sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

Molla Demirel Ekleyen Molla Demirel
Ekim 28, 2026
in YAZARLAR
0
DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Fransa’da ve Dünyada Öğrenci Gençlik Hareketleri Bir Mutluluk Arayışı mıdır?

Gençlik hareketlerinin değişen yüzü

Gençler neden sokaklara çıkıyor? Eğitim sistemine, ekonomik eşitsizliklere ve siyasi yönetime karşı yükselen tepkilerin temelinde ne var? Gençlik hareketleri yalnızca hak arayışı mıdır, yoksa daha özgür, adil ve mutlu bir yaşam özlemini de mi yansıtmaktadır?

Bu soruların yanıtını bulabilmek için geçmişten günümüze uzanan gençlik hareketlerine bakmak gerekir.

1968’de Fransa’da başlayan öğrenci hareketleri, kısa sürede Avrupa’nın ve dünyanın birçok ülkesinin gündemine girdi. Öğrenciler yalnızca eğitim sistemini değil, otoriter yönetim anlayışını, kapitalist tüketim toplumunu, sömürgeciliği ve toplumsal eşitsizlikleri de eleştirdiler. Özgürlük, eşitlik ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma talepleri, hareketin temelini oluşturdu.

Aradan geçen yıllara rağmen gençlerin temel soruları büyük ölçüde değişmedi: Nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz? Geleceğimizi kim belirleyecek? Daha adil ve özgür bir yaşam mümkün mü?

İklim hareketinden üniversite direnişlerine

2018 yılında henüz 15 yaşında olan İsveçli Greta Thunberg, iklim değişikliğine karşı siyasi adım atılması talebiyle okul grevine başladı. Her cuma günü İsveç Parlamentosu önünde oturma eylemi yapan Thunberg’in girişimi, kısa sürede uluslararası bir gençlik hareketine dönüştü.

Fridays for Future (Gelecek İçin Cumalar) adıyla yayılan hareket, milyonlarca genci iklim krizi konusunda harekete geçirdi. Gençler, yalnızca kendi geleceklerini değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da savunduklarını dile getirdiler.

Türkiye’de ise üniversitelerin özgürlüğü ve özerkliği etrafında gelişen mücadeleler öne çıktı. Ocak 2021’de Boğaziçi Üniversitesine dışarıdan rektör atanmasının ardından öğrenciler ve akademisyenler, üniversitenin özerkliğini ve akademik özgürlüğü savunmak amacıyla protestolar düzenlediler. Akademisyenlerin rektörlük binasına sırtlarını dönerek gerçekleştirdikleri nöbetler, bu mücadelenin simgelerinden biri hâline geldi.

Boğaziçi Üniversitesi direnişi, üniversitelerin yalnızca meslek edinilen kurumlar olmadığını; aynı zamanda düşünce özgürlüğünün, demokratik katılımın ve bilimsel bağımsızlığın korunması gereken alanlar olduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin 1968 kuşağından kalan mücadele geleneği de bu tartışmaların tarihsel arka planını oluşturdu. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sinan Cemgil ve İbrahim Kaypakkaya gibi dönemin simgeleşmiş isimleri, gençlik hareketlerinin siyasi söyleminde ve toplumsal hafızasında yer almaya devam etti.

Bununla birlikte, gençlik hareketlerinin daha geniş bir toplumsal mücadeleye dönüşmesi kendiliğinden gerçekleşmez. Öğrenci taleplerinin işçilerin, emekçilerin ve diğer toplumsal kesimlerin talepleriyle birleşmesi; ortak hedeflerin ve bağımsız örgütlenme biçimlerinin gelişmesine bağlıdır.

Türkiye’deki gençlik hareketlerinin siyasal sınırları ve muhalefetle ilişkisi de bu açıdan değerlendirilmelidir. Gençlerin taleplerinin yalnızca belirli siyasetçilerin özgürlüğü ya da seçimlerde iktidarın değişmesiyle sınırlı kalması, eğitim, emek, eşitlik ve demokratik haklar gibi daha geniş sorunların geri planda kalmasına yol açabilir.

