ESKİ DÜŞÜNCEYLE YENİ
BİR GELECEK KURULAMAZ
Adı Bülent Manzak…
Kendisini tanımıyorum…
Hiç karşılaşmadık.
Yazdıklarını okuyunca “Kimdir, nedir?” diye merak edip baktım. Elektrik mühendisi. Bodrum’da meslek odası çalışmalarında bulunmuş, bir dönem Bodrum Ticaret Odası Meclisi’nde görev yapmış.
Ama beni ilgilendiren özgeçmişinden çok, belediyecilik üzerine yaptığı bir yorum oldu.
Levent Arkan’ın son paylaşımının altına yazmış.
Okudum.
Bir daha okudum.
Belediyecilik üzerine sayfalarca yazmaya gerek yok. Bir elektrik mühendisi meseleyi birkaç paragrafta anlatmış.
Noktasına dokunmadan aktarıyor, altına da imzamı atıyorum.
“Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir deneyimi, benim için yalnızca bir belediyecilik başarısı değil; bir kentin nasıl yeniden kurulabileceğinin örneğidir.
Eskişehir’i sadece yönetmedi; müzeleri, kültür alanları, tramvayı, Porsuk çevresi, yeşil alanları ve kamusal mekânlarıyla kentin kimliğini güçlendirdi. Eskişehir’i başka bir şehre benzetmek yerine, Eskişehir’in kendisi olmasını sağladı.
Bence belediyecilik tam da budur.
Konserler düzenlemek, popüler sanatçıları getirip bayramlarda gösterişli etkinlikler yapmak elbette mümkündür. Ama bunlar belediyeciliğin kültür politikası değildir.
Kültür politikası, bir kentin kendi ruhunu bulması ve onu geleceğe taşımasıdır.
Muğla bunun için olağanüstü bir birikime sahip.
Menteşe’nin Saburhane’si, Arasta’sı ve geleneksel evleri…
Milas’ın zeytini, zeytinyağı ve tarihsel dokusu…
Yatağan’ın Stratonikeia ve Lagina’sı…
Bodrum’un süngercilik, gulet ve denizcilik kültürü…
Datça’nın bademi ve kendine özgü tarımsal yaşamı…
Fethiye’nin Yörük kültürü ve Likya mirası…
Zeytinlikler, yerel mutfak, ot kültürü, el sanatları, halk oyunları ve yüzyıllar boyunca oluşmuş yerel yaşam biçimleri…
Bunların her biri Muğla’nın kültürel sermayesidir.
Belediyeciliğin görevi, başka şehirlerin festivallerini ve kültür modellerini kopyalamak değil; bu zenginliği görünür kılmak, korumak ve çağın içinde yeniden üretmektir.
Menteşe’nin tarihi dokusu yaşayan bir kültür alanına, zeytin ve zeytinyağı bir kent kimliğine, yerel mutfak ve el sanatları sürdürülebilir bir kültür ekonomisine dönüşebilir.
Stratonikeia’dan Knidos’a, Labranda’dan Tlos’a kadar uzanan tarihsel miras ise yalnızca turistlerin gezdiği ören yerleri değil, Muğla’nın yaşayan hafızası olarak ele alınabilir.
Lewis Mumford’un kent anlayışının özünde de bu düşünce vardır: Kent, yalnızca binaların bir araya gelmesi değil, insan yaşamının ve kültürün örgütlendiği ortak bir dünyadır.
Bence belediyeciliğin ölçüsü de burada başlar.
Çünkü kültür, yılda birkaç kez düzenlenen festival değildir.
Kültür, bir kentin kendisini tanıması ve kendi hikâyesini anlatabilmesidir.
Her şehrin bir ruhu vardır.
Muğla’nın ruhu da başkalarının yaptıklarını tekrar etmekte değil; kendi tarihinden, toprağından, insanından ve kültüründen yeni bir gelecek üretmektedir.
Ben sosyal demokrat değilim. Sosyalist bir insan olarak düzen partilerine oy vermedim, vermeyi de düşünmüyorum. Ama doğru yapılan işi, hangi siyasi gelenekten geldiğine bakmadan teslim etmek gerekir.
Çünkü bir düşüncenin değeri, onu kimin söylediğinden çok hayata ne kattığıyla ölçülür.
Ve asıl mesele burada:
Yeni olan isim değildir; zihniyettir.
Eski alışkanlıkları ve aynı yönetim anlayışını yeni bir tabela altında sürdürmek, yenilik değildir.
Gerçek değişim, kentin kendisine bakışımız değiştiğinde başlar.
Çünkü eski düşünceyle yeni bir gelecek kurulamaz.”

