Bu hafta köşeme bir şeyler karaladım, karalamasına ama yazı kuruldan geçmedi. Gerekçe mi? Annem, “Ağzına biber sürerim!” dedi. Kuruldaki dostum Mazlum, “Üç ay,” dedi. Ardından da ekledi: “Üç aydan sonrası dönüşümlü olur. Ben gelirim, yerine sen çıkarsın. Yoksa çocuklar ufak, ben bakamam.”
E, bu hafta yazmayayım, patron kızmaz mı, işime son vermez mi dememe bile fırsat vermedi. “Engin Bey, benden bu kadar,” deyip telefonu kapattı.
Yani anlayacağınız, onca emek güme gitti. Kalem elimde kaldı, yazılar çekmecede, ben de ortada kaldım.
Bu arada birkaç gündür sevgili dostum Yusuf Nazım’ın evinin çatısı akıyordu. Ben de onunla meşguldüm. Hallettik sayılır. Madem bu hafta siyasetten, hayattan, gündelik meselelerden yazamıyoruz, bari biraz da çatılardan bahsedelim.
Hem belki Engin Bey’in gazabından kurtuluruz.
Şimdi soralım: Çatı nedir?
Bir evin üstünü örten, yağmurdan, kardan, rüzgârdan koruyan yapı mıdır sadece? Elbette hayır.
Çatı, bir evin şemsiyesidir, kalkanıdır, güvencesidir. Çatısız ev olur mu?
Olur elbette.
Ama ilk yağmurda evin içinde şemsiye açmak zorunda kalırsınız. Sonra da buna modern yaşam dersiniz!
Çatının görevi yalnızca yağmuru dışarıda tutmak değildir.
Evin sıcaklığını korur, duvarları nemden, eşyaları sudan, insanları soğuktan muhafaza eder.
Sağlam bir çatı varsa evin içindekiler başlarını yastığa daha rahat koyar.
Peki, çatının bir kiremiti kırılmışsa ne olur? Önce küçük bir damla düşer. Kimse önemsemez. “Bir şey olmaz, geçer,” derler. Sonra ikinci damla, üçüncü damla derken bir bakmışsınız salonun ortasına leğen koymuşsunuz. Ev halkı da yağmurun sesini değil, damlayan suyun ritmini dinlemeye başlar!
İşte hayat da böyledir. Küçük sorunları zamanında çözmezseniz, bir gün büyük felaketlerin altında kalırsınız. Çatı akarken duvarın boyasını yenilemenin ne anlamı var? Ama bizde bazen tam tersi yapılır.
Çatı akar, duvar boyanır; sorun çözülmez ama görüntü kurtarılır. Memleketin bazı meselelerine de ne kadar benziyor, değil mi?
Gelelim çatının ailedeki yerine…
Eskiler babayı evin direği, evin çatısı olarak tarif ederdi. Baba dediğin yağmurda ıslanmayan değil, ailesi ıslanmasın diye yağmurun altında durandı. Kendi derdini içine atar, evlatlarının derdini sırtlanırdı. Bazen cebinde beş kuruşu yokken çocuklarına dünyanın bütün imkânları varmış gibi hissettirirdi.
Ama bir de şu var: Her çatının altında huzur olmayabilir. Dışarıdan bakınca kiremitleri düzgün, bacası tüten, boyası yeni bir ev görürsünüz; içine girince herkes birbirinden habersiz, herkes kendi yağmurunda ıslanıyordur.
Demek ki çatının sağlam olması yetmiyor. Altında yaşayanların da birbirine sahip çıkması gerekiyor.
Üstelik çatının kıymeti en çok yağmur yağdığında anlaşılır. Güneşli havada herkes çatının altında oturur, kimse dönüp de başını kaldırıp bakmaz. Ama fırtına çıktığında ilk aranan yine çatı olur.
Tıpkı dostluklar gibi, tıpkı aile bağları gibi…
Bir de çatı ustaları var tabii. Onlar da ayrı bir âlem. Çatı akıyor dersiniz, gelirler, şöyle bir bakarlar, başlarını sallarlar: “Abi, bunun işi büyük!”
İşi büyütmekte üstlerine yoktur. Bir kiremit için gelir, size neredeyse yeni bir bina maliyeti çıkarırlar. Siz de çaresiz, “Yeter ki akmasın,” dersiniz. Sonra ilk yağmurda yine damlamaya başlar. Usta ortada yok, telefonlar meşgul, sorumluluk ise her zamanki gibi ev sahibinin!
Hayatımızda da böyle ustalar yok mu? Her soruna bir çözüm vadeden, ama iş uygulamaya gelince ortadan kaybolan nice ustamız var.
Oysa çatı dediğin emek ister ilgi ister zamanında bakım ister. Bir evin çatısını onarmak nasıl önemliyse, bir ailenin, bir dostluğun, bir toplumun çatısını ayakta tutmak da o kadar önemlidir.
Çünkü çatı yalnızca yukarıda duran bir yapı değildir; aşağıda yaşayanların ortak güvencesidir.
Belki de artık başımızı biraz kaldırıp çatılarımıza bakmanın zamanı gelmiştir. Hangisi sağlam, hangisi akıyor, hangisinin kiremitleri çoktan yerinden oynamış?
Yoksa biz hâlâ evin içine leğen koyup yağmurun dinmesini mi bekliyoruz?
Son sözüm şu olsun:
Bir evin çatısı akarsa önce evin içi ıslanır. Bir toplumun çatısı akarsa herkes nasibini alır. Üstelik o zaman leğen koyacak yer de bulamazsınız!
Kalın sağlıcakla…