Gençlik hareketleri sınırları aşıyor

Öğrenci hareketleri, günümüzde iletişim teknolojilerinin de etkisiyle ülkeler arasında daha hızlı yayılabiliyor. Bir ülkede ortaya çıkan protestolar, başka ülkelerdeki gençlere ilham verebiliyor. Bununla birlikte, her ülkenin hareketi kendi siyasi, ekonomik ve toplumsal koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği protestoların toplumsal bir harekete dönüşmesi, gençlerin siyaset üzerindeki etkisini gösteren örneklerden biridir. Üniversite öğrencileri, toplumsal sorunlar ve siyasi sorumluluklar konusunda taleplerini dile getirirken farklı kesimlerle dayanışma kurmaya çalıştılar.

Brezilya’da da gençlik örgütleri, üniversite çevreleri ve toplumsal hareketler, ülkenin siyasi yönü ve dış politikası üzerine yürütülen tartışmalarda etkin rol oynadı.

Fransa, İspanya, İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan öğrenci hareketleri de eğitim, istihdam, yaşam maliyeti ve gelecek kaygısı gibi ortak sorunları gündeme taşıyor.

Ancak bu hareketlerin tümünü tek bir siyasi çizginin parçası olarak görmek doğru değildir. Kimi hareketler iklim krizine, kimileri eğitimde fırsat eşitsizliğine, kimileri ise ekonomik sıkıntılara ve siyasi baskılara karşı gelişmektedir. Ortak noktaları, gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma isteğidir.

1968 Mayısı: Özgürlük ve mutluluk arayışı

Fransa’da Mayıs 1968’de yaşanan öğrenci ayaklanmaları, dünya gençlik hareketleri tarihinde özel bir yere sahiptir. Üniversitelerde başlayan protestolar kısa sürede işçilerin grevleriyle birleşmiş, ülke çapında büyük bir toplumsal harekete dönüşmüştür.

Bu hareket, yalnızca eğitim koşullarına ya da ücretlere ilişkin taleplerle sınırlı değildi. Gençler, yaşamın katı kurallara, otoriteye ve başarı yarışına indirgenmesine karşı çıkıyorlardı.

Dönemin yaygın sloganlarından biri olan “Métro, boulot, dodo” (Metro, iş, uyku), insan yaşamının tekdüze bir çalışma düzenine sıkıştırılmasını eleştiriyordu. Gençler, yaşamın yalnızca çalışmak, üretmek ve tüketmekten ibaret olmadığını savunuyorlardı.

“Kaldırım taşlarının altında kumsal var” ve “Gerçekçi olun, imkânsızı isteyin” gibi sloganlar da mevcut düzenin dışında başka bir yaşamın mümkün olabileceğine duyulan inancı yansıtıyordu.

Bu bakımdan 1968 hareketi, mutluluk arayışını toplumsal ve siyasal bir mesele olarak gündeme getirdi. Mutluluk, yalnızca bireyin özel yaşamında elde edeceği bir haz değildi. Özgürce düşünmek, sevmek, yaşamak, karar vermek ve geleceğini belirlemek de bu arayışın parçalarıydı.

Hareket, emperyalizme ve sömürgeciliğe yönelik eleştirilerle de ilişkilendi. Vietnam Savaşı başta olmak üzere dönemin uluslararası çatışmaları, gençlerin siyasi duyarlılığını etkiledi. Dünyanın farklı bölgelerinde özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren halklarla dayanışma, gençlik hareketlerinin önemli başlıkları arasında yer aldı.

Dolayısıyla 1968’in mutluluk anlayışı, bireysel özgürlüğün yanı sıra toplumsal eşitlik ve halkların kendi kaderini tayin hakkını da içeriyordu.

Günümüz gençliği: Yaşanabilir bir gelecek talebi

Günümüzde gençlerin protestoları farklı koşullarda ortaya çıkıyor. Eğitim sistemindeki sorunlar, öğretmen eksikliği, bakımsız okul binaları, işsizlik, hayat pahalılığı ve geleceğe ilişkin belirsizlikler gençlerin kaygılarını artırıyor.

Özellikle ekonomik ve toplumsal açıdan dezavantajlı bölgelerde yaşayan gençler, eşit eğitim olanaklarına sahip olmadıklarını düşünüyorlar. İyi bir eğitim alamamanın, nitelikli bir üniversiteye girememenin ve güvenceli bir iş bulamamanın gelecekteki yaşamlarını belirleyeceğinden endişe ediyorlar.