…
MİLLETVEKİLİ OLMAK VARMIŞ
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sağlık harcamaları yılın ilk sekiz ayında 167 milyon 814 bin liraya ulaştı. Milletvekilleri ve yakınlarının tedavi, ilaç ve sağlık malzemesi giderleri Meclis bütçesinden karşılandı.
TBMM’nin mali verilerine göre sağlık giderleri için ocak-ağustos döneminde yapılan harcama, sekiz ayda 168 milyon liraya dayandı. Harcamanın kapsamına milletvekillerinin yanı sıra mevzuat gereği sağlık yardımından yararlanan yakınları da giriyor.
Harcamanın zamana bölünmesi ise faturanın büyüklüğünü daha çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. 167 milyon 814 bin lira, sekiz aylık dönem üzerinden hesaplandığında günde yaklaşık 691 bin liraya, saatte ise yaklaşık 28 bin 800 liraya karşılık geliyor.
Haberde yer alan verilere göre TBMM’de halen 592 milletvekili bulunuyor. Ancak açıklanan 167,8 milyon liralık toplam yalnızca milletvekillerinin kişisel sağlık harcamalarından oluşmuyor; hak sahibi yakınların tedavi, ilaç ve sağlık malzemesi giderlerini de kapsıyor. Bu nedenle toplam tutarı 592’ye bölerek “milletvekili başına sağlık harcaması” olarak değerlendirmek doğru değil.
Meclis bütçesinden karşılanan sağlık giderleri böylece daha yılın sekizinci ayında 168 milyon lira sınırına dayandı

…
YARGI BAĞIMSIZLIĞI UYARISI
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala dosyasında Türkiye’den somut adım beklediğini açıkladı. Komite, Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlayacak süreç ve alınan ya da planlanan önlemler konusunda 14 Ekim 2026’ya kadar bilgi verilmesini istedi.
15-16 Eylül’de yapılan Bakanlar Komitesi toplantısında alınan kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala hakkında verdiği kararlar hatırlatıldı. Komite, AİHM kararlarına uyulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca üye devletler açısından bir yükümlülük olduğunu belirtti.
Kararda, Kavala’nın AİHM kararlarına rağmen tutukluluğunun sürmesinden duyulan rahatsızlık da ifade edildi. Türk makamlarından, Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını sağlayacak somut tedbirler konusunda bilgi istendi.
Komite ayrıca Kavala hakkındaki mahkûmiyet kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması için atılan veya planlanan adımların da bildirilmesini talep etti.
Türkiye’nin 14 Ekim’e kadar vereceği bilgi Komite tarafından değerlendirilecek. Kavala dosyası, Aralık 2026’daki Bakanlar Komitesi toplantısında yeniden gündeme alınacak.

