ULVİ PUĞ’DAN (CUMARTESİ”LİK”)
Emine, Fadime’ye sormuş;
“Niye zengun iş insanu Temel’un evlenme teklifinu kabul etmedun?”
“Nasıl edeyum Emune?” demiş Fadime “ Heruf tam bir sahtekar! Bütun söyleduklerimun yalan oldiğinu bildiğu halde, hala hepsune inanmuş gibi yapayi!”
Dün TBMM’de yeni yasama yılının açılışı vardı.
Sayın Bahçeli, Erdoğan’a olan sevgisinin hala ilk günkü tazeliğini koruduğunu göstermek için elinde iki gülle karşıladı Sayın Erdoğan’ı.
Manzarayı görünce aklıma şu fıkra geldi hemen.
Fadime ile Temel önce yıldırım aşkına çarpılıp, sonra da hemen yıldırım nikahı kıymışlar.
Nikahtan sonra evlerine giderken Fadime,”Temel!” demiş “Her şe o kadar hizlu oldu ki ben telaştan sana yemek yapmayu hiç bilmediğumi söyleyemedum!”
“Üzüldüğün şeye bak!” demiş Temel “Zaten bende de eve yemekluk malzeme alacak para yok!”
Ve elindeki güllerle Erdoğan’ı karşılayan Bahçeli’nin fotoğrafına bakıp,”Fıkradaki Fadime ile Temel gibi, ne uyumlu çift maşallah!” dedim “ Ah bir de çocuklarımız aç kalmasa ne güzel olurdu!”
Sayın Özgür Özel ve Yeni Parti Milletvekilleri bırakın gül vermeyi, Sayın Erdoğan’a selam bile vermeden salondan çıkıp gitmişler.
Filmlerin genel bir kuralı vardır. Bir sahnede bir silah göründü mü o silah mutlaka patlar.
Bizim de yazımızda bir fıkra göründü mü o fıkraya mutlaka bir atıfta bulunur. Onun için biz de dönelim en baştaki fıkraya.
Sayın Erdoğan konuşmasında;
“Kutuplaşma siyasetinin sonu geldi. Önce Türkiye sonra rekabet!” demiş.
“Fon meselesini çözüyoruz!” demiş.
“ Milletin hakkını kimseye yedirmeyiz!” demiş.
Biz sayın Erdoğan’dan bu tür konuşmalar dinlemeye çok alışkınız. Alışkınız da benim şaşırdığım, meclisi terk etmeyenlerin, fıkradaki Temel gibi hala Sayın Erdoğan’ın söylediklerine inanmış gibi davranabilmeleri oldu.
Beni umutlandıran haber de Takvim Gazetesinden geldi. Fotoğrafa bir baksanıza, Sayın Erdoğan’ın sol elinde Bahçeden yeni koparılmış gibi duran Sayın Bahçeli’nin gülleri ve sağ eliyle de kendini gösteriyor. Fotoğrafın üstünde de
“BU AYIPTAN KURTULALIM!” yazıyor.
Tam;” EVEEEET!” diye bağırıp havaya zıplayayım ki takımı gol atınca coşup, gol VAR’dan iptal edilince morali çöken taraftar gibi olmayayım diye haberi okudum.
Meğer, Sayın Erdoğan “ Bu ayıptan kurtulmalıyız!” derken 1982 Anayasa’sının kalıntılarından bahsediyormuş.
Sonra, dayanamayıp televizyonu açtım ve Sayın Erdoğan’ın;” Bizim Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir!” dediğini duydum.
Ah bir de parmakları ile dört maddeyi işaret ederken Rabia Selamı vermeseydi…
Vallahi ben de nereyse fıkradaki Temel gibi inanmış rolü yapacaktım.
Allahtan Sayın Erdoğan’ın el alışkanlığı ile elini ne zaman kaldırsa baş parmağı avucunun içine gidiyor da hemen uyandım.
Sayın Erdoğan, sizin Anayasa’mız ilk dört maddesiyle ilgili tavrınız gerçekten çok belli.
İşte, biz de tam bu yüzden çok tedirgin oluyoruz. Bu yüzden söylediklerinize hiç inanmıyoruz!
İnanmış gibi bile yapamıyoruz.
Çünkü biz;
TBMM’nin açılımın;
Tayyip Beyin Meclis-i Mebûsan’ı olmasını istemiyoruz.
Sizi bilmem ama benim, Sayın Erdoğan’ın söylediği sözler içinde katıldığım bir tek cümle var;
BU AYIPTAN KURTULALIM!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Sevgi ve saygılarımla…
Ulvi Puğ














