürülmez de dışarıda bir yerde sağ yakalanırsan, seni kendilerini dinlemeyen hain olarak yaftalarlar”

Annem doğru söylüyordu.

Her yanlışlarında suçu arkaları olmayan militanlara yüklemekten daha kolay bir gerekçe bulamazlardı. Daha önce de benzer bir şeyler yaşamıştım.

Askerde gece uyurken “Suat Gerçek kalk” Sesiyle uyandığımda, elim “bırak ulan onu” dedikleri boş tüfeğimdeydi.

İç kapıdan çıktığımda, yarısı diz çökmüş yarısı ayakta bana doğru nişan alan bir manga asker gördüm.

Beni tutuklayan yüzbaşı telsizde merkezle şöyle konuşuyordu.

“Komutanım üstünde hiç bir şey yok. İsmi bir daha kontrol edin. Bu o kişi olamaz, çok soğukkanlı”..

Aynı Söke de olduğu gibi dört gün boyunca askeriyenin sadece yemeğini yemedim.

Başlarında kendi deyimiyle “Hemşom” bir kucak odunu, üç soru sorarak, benimle heba etti!.

Dördüncü günün sonunda, sesini iyi tanıdığım Reno beni almaya geldi.

Uzar bu konu. Şimdilik bu kadar…

Post Views: 74
Önceki yazı

Servet Kürsü

Sonraki Gönderi

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Suat Gerçek

Suat Gerçek

Sonraki Gönderi
Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
İSTİFA VE İSTİĞFAR

İSTİFA VE İSTİĞFAR

Şubat 11, 2026
DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK -1

DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK-6

Mayıs 21, 2025
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Eylül 19, 2026
GÖRÜŞ

GÖRÜŞ

Eylül 19, 2026
Servet Kürsü

Servet Kürsü

Eylül 19, 2026
Datça’dan…

Datça’dan…

Eylül 19, 2026

Güncel Haberler

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Eylül 19, 2026
GÖRÜŞ

GÖRÜŞ

Eylül 19, 2026
Servet Kürsü

Servet Kürsü

Eylül 19, 2026
Datça’dan…

Datça’dan…

Eylül 19, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Yeni nesil finansal infaz: TIBBİ YOKSULLUK

Eylül 19, 2026
GÖRÜŞ

GÖRÜŞ

Eylül 19, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.