Bu koşullarda mutluluk arayışı, 1968’deki özgürleşme düşüncesinden bütünüyle kopmuş değildir. Ancak günümüzde bu arayış daha çok güvenli bir gelecek, adil eğitim olanakları, insanca çalışma koşulları ve toplumsal güvenceler üzerinden ifade edilmektedir.

Gençler yalnızca daha fazla tüketmek istemiyorlar. Eğitimlerinin karşılığını alabilecekleri, ayrımcılığa uğramadan yaşayabilecekleri ve geleceklerini kaygı duymadan kurabilecekleri bir toplum istiyorlar.

Kolektif eylemler de bu açıdan önem taşıyor. Birlikte hareket etmek, ortak sorunları dile getirmek ve karar süreçlerine katılmak, gençlere yalnız olmadıklarını hissettirebiliyor. Böylece protesto, yalnızca bir itiraz biçimi değil, aynı zamanda dayanışmanın ve toplumsal aidiyetin deneyimlendiği bir alana dönüşüyor.

Fransa’daki protestoların arka planı

Fransa’daki gençlik hareketlerini anlamak için eğitim sistemine yönelik tepkilerin yanı sıra ülkenin uzun süredir karşı karşıya olduğu toplumsal sorunları da dikkate almak gerekir.

Eğitimde fırsat eşitsizliği, genç işsizliği, geçici ve güvencesiz çalışma, yüksek yaşam maliyetleri ve siyasi kurumlara duyulan güvensizlik, gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarını derinleştiren etkenler arasındadır.

Özellikle yoksul banliyölerde yaşayan gençler, eğitim ve istihdam alanlarında ayrımcılıkla karşılaştıklarını düşünüyorlar. Bu bölgelerdeki okulların kaynak yetersizliği, öğretmen açığı ve fiziki koşulların bozulması, eşitsizlik duygusunu daha da güçlendirebiliyor.

Fransa’da eğitim, tarihsel olarak toplumsal yükselmenin ve fırsat eşitliğinin temel araçlarından biri olarak görülmüştür. Ancak gençler, eğitim sisteminin artık herkese eşit olanaklar sunmadığı düşüncesine kapıldıklarında, geleceğe duydukları güven de zayıflıyor.

Sosyologların dikkat çektiği sorunlardan biri, okulun toplumsal hareketlilik sağlayan bir kurum olma niteliğinin sorgulanmasıdır. Gençler, iyi bir eğitim alsalar bile istedikleri mesleğe ulaşamayacaklarından ya da ekonomik açıdan bağımsız bir yaşam kuramayacaklarından korkabiliyorlar.

Buna iklim krizi, savaşlar ve genel ekonomik belirsizlikler de eklendiğinde, geleceğe ilişkin kaygılar daha geniş bir toplumsal hoşnutsuzluğa dönüşebiliyor.

Şiddet, dışlanma ve devletle kurulan ilişki

Gençlik hareketlerini değerlendirirken barışçıl protestolarla şiddet içeren olayları birbirinden ayırmak gerekir. Bir talebin haklı olması, şiddetin her biçimini meşru kılmaz. Aynı şekilde, bazı gösterilerde şiddet yaşanması da bütün gençlik hareketlerinin şiddet yanlısı olduğu anlamına gelmez.

Fransa’da gençlerle polis arasındaki gerilim, uzun süredir tartışılan konulardan biridir. Özellikle yoksul banliyölerde yaşayan gençler, polis kontrollerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını ileri sürüyorlar. Polis müdahaleleri sırasında yaşanan yaralanmalar ve ölümler de bu güvensizliği derinleştirebiliyor.

2005 yılında Fransa’nın banliyölerinde yaşanan ayaklanmalar, bu sorunların tarihsel açıdan önemli örneklerinden biridir. Clichy-sous-Bois’da polis kontrolünden kaçarken elektrik trafosuna sığınan Zyed Benna ve Bouna Traoré’nin hayatını kaybetmesi, ülke çapında günlerce süren olayların fitilini ateşlemişti.

Bu ayaklanmalar, özellikle göçmen kökenli gençlerin yaşadığı dışlanmayı, işsizlik sorununu ve devlet kurumlarıyla aralarındaki güvensizliği görünür hâle getirdi.

2023 yılında Nahel Merzouk’un polis tarafından vurularak öldürülmesinin ardından yaşanan olaylar da benzer sorunları yeniden gündeme taşıdı.

