ULVİ PUĞ’DAN “CUMARTESİ”LİK
Temel, yeni nişanlandığı Fadime’ye;”Öpüşelum dersem itiraz eder misun?” diye sormuş.
Fadume, “Bu hayatumda hiç yapmadiğum bir şey!” cevabını vermiş.
Temel de, Ehl-i namus bir kız bulmanın memnuniyetiyle sormuş;”Öpüşmek mu?”
Fadime, Temel’in saflığına gülerek cevap vermiş; “Hayır canum! itiraz etmek!”
CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçim tartışmalarına ilişkin, “İki ay da bir ay da olsa, erken seçime itiraz etmeyiz” demiş.
Biz de biliyoruz ki Fadime gibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun da pek itiraz etme alışkanlığı yoktur.
Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına itiraz etmedi.
Erdoğan’ın diplomasız Cumhurbaşkanı olmasına itiraz etmedi.
Üçüncü kez aday olmasına itiraz etmedi.
Şimdi de sırf Erdoğan bir kez daha aday olabilsin diye, normal süresinden bir ay önce yapılacak erken seçim için,”İki ay da bir ayda olsa erken seçime itiraz etmeyiz” demiş.
Zenon, bir öğrencisi ile sohbet ediyormuş. Öğrenci Zenon’un her dediğini onaylamaktan başka bir şey yapmayınca Zenon sinirlenip bağırmış, “Yahu bir kere itiraz et, farklı bir şey söyle de iki kişi olduğumuzu anlayayım!”
Biz, Sayın Kılıçdaroğlu için aynı şeyi söyleyemeyiz.
2023 seçimlerine Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş’la gidilip, güle oymaya seçimin kazanılması teklifine itiraz etti.
Seçim yarışışını kaybettin, bari genel başkanlığa aday olma önerisine itiraz etti.
Mutlak Butlan kararına uymaması talebine geri çevirdi.
Kurultayı hemen topla isteğine kulaklarını kapattı.
Görünen o ki, kendisi sadece Erdoğan’dan gelen ricaları kıramıyor.
Temel’i öptükten sonra üç koca eskiten Dul Fadime, evine tamire gelen yakışıklı genç Dursun’a, şuh bir şekilde;” Dışaruda felaket bir fırtına ve yağmur var ve ben de sofrayu hazirladum. Bence gitmeyup yemeğe kalun.” demiş.
Dursun, önce Fadime’ye sonra pencereye gidip dışarı baktıktan sonra; “Çok teşekkürler hanumefendiciğum!” demiş “ Ama, teklifinize itiraz edeyrum! Havayu inceledum ve sizunle akşam yemeğu yemeye katlanmama değecek kadar bir fırtına ve yağmur görmedum!”
Evet, Türkiye Cumhuriyeti’nde de fırtına, yağmur felaket bir hava var.
Sanki ünlü İngiliz yazar ve siyasetçisi R. B. Sheridan;
“Dejenere bir Meclis onların olsun, dalkavuk mahkemeler onların olsun, zorba bir hükümdar onların olsun.
Siz bana zincire vurulmamış bir basın verin yeter. Ben o zaman vatandaşlarımızın özgürlüklerine kıl kadar zarar verilemeyeceğini onlara göstereyim.” sözlerini 18. YY İngiltere’si için değil de bugünün Türkiye’si için söylemiş gibi.
Ya bir de muhalefet partileri susarsa!
Ama biz, koşullar ne olursa olsun, genç Fadime ve deneyimli Kılıçdaroğlu gibi değil, genç tamirci Dursun gibi davranıp, itiraz ediyoruz;
“Hayır Kılıçdaroğlu! Hayır Erdoğan! Amacı sırf Erdoğan’ı bir kez daha seçtirmek olan ve normal düresinden bir ay önce yapılacak bir erken seçimi asla kabul etmiyoruz!”
Normal süresine bir ay kala yapılacak bir seçime itiraz etmeyen de bir daha Anıtkabir’e nasıl gideceğini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu CHP Genel Başkanı koltuğuna nasıl oturacağını, Atatürkçülerin yüzüne nasıl bakacağını ve Demokrasi Tarihine nasıl geçeceğini varsın kendi düşünsün!
Hani Hakim Bey şarkısında;
Sussan olmuyor, susmasan olmaz
Dil dursa hâkim bey tende can durmaz
Yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
Kaleme tedbir koma, tek durmaz,
der ya…
Bize; “Artık bu kadarı da olmaz!” dediğimiz ne varsa yaşattınız.
Nasıl susalım?
Nasıl yazmayalım?
Ulvi Puğ














