Ape Ahmet’i anlatmak, aynı zamanda yakın Kürt tarihini anlatmakla eş değerdir. Kürtlerin trajik tarihini en derinlikli yaşamış kişilerden birisidir. 1970’li yıllarda milletvekilliği ve aşiret liderliği ile görünürlüğü ortaya çıktığında, Kürt toplumu feodal yaşamın kabuklarından sıyrılma zamanındaydı. Ancak Ape Ahmet o feodal yaşamın tüm olumsuzluklarıyla mücadele etmiş, deyim yerindeyse klasik feodal yaşamın tüm çilesini görmüş ve o hayatın en güçlü hafızalarından biri haline gelmiştir.
1970’li yılların sonuna doğru Kürt siyasetinin radikalleşmesi ile birlikte ailesiyle çok güçlüklerle karşılaşmıştı. Feodalitenin çözüldüğü, modern Kürt mücadele tarihine uzanmanın bütün talihsizliğini yaşamış kadim bir bilgedir.
1980 12 Eylül askeri darbesinin ardından Diyarbakır cezaevi vahşetini en yoğun yaşayan, en çok saldırılara, işkencelere maruz kalmışlardan biri de yine odur. Bugün yaşayan Diyarbakır cezaevi tanıklarından ve mağdurlarından birisidir;
“Vekil olması onu daha özel bir baskıya tabi tutmuşlar”
1990’lı yılların hemen başında ilk kez bu ülkede Kürtler legal siyaset sahnesine çıkmasıyla birlikte Ape Ahmet’i hareketin en başında görünmeye başlandı. Yeni legal partinin adı HEP ile yeni bir siyaset deneyiminin yanında yürüyenlerin başında yine A. Türk vardı.
Zaman zaman genel başkanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi sürekli partide aktif görevlerde bulunuldu.
Hapis, gözaltıların ve kayyumların sayısını kendisinin de hatırlayacağını pek sanmıyoruz.
Ape Ahmet Kürtlerin feodal yaşamını iliklerine kadar yaşadığı gibi, modern mücadele araçlarına kavuşan Kürt mücadele tarihinin en derinlikli yaşayanlardan da birisi haline gelmiştir. Bu güven ve bilgeliği itibarıyla birçok kez Sayın A. Öcalan’la da görüşmüş, barışın bu topraklara gelebilmesi için üzerine düşeni ziyadesiyle yapmıştır.
Kısacası Ape Ahmet Kürt halkının hem feodal yaşamın hem de modern mücadelenin en önemli toplumsal ve siyasal hafızalarından biridir.
En dikkate değer yanı, bütün siyasi çevrelerden tüm sivil toplum kuruluşlarına kadar gördüğü itibar ve saygı duyulmasıdır.
Bu yönüyle siyasal ve toplumsal anlamda en değme sosyologlara taş çıkartacak düzeyde bir bilgeliğe sahip.
Başka bir tanımla Kürdistan’in neresinde yağmur yağsa ilk ıslanan bir aktör olmuştur.
Not: Yakın bir zamanda dostlarımla evine yaptığımız ziyaretle, bilgeliğini ve samimiyetine tanıklık etmiş biri olarak yazıyı kaleme aldım.
09/10/2026 İmran Adsay














