15-25 Eylül 2026
Geçen yıl planlan Güney Afrika turu, içeriği zenginleşerek son halini aldı.
Katılımcıların hepsi tanıdık, önceki gezilerin en az birinde birlikte olmuşuz. Bazıları ile çok eskiye dayanan dostluğumuz var.
Kahire aktarmalı, Johannesburg, Güney Afrika- Victoria Şelaleleri Zanzibar- Zimbabve Botsvana yolculuğu başlıyor.
Otuz kişilik gezi grubumuz ile İstanbul havaalanında buluştuk. Kahire uçağına çek-in yaptırdık. Yirmi dakika rötar yapılacağı bilgisi verildi. Güvenlik kontrollerini geçtik. Henüz kapı belli olmadı.
Sonunda B8 kapısında toplandık.
Çantamda getirdiğim “Anılara Yolculuk- İsyan ve Aşk” kitabını Günseli abla aldı.
Uzun yolculuk sonrası Johannesburg havaalanına indik.
Dün akşam İstanbul havaalanından, üç saatlik yolculuk sonrası, Kahire’ye indik. Kahire’de bavul almadık, transfer için Johannesburg uçağına bilet ve güvenlik işlemleri için sıraya girdik. Mısır güvenlik görevlileri ince güvenlik ayarı çektiler. Ayakkabılarımıza varana kadar çıkarttırdılar. Transfer yolcusu olarak abartılı geldi.
Kahire, Johannesburg yolculuğu yedi saat sürdü.
Uzun kuyruk var. Pasaport işlemleri sırasındayız.
Sabah beşte, safari için kalktık. Yoğun bir gün geçirdik. Dinlenmeyi hak ettik.
Gün içerisinde yaşadıklarımızı fotoğraflıyorum. Açıklama ya da hikayesini yazmaya zaman olmuyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin üç başkentinden birisi olan Pretoria’ya geldik.
İlk önce Zulu kabilesinin topraklarını almak isteyen Hollandalı çiftçileri öldürmelerini simgeleyen Hollandalıların yaptırdıkları anıt müzeyi gördük.

Panoramik şehir turunda Paul Kruger Heykeli, Kilise Meydanı, Meclis binası önünde Mandela heykeli ziyaret edildi.
Sabah erken kahvaltı sonrası Johannesburg havaalanından Zimbabwe’ye hareket edeceğiz.
Bir zamanlar Rodezya diye bilinen topraklara geldik.
Hollandalı çiftçilerle yerliler arasındaki savaşlar.
Hollandalılar ile İngilizler arasındaki hegemonya mücadelesi yüz yıldan fazla sürmüş. Araya kilise girmiş, aralarını bulmuş. Kilisede yağmadan payını almış.
Zimbabwe havaalanı çıkışında yerli halk oyunları ile karşılandık.
Üç gece kalacağımız otelimize geldik.

Johannesburg havaalanındaki bu resim, Afrika Kıtası’nın Emperyalist sömürgecilerden, neden kurtulamadığını anlatıyor.
Zambezi nehrinde tekne turu, Akşam yemeği.
Afrika’nın dördüncü büyük nehri. 2700 km uzunluğunda.
İki devletin sınırlarını oluşturuyor. Zambiya, Zimbabve arasında aralıksız akıyor.
Nehir üzerinde, İngiliz ve Portekizlilerin yaptığı iki baraj var.
Geçmişte Rodezya diye geçen ülkenin dağılmasından doğan devletler oluşmuş.
Yemek dönüşü üç fil yol kenarında otluyor. Birisi yolun ortasında araç geçişini engelliyor. Şoför durdu gidemiyor, biz ilk arabadayız, diğer araçlar arkamızda. Karşıdan gelen araçlar da durdu. Yolda hayli bekleştik. Yol ortasındaki fil ormana girdi. Birisi hala yol kenarında. Araç hafif hafif hareket ediyor. Biz geçerken filin hareket yapmasından korkuyoruz. Döndüğü anda aracımızı bir hareket ile devirebilir. Korka korka usulca geçtik. Tam yanından geçerken bize doğru dönmesi korkmamızdan fazlası oldu.
Güney Afrika’daki safaride bu kadar yakın olamamıştık.
Yemek süresinde ırmağa yavruları ile su içmeye gelen fili uzaktan seyretmek güzeldi.
Araçtaki her bir arkadaşın farklı duyguları olsa da yüreği pır pır etmeyen yoktur.
Şoför ve rehbere yakın oturuyordum. Onların da çaresizliğine şahit oldum. Bir minibüs dolusu insan onlara emanet. Zor anlar yaşadılar. Ne ileri gidebiliyor ne de geri, adeta kapana kısılmış gibi.

Viktorya şelalesi için sabah altıda kalktık. Kahvaltı sonrası saat yedide iki araç, kısa bir yolculuk ile milli park girişine geldik.
Yerel rehberimiz aldığı biletleri dağıttı. Biletlerdeki barkodları okutarak içeri girdik.
Yürüyüş yoluna dizildik. Bizim dışımızda da turist grupları görüyoruz.
Yürüyüş yolunun başında kafe restoran ve tuvaletler bulunuyor.
Geniş bahçenin ortasında Viktorya şelalesini keşfeden İngiliz, Livingstone heykeli var.
Livingstone, köprüye, şehre ve havaalanına ismini vermiş bir kişilik.
Seyir tepelerinde fotoğraf molaları vererek bir kilometreden fazla yürüdük.
On beşe yakın seyir tepesi var. Her birinde farklı şelale akışını görmek mümkün.
Şelaleye gökyüzünden köprü oluşturan Gökkuşağı ayrı bir seyir sundu.
Yüksekten dökülen sular taşlara çarparak gökyüzüne fışkırıyor. Yakın kısımlarda yağmur olarak üzerimize dökülüyor. Hafif ıslaklıklar oluşsa da rahatsız edici değil.
Söylentilerde çok ıslanılıyor denildiği için yağmurluklarımız yanımızdaydı.
Suyun debisinin düşük olduğu bir dönem olduğu için şelalenin üzerimize yağmur olarak dönmesi zayıftı. Hafif ıslanmalar çabucak kurudu.
Sivrisinek abartıldığı gibi değil. Rahatsız edici sivrisineğe rastlamadık.
Buraya gelmeden önce sıtma ilacı kullanmaya başlayanlar oldu. Yan etkileri fazla olduğu için Çobanlar olarak almadık. Umarım bundan sonra da rastlamayız.