…
BUNLARI BİZE Mİ YEDİRİYORLAR
Türkiye’den Bulgaristan’a gönderilen taze biberlerde, izin verilen sınırın yaklaşık 34 katı pestisit kalıntısı tespit edildi. Avrupa Birliği’nin gıda güvenliği sistemi üzerinden yapılan bildirim sonrası ürünlerin piyasaya girişine izin verilmedi ve sevkiyatın imha edilmesine karar verildi.
Yapılan analizlerde biberlerde formetanat adlı pestisit etken maddesine rastlandı. Bildirime göre tespit edilen miktar, Avrupa Birliği’nde izin verilen maksimum kalıntı limitinin yaklaşık 34 katına ulaştı.
Aynı dönemde Türkiye’den Avrupa’ya gönderilen bazı çeri domateslerde de yüksek miktarda pestisit kalıntısı tespit edildiğine ilişkin bildirim yapıldı.
Avrupa ülkelerine ihraç edilen ürünlerin sınır kontrollerinde geri çevrilmesi, aynı ürünlerin Türkiye iç pazarındaki denetimini de yeniden gündeme getiriyor. İhracata gönderilen üründe limitlerin çok üzerinde kalıntı çıkması, “Bu ürünler sınırda yakalanmasaydı ne olacaktı; iç piyasadaki ürünler ne kadar denetleniyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.
Pestisitler tarımsal üretimde zararlılarla mücadele amacıyla kullanılıyor. Ancak ürünlerde mevzuatın üzerinde kalıntı bulunması, gıda güvenliği açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.
Türkiye’den yola çıktı, Avrupa sınırında durduruldu: Biberde izin verilen limitin yaklaşık 34 katı pestisit kalıntısı bulundu

…
BİR GÖKDELEN BÜYÜKLÜĞÜNDE
Ay’ın yüzeyinde, oluşum anını kimsenin görmediği dev bir krater keşfedildi. NASA’nın Lunar Reconnaissance Orbiter görüntülerinde belirlenen kraterin 222 metre çapında ve yaklaşık 43 metre derinliğinde olduğu açıklandı.
Bilim insanları kraterin, 11 Nisan–22 Mayıs 2024 tarihleri arasında bir asteroid ya da kuyrukluyıldız parçasının Ay’a çarpmasıyla oluştuğunu belirledi. Ancak çarpışma sırasında olay Dünya’dan gözlenmedi. Krater, eski ve yeni Ay görüntülerinin karşılaştırılmasıyla daha sonra fark edildi.
AY’IN YÜZEYİNDE DEV SOĞUK BÖLGE
Keşfin en dikkat çekici yanı ise kraterin çevresinde ortaya çıktı. Termal ölçümlerde, çarpışma noktasının çevresinde yaklaşık 7 kilometre genişliğinde olağandışı bir soğuk bölge belirlendi. Bu alanın Ay gecelerinde çevresindeki yüzeyden yaklaşık 9 derece daha soğuk olduğu görüldü.
Araştırmacılar, çarpışmanın Ay toprağını gevşetip daha gözenekli hale getirdiğini ve bu nedenle bölgenin ısıyı daha hızlı kaybettiğini düşünüyor.
132 YILDA BİR
Hesaplamalara göre bu büyüklükte bir krater oluşturabilecek çarpışmalar Ay’da yaklaşık 130 yılda bir meydana geliyor.
Yeni krater, bilim insanlarına büyük çarpışmaların Ay yüzeyini nasıl değiştirdiğini incelemek için ender bir fırsat sunarken, gelecekte kurulması planlanan Ay üslarının güvenliği açısından da önemli veriler sağlıyor.

…
“YİĞİDİM ASLANIM” GİTTİ
“MERHABA” GELDİ
Sanatçı Zülfü Livaneli’nin mitinglerde kullanılan “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla ilgili ricası karşılık buldu. YENİ Parti, Livaneli’nin eserin bir ağıt olduğu ve miting meydanlarındaki enerjiyi düşürdüğü yönündeki değerlendirmesinin ardından müzik listesinde değişikliğe gitti.
Genel Başkan Özgür Özel’in katıldığı Bursa mitinginde “Yiğidim Aslanım” yerine Livaneli’nin “Merhaba” şarkısı çalındı. Livaneli ayrıca mitingi takip ederek Bursa’daki buluşmaya bir mesaj gönderdi. Özel’in meydanda aktardığı mesajda Livaneli, YENİ Partililere ve “yeni umuda” selamlarını iletti.
Livaneli’nin “Yiğidim Aslanım” bestesi, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nâzım Hikmet için kaleme aldığı “Zindanı Taştan Oyarlar” şiirine dayanıyor. Livaneli, ağıt niteliğindeki eserin mitinglerde kullanılmamasını rica etmişti. Bursa’daki değişiklikle birlikte YENİ Parti meydanlarında “Yiğidim Aslanım” gitti, “Merhaba” geldi















