20 Eylül’de Berlin eyaletinde seçim yapıldı. Die Linke (Sol Parti), yüzde 25,7 oy alarak birinci parti oldu. Hukukçu Elif Eralp, seçim sonrası kitleye yaptığı kısa konuşmada :” tarih yazdınız “ dedi.
Peki, Sol Parti’nin başarısının ve yazılan bu tarihin sırrı nedir?
Bu sorunun tek bir cevapı yok elbet. Bir çok faktör vardır. Özet olarak Berlin’de yaşayan insanların ekonomik,demokratik ve sosyal ihtiyaçları üzerinde yapılan çalışma ve inandırıcılık başarıyı getirdi.
Geleneksel merkez sol ve sağ Partilerden Uzaklaşan Seçmen: yeni Bir Yol Aradı.Sosyal Demokrat ve Hristiyan Demokrat partilerin zamanla geleneksel kitle tabanlarıyla bağlarının zayıflaması, inandırıcılığını kaybetmesi daha açık bir ifadeyle, emeği ile geçinenlere sırtlarını dönmeleri, seçmen içinde yeni bir arayış yarattı.
Bu arayış iki farklı kanala yöneldi.
Birinci kanal, son yıllarda ırkçı ve göçmen karşıtı politikalarıyla güç kazanan AfD’nin temsil ettiği gerici kanal oldu.
AfD, toplumdaki ekonomik ve sosyal sorunların gerçek nedenlerini tartışmak yerine göçmenleri ve yabancıları hedef gösterdi. Böylece ekonomik sıkıntıların, işsizliğin, güvencesiz çalışmanın, konut ve geçim sorunlarının sorumluluğunu bu kesimlere yönelti. Bu siyaset, bazı kent ve eyaletlerde ırkçı partiyi güçlü bir siyasi aktör hâline getirdi.
İkinci kanal ise insanların gerçek sorunlarına sahip çıkan sol siyasetin temsil ettiği ilerici kanal oldu.
Berlin seçimleri bunun önemli bir laboratuvarı hâline geldi.
Konut ve barınma krizi, Berlinlilerin en temel sorunlarından biri olmuştu. Sol Parti, bu sorunu seçim kampanyasının merkezine taşıdı. Yalnızca eleştirmekle kalmayıp, insanların günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm üretme iddiasını da ortaya koydu.Bu çalışmayı ırkçılığa, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadeleyle birleştirdi.
Böylece ekonomik ve sosyal haklarla demokratik hakların birbirinden ayrı olmadığını gösterdi.
Yürütülen mücadele seçmende karşılık buldu. Sol Parti, her dört kişiden birinin oyunu alarak başkent Berlin’de birinci parti oldu.
Elif Eralp, Siyaseti İnsanların Günlük Hayatına Dokundurdu.
Sosyalist bir ailede büyüyen Eralp’ın hukukçu kimliği, insan hakları, eşitlik ve adalet konularındaki duyarlılığını güçlendirdi. Bu nedenle Sol Parti içerisinde yer alması ve seçim çalışmalarında ırkçılığa, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadeleyi öne çıkarması, onun siyasi kimliğinin doğal bir parçası olarak karşılık buldu.
Başta Sosyal Demokratlar olmak üzere, solun farklı versiyonları inandırıcılığını kaybedip giderek daha fazla kimlik tartışmalarına sıkışırken, Elif Eralp seçim kampanyasında insanların doğrudan yaşamına dokunan sorunları öne çıkardı.
Seçim kampanyasında; Berlin’deki kiracıların önemli bir bölümünün yaşadığı soruna doğrudan işaret ediyordu:
“Büyük emlak şirketlerinin şehrimizin nereye gideceğine karar vermesini istemiyorum. Birçok insan zar zor geçinirken, utanmaz konut firmaları servetlerine servet katıyor.”
Büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması, kamu konutlarında kira tavanı uygulanması, okullara ve ucuz toplu taşımaya yatırım yapılması gibi somut talepleri Eralp, seçim kampanyasının önemli başlıkları hâline getirdi.
Konut, geçim, eşitlik, adalet ve demokratik haklar gibi insanların günlük yaşamını ilgilendiren sorunları sürekli gündemde tutması, hem Eralp’in hem de partisinin görünürlüğünü artırdı.
Sol Parti, Berlin’de insanların yalnızca tepkilerine değil, aynı zamanda somut taleplerine de cevap verme iddiasını ortaya koydu. Seçim kampanyası boyunca toplum yalnızca Sol Parti’nin taleplerini tartışmadı; bu talepler etrafında örgütlü bir siyasi güç oluşmasını sağladı.