2005 ve 2023 olayları arasında benzerlikler bulunmakla birlikte, her iki dönemin koşulları ve protestoların gelişimi farklıdır. Bu olayları doğrudan eğitim protestolarıyla özdeşleştirmek yerine, gençlerin devletle ilişkisini etkileyen daha geniş toplumsal sorunlar çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

Sosyal dışlanma, ayrımcılık, ekonomik güvencesizlik ve geleceğe ilişkin umutsuzluk, toplumsal gerilimi artırabilir. Ancak şiddet tek bir nedene bağlanamaz. Olayların gelişiminde siyasi söylemler, güvenlik güçlerinin müdahaleleri, protestoların örgütlenme biçimleri ve bireysel davranışlar da etkili olabilir.

Şiddetin toplumsal maliyeti ve erken önlemenin önemi

Gençlerin şiddete yönelmesi, yalnızca güvenlik sorunu olarak ele alınamaz. Bu durumun bireyler, aileler ve toplum üzerinde uzun vadeli sonuçları vardır.

Gençlerin eğitimden kopması, işsiz kalması ve toplumsal ilişkilerden uzaklaşması, hem kişisel yaşamlarını hem de kamusal kaynakların kullanımını etkiler. İşsizlik, sosyal hizmet ihtiyacı, ruh sağlığı desteği, polis müdahaleleri ve ceza adaleti sistemiyle ilgili harcamalar, toplumsal maliyetin bir bölümünü oluşturur.

Bununla birlikte gençleri yalnızca devlete maliyetleri üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Asıl mesele, şiddete yönelme riskini artıran koşulların nasıl azaltılabileceğidir.

Çocuklara ve gençlere erken yaşta eğitim desteği sağlanması, ailelerin güçlendirilmesi, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması ve sosyal dışlanmanın önlenmesi bu açıdan önem taşır.

Saldırgan davranışların altında kimi zaman ihmal, korku, dışlanma ya da kendini savunma ihtiyacı bulunabilir. Ancak bu durum, başkalarına zarar veren davranışları haklı çıkarmaz. Amaç, hem şiddeti önlemek hem de şiddete yönelen davranışların arkasındaki sorunları anlamaktır.

Önleyici politikaların başarısı, yalnızca güvenlik tedbirlerinin artırılmasına değil, gençlerin eğitim, istihdam, barınma ve toplumsal katılım olanaklarının iyileştirilmesine de bağlıdır.

Gençler kendilerini dinlenmiş, değerli ve toplumun eşit üyeleri olarak gördüklerinde, sorunlarını barışçıl yollarla ifade edebilecekleri alanlar da genişler.

2005’ten günümüze: Gençlik hareketlerinde süreklilik ve değişim

Fransa’da 2005 yılında yaşanan ayaklanmalar ile sonraki yıllardaki protestolar arasında hem benzerlikler hem de farklılıklar bulunmaktadır.

2005 olaylarında toplumsal dışlanma, polisle yaşanan gerilim ve banliyölerdeki gençlerin birikmiş öfkesi ön plandaydı. Olaylar belirli bir siyasal program etrafında örgütlenmiş tek bir hareketten çok, farklı nedenlerle büyüyen ve yer yer kontrol edilemeyen bir toplumsal patlama niteliğindeydi.

Sonraki yıllarda ise iklim krizi, emeklilik reformları, eğitim politikaları ve yaşam maliyeti gibi farklı konularda kitlesel protestolar ortaya çıktı. Bu hareketlerde öğrenciler, sendikalar, öğretmenler ve farklı toplumsal kesimler zaman zaman ortak eylemler gerçekleştirdiler.

Bu gelişmeler, gençlerin toplumsal sorunlar karşısındaki tutumlarının çeşitlendiğini gösteriyor. Bununla birlikte, her protesto dalgasının daha örgütlü, daha siyasallaşmış ya da daha geniş bir dayanışmaya dayandığını ileri sürmek doğru olmaz. Hareketlerin niteliği, ortaya çıktıkları koşullara ve kurdukları ilişkilere göre değişmektedir.

Yine de ortak bir nokta vardır: Gençler, kendi yaşamlarını doğrudan etkileyen kararların dışında bırakılmak istemiyorlar. Eğitim sisteminde, çalışma yaşamında ve siyasi kurumlarda söz sahibi olma talepleri, farklı dönemlerde farklı biçimlerde ortaya çıkıyor.

