HER FABRİKA BİR KALEDİR.
Türkiyemiz de 416 tane organize sanayi bölgemiz, bu bölgelerde 68.000 irili ufaklı sanayi tesisimiz ve kabaca 3 milyona yakın çalışanımız var. Aileleri ile birlikte 10 -12 milyon insanımız doğrudan sanayi üretiminden geçiniyor, evine ekmek götürüyor. Hemen tüm fabrikalarda çalışanlar için servis, öğle yemeği ve sigorta var. Yan kollarıyla neredeyse çalışan ülke nüfusunun yarısına kucak açan dev bir zincirden söz ediyoruz.
Bu zincire bir dönem “Anadolu Kaplanları” deniyordu. İhracata yönelik üretimleri, dış pazar ile kıyasıya rekabet eden dinamik yapıları, ile ülkemizin adeta döviz üretim merkezleriydi. Bir süredir dünya ile rakabet şansları kalmadı. Artan üretim maliyetlerinin başında enerji, ulaşım, nakliye, sigorta, fiyatlarındaki oynaklık geliyordu. OSB yönetmelikleriyle üretmek adeta’ cezasız bırakılamaz’ denecek düzeye getirildi. Yüksek kredi maliyetleri karşılanamaz oldu. Üretim izin ve ruhsatları zaten ömür törpüsü, her zaman çok çok zor işlerdi. Çok geçmedi üzerinden, Anadolu Kaplanları çaptan düşmeye başladı. Yalnızca 2026 temmuzunda 386 işletme kepenklerini indirdi. Çalışanları, tedarikçileri, borçluları, alacaklıları hepsi bir tarafa savrulup gittiler. Hayaller, umutlar, düşler, on binlerce emek, çaba, hepsi bu yaşananların içinde yok olup gittiler. Ulusal sanayimiz bu günlerde büyük bir çöküş yaşıyor. Gerçek anlamda dış ticaret açığını kapatan en büyük gücümüzü kaybediyoruz. Üretmeden tamamen tüketime yöneliyoruz.
Organize Sanayi Bölgelerine yolunuz düşmeyebilir, ama sokağınızda, semtinizde açılan kahve, kafe sayısındaki artışı mutlaka görüyorsunuzdur. Kısa bir eğitim süreci, küçük bir sermaye, ortalama bir dükkan buldunuz mu? Kafeniz servise hazır hale geliyor. Kısa sürede açılabiliyor. Hal böyle olunca büyük kalabalıkların yaşadığı ülkemizin her köşesinde açılan kafeler soğuk- sıcak kahvesini yudumlayan insanlarla dolu oluyor.
Büyük çöküş yaşayan Yunanistan da öyleydi. 2006-2008 yılları komşuda üretimin durma noktasına geldiği dönemdi. Her adım başı kafeler açılmıştı. Herkes ‘ frappe’sini yudumluyordu. Ülkenin iflas riski çok büyümüştü, görünüşte kafelerdeki resme bakan sorun görmüyordu. Ama gerçek resim acılarla doluydu.
Yunanistan arkasındaki Avrupa Birliği sayesinde ağır hasarla da olsa krizden çıkabilmişti.
Sanayimize, iş gücümüze, çalışanımıza sahip çıkmalıyız. Yarınlarımıza sahip çıkmalıyız.