Sol Parti, emekçilerin taleplerini görünür kılmakla kalmadı; önemli ölçüde emekçi kesimleri ikna etmeyi de başardı. Hatta kendisine oy vermeyen seçmenlerde bile olumlu bir izlenim bıraktı.
Bu nedenle Berlin’deki sonuç yalnızca bir seçim başarısı değil, aynı zamanda toplumdaki dib dalganın sandıkta görünür hâle gelmesidir.
Berlin’den Almanya’ya: Irkçılığa Karşı Gerçek Bir Alternatif
Berlin deneyimi, emeğiyle zor geçinen insanlara önemli bir gerçeği yeniden gösterdi:AfD’nin yükselişine karşı yalnızca “Irkçılığa hayır” demek yeterli değildir.
İnsanların geleceklerinden neden kaygı duyduğunu anlamak ve bu kaygıların ekonomik ve sosyal nedenlerine çözüm üretmenin güzel bir örneği oldu. Irkçı partilerin beslendiği toplumsal zemini ortadan kaldırmanın yolu emekçilerin hayatına dokunmayla oldu. Sol Parti, Berlin’de bunu önemli ölçüde başardı ve kazandı.
Berlin’de ortaya çıkan sonuç, Almanya’nın faşizme ve ırkçılığa teslim olmayacağının önemli göstergelerinden biri oldu.
Öyleyse şu soru akla gelebilir.
Berlin’de başarılabiliyorsa, Almanya’nın diğer eyaletlerinde neden başarılmasın?
Dün Almanya’ya iltica eden ve sığınma evlerinde kalan Bugün Berlin’de başkanlık konutunda oturmaya hazırlanan Elif Eralp’in hikâyesi, seçimlere ayrı bir anlam ve renk verdi. Sol parti, Bu kıymetli rengi açığa çıkardı.
1981 yılında, Türkiye’de askeri cuntanın hüküm sürdüğü, siyasal baskı ve şiddetin ağır olduğu bir dönemde, can güvenliği kalmayan sosyalist ve sendikacı bir aile Almanya’ya sığınmak zorunda kaldı. Eralp’ın aile hikayesi: Hitler döneminde siyasi baskı ve ölüm tehdidi nedeniyle Almanya’dan kaçmak zorunda kalan akademisyenlerin hikâyesini başka bir tarihsel bağlamda hatırlatıyor.
Annesi eğitimci, babası tıp doktoru olan Elif Eralp, Almanya’ya gelişinin ilk haftalarında dünyaya geldi.
Dün siyasi baskılar nedeniyle Almanya’ya sığınmak zorunda kalan, bugün Berlin’de sol siyasetin öncülerinden biri olarak, seçimlerden birinci çıkan partinin en önemli isimlerinden biri hâline gelmesi Eralp için bu başarı tesadüfü değil.
Çünkü dün can güvenliği için Almanya’ya sığınan Eralp ailesinin hikâyesi ile bugün Berlin’de emekçilerin, eşitlik, adalet ve demokrasi taleplerini arasında güçlü bir bağ var.
İnsanların gerçek sorunlarına dokunan, emekçilerin taleplerini sahiplenen ve bu talepleri siyasetin merkezine taşıyan sol siyaset, Eralp’la yeniden umut oldu.
Berlin’de Sol Parti’nin birinci parti olması, bu açıdan yalnızca bir seçim sonucu değildir. Aynı zamanda Almanya’da sol siyasetin yeniden toplumsal bir güç hâline gelebileceğine ilişkin önemli bir deneyim sundu.
Sol Parti Berlin’de doğru hamlelerle ilerleyebildi ve birinci parti olduysa Almanya’nın diğer eyaletlerinde neden olmasın?
Elif Eralp’in hikâyesi, yalnızca bir siyasi başarı hikâyesi değil; göçün, demokrasi mücadelesinin, emeğin, eşitliğin ve adalet arayışının aynı hikâyede buluşması ve onunla vücut bulasıdır.
Berlin’de emekçiler tarih yazdı.
Elif Eralp, siz de bu tarihin önemli isimlerinden biri oldunuz. Yolunuz açık olsun. Başarılar dilerim
Asaf Demirhan
Kaynaklar
• Berlin Eyalet Seçim Kurulu (Landeswahlleiter Berlin), 2026 seçim sonuçları
• Tagesschau, Berlin Eyalet Seçimleri 2026
• Elif Eralp’in resmî internet sitesi ve biyografisi
• Die Linke Berlin, seçim programı ve seçim kampanyası açıklamaları