Sonuç: Mutluluk bireysel mi, toplumsal mı?

Başlangıçtaki soruya yeniden dönebiliriz: Gençlik hareketleri bir mutluluk arayışı mıdır?

Bu soruya verilecek yanıt, mutluluğu nasıl tanımladığımıza bağlıdır.

Mutluluğu yalnızca bireysel haz, tüketim ya da kişisel başarı olarak görürsek gençlik hareketlerinin toplumsal anlamını kavramakta zorlanırız. Çünkü gençler çoğu zaman kendi yaşam koşullarının ötesinde, toplumun nasıl yönetileceği, kaynakların nasıl paylaşılacağı ve geleceğin nasıl şekilleneceği üzerine de söz söylemektedirler.

1968 kuşağı, otoriter ilişkilere, sömürüye, emperyalizme ve yaşamın katı kurallara indirgenmesine karşı çıkarken özgürleşme idealini öne çıkardı. Günümüz gençleri ise iklim krizinden eğitimdeki eşitsizliğe, güvencesiz çalışmadan ekonomik belirsizliğe kadar uzanan sorunlarla mücadele ediyor.

Bu iki dönem arasında önemli farklar vardır. Ancak her ikisinde de gençlerin kendi geleceklerini belirleme isteği öne çıkar.

Mutluluk, bu anlamda yalnızca kişinin kendi yaşamında bulduğu bir duygu değildir. İnsanın onurlu bir yaşam sürdürebilmesi, düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, eğitim ve çalışma olanaklarına eşit biçimde erişebilmesi ve geleceğini kaygı duymadan kurabilmesiyle de ilgilidir.

Gençlik hareketleri, bu taleplerin toplumsal alanda ifade edilmesinin yollarından biridir. Hareketlerin başarıya ulaşması ise yalnızca sokaklardaki kalabalığın büyüklüğüne değil, taleplerin açıklığına, örgütlenme biçimlerine, toplumsal dayanışmaya ve kalıcı değişim yaratabilme gücüne bağlıdır.

Gençlerin sesini yalnızca bir güvenlik sorunu olarak görmek, bu hareketlerin arkasındaki toplumsal nedenleri gözden kaçırmak demektir. Onları dinlemek, eleştirilerini anlamak ve demokratik katılım kanallarını güçlendirmek ise hem gençlerin hem de toplumun geleceği açısından önem taşır.

Sonuç olarak gençlik hareketleri, daha özgür, eşit ve yaşanabilir bir dünya arayışının ifadesidir. Bu arayışın içinde mutluluk da vardır; ancak mutluluk, toplumsal adaletten, özgürlükten ve insan onurundan ayrı düşünülemez.

Gençlerin mutluluk arayışı, aynı zamanda nasıl bir toplumda yaşamak istediklerine ilişkin bir sorudur. Bu sorunun yanıtı yalnızca gençlerin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendirir.

27.10.2026

Molla Demirel

Views: 58
Önceki yazı

GÜNEY AFRİKA – RODEZYA  (ZİMBABWE- ZAMBİA- BOTSWANA) GEZİSİ.

Sonraki Gönderi

Molla Demirel

Molla Demirel

Sonraki Gönderi

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
İSTİFA VE İSTİĞFAR

İSTİFA VE İSTİĞFAR

Şubat 11, 2026
DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK -1

DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK-6

Mayıs 21, 2025
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0

Ekim 28, 2026
DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

Ekim 28, 2026
GÜNEY AFRİKA – RODEZYA  (ZİMBABWE- ZAMBİA- BOTSWANA) GEZİSİ.

GÜNEY AFRİKA – RODEZYA  (ZİMBABWE- ZAMBİA- BOTSWANA) GEZİSİ.

Ekim 28, 2026
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Ekim 28, 2026

Güncel Haberler

Ekim 28, 2026
DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

Ekim 28, 2026
GÜNEY AFRİKA – RODEZYA  (ZİMBABWE- ZAMBİA- BOTSWANA) GEZİSİ.

GÜNEY AFRİKA – RODEZYA  (ZİMBABWE- ZAMBİA- BOTSWANA) GEZİSİ.

Ekim 28, 2026
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Ekim 28, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Ekim 28, 2026
DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

DÜNDEN BUGÜNE GENÇLİK HAREKETLERİ

Ekim 28, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.