Bugüne kadar CHP’nin içinden kaç parti çıktı, kısaca anlatalım.
Siyaset tarihinin sayfalarını çevirdiğinizde karşınıza yalnızca parti isimleri gelmez.
Fikir ayrılıkları, liderlik mücadeleleri, kişisel hesaplar, kırgınlıklar ve memleketi başka bir yoldan değiştirme iddiaları çıkar.
Hepsini aynı kefeye koyamazsınız.
Ama hepsine aynı soruyu sorabilirsiniz:
Ayrılırken söylediklerinizin ne kadarını gerçekleştirdiniz?
+++
İlk büyük ayrışma 1924’te yaşandı.
Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve arkadaşları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu.
1930’da Fethi Okyar’ın öncülüğünde Serbest Cumhuriyet Fırkası doğdu. Bu örneğin farkını unutmamak gerekir, Atatürk’ün teşvik ettiği bir çok partili hayat denemesiydi.
1946’da Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan, Demokrat Parti’yi kurdu. 1950 yılında yapılan ilk gizli oy, açık sayımla dört yıl sonra iktidara geldiler.
Demek ki “CHP’den ayrılan herkes başarısız olur” sözü, daha ilk ciddi tarih sınavında sınıfta kalıyor.
Eleştiri yapacaksak, gerçeği eğip bükmeden yapacağız.
+++
1967’de Turhan Feyzioğlu ve arkadaşları Güven Partisi’ni kurdu.
1972’de Kemal Satır ve arkadaşları Cumhuriyetçi Parti’yi…
Bu ayrışmaların merkezinde CHP’nin yönü, “ortanın solu” anlayışı ve Ecevit’in yükselişi vardı.
Sonraki isim değişikliklerini de ayrı ayrı sayıp listeyi kabartmayalım. Güven Partisi, Milli Güven Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi aynı siyasi hattın devamındaki adlardı.
12 Eylül sonrasını ise ayrıca değerlendirmek gerekiyor.
CHP kapatılmıştı. Halkçı Parti, SODEP ve ardından DSP, o kapatılmanın yarattığı siyasi ortamda doğdu. Bu partilerin hepsinin iddiası CHP’nin yarattığı boşluğu doldurmaktı.
Kapısı darbeciler tarafından kilitlenmiş bir partinin insanlarının başka çatılar altında siyaset yapmasını, olağan bir parti içi kopuş gibi anlatamazsınız.
Tarihin de hakkını teslim edeceksiniz.
+++
Yakın döneme gelelim.
2002’de Murat Karayalçın’ın Sosyaldemokrat Halk Partisi…
2005’te Yaşar Nuri Öztürk’ün Halkın Yükselişi Partisi…
2014’te Emine Ülker Tarhan’ın Anadolu Partisi…
2020’de Öztürk Yılmaz’ın Yenilik Partisi…
2021’de Muharrem İnce’nin Memleket Partisi…
Ve 2026’da Özgür Özel öncülüğündeki Yeni Parti…
İsimler değişiyor, gerekçeler değişiyor, dönemlerin koşulları değişiyor.
Fakat seçmenin önüne her defasında bir umut ve bir iddia konuluyor.
O iddianın hesabını sormak da seçmenin hakkıdır.
+++
Parti kurmak demokratik bir haktır.
Hiç kimse bir partide ömür boyu kalmaya mecbur değildir. Ancak ayrılma hakkı, geride kalanların emeğini küçümseme hakkı vermez.
Bir partinin başarısında yalnızca kürsüde konuşanların payı yoktur.
Sandık başında sabahlayanın, köy köy dolaşanın, cebinden yol parasını verenin, seçim bürosuna evinden sandalye taşıyanın da payı vardır.
Bir milletvekilinin mazbatasında binlerce insanın görünmeyen imzası bulunur.
Yaşadığı beldeyi, kenti o kişiye partisinin amblemi ve o partiye aidiyeti için teslim eder hak. Bu hakkı çiğneyen halkını da çiğneyen olarak tarihe geçer.
Makam sahibi olurken o emeğe dayanıp ayrılırken kendinizi bütün başarının tek sahibi sayamazsınız.
+++
Öte yandan CHP’de kalanların da düşünmesi gerekir.
Her ayrılığı “ihanet” diye açıklamak kolaydır. Zor olan, insanların neden uzaklaştığını dürüstçe tartışmaktır.
Parti içi demokrasi işliyor mu?
Üyenin iradesi aday belirlemede karşılık buluyor mu?
Eleştiren insan dinleniyor mu, yoksa kapı mı gösteriliyor?
Bu sorulara yanıt vermeden yalnızca geçmişle övünmek yetmez.
CHP’nin tarihi büyük olduğu için bugünkü sorumluluğu da büyüktür.
+++
Yeni bir partinin gerçek yeniliği tabelasında anlaşılmaz.
Üyesine verdiği söz hakkında anlaşılır.
Adaylarını belirleme biçiminde, farklı fikirlere tahammülünde, hesap verme alışkanlığında anlaşılır.
Eski alışkanlıkları yeni bir logonun altına taşırsanız, yenilenen yalnızca matbaa siparişidir.
CHP’de kalmak da tek başına bir erdem belgesi değildir. O çatının altında halk için ne yaptığınız önemlidir.
Benim ölçüm budur:
Giden, neyi değiştirdiğinin; kalan, neye sahip çıktığının hesabını verecek.
Çünkü partiler liderlerin mülkü değildir.
Hele CHP, hiçbirimizin kişisel tapulu malı değildir.
Atatürk’ten kalan bu emanette, adı hiç bilinmeyen milyonların emeği vardır.
Biz Atatürk’ün emanetine ve milyonların emeği ile oyuna sahip çıkıyoruz, çıkacağız.
Hala anlamayıp bizleri CHP’de kaldığımız için suçlayan insanları da anlamakta güçlük çekiyorum.













