ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)
Dursun, İlyas ve Temel, son savaşlardan sonra gündeme oturan füzelerden korunma sistemleri hakkında konuşuyorlarmış.
Dursun,”En güvenlisu Demir Kubbe’dur” demiş “ Demiru hiç bir füze delemez!”
İlyas,”Türkiye’nun üstune demir kubbe yaparlarsa çok karanluk olur” demiş “En iyisu Çeluk Kubbedur! Hem daha sağlamdur hem daha ince oldiğu için karanlık olmaz!”
Sonra ikisi birden Temel’e dönüp fikrini sormuşlar.
Temel, “İşun güvenluk kisminu halletmek çok basittur!” demiş kendinden emin şekilde “Türkiye’nun üstune AK Parti rozetunden bir kubbe yaparuz olur biter. Baksanuza, ne beleduye Başkanu, ne FONdipçu, yakasuna rozet takana hiç bir şey olmayi. Ama benu düşündüren asıl konu karanluk konusu. Yakasina rozet takanlar, Atatürk ile milletun arasuna girip bu Güneş Tutulmasinu başardularsa, bir de Türkiye’nun tamamuna rozet takilursa ne olur, onu bilmeyrum!” (Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır.)
Bu elbette ve sadece bir fıkra. Ama Türkiye’deki hukuk sistemine ve gelir dağılımına bakıp, vatandaşa Süpermen’in pelerinini mi, Batman’in elbisesini mi, Yüzbaşı Amerikan’ın kalkanını mı istersiniz, diye sorsalar, herhalde hiç birini istemeyiz, AK Parti rozetini isteriz ama Recep Tayyip Erdoğan kendi eliyle ve törenle takmalı, derler.
Son günlerde bir saç ilacı reklamı var, etkisini doksan günde gösteriyormuş, göstermezse de paranız iade ediliyormuş.
AK Parti rozetinin etkisini görmek için doksan gün beklemeye bile gerek yok. Hemen yaşamınızı değiştiriyor. Rozeti önceden taktıysanız, zaten fakir kalma riskiniz yargılanma riskiniz de neredeyse sıfıra iniyor. Yok hakkınızda bir ceza davası açıldıktan sonra rozetiniz Recep Tayyip Erdoğan, kendi eliyle yakanıza taktıysa, sizde yakanızı mahkemeden kurtarıyorsunuz.
Son örneği Cemil Tugay. Rozeti takar takmaz yardılandığı ceza davasında savcı beraatini istedi.
Hani, Türkiye’de “Tam Bağımsız” bir yargı sistemi olduğunu bilmesek, bu beraat talebinde bile AK Parti Rozetinin olduğunu düşüneceğiz.
Allahtan bunu biliyoruz da aklımıza kesinlikle ve adla böyle bir şey gelmiyor.
Ancak, benim de en büyük korkum, karanlık korkusu. Aslında, Onur Şenli bizi Agora Meyhanesi şiirinde;
“Beş yüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir, boşalan kadehlere
Şarkılarını dolduruyorum,” diyerek, ampullerin karanlık getirebileceği konusunda bizi uyarmıştı. Ama biz, bu bir aşk şiiri, diyerek mesajı alamamışız.
Neyse ki Nazım Hikmet mesajını daha açık vermiş;
“Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!” diyerek.
Benim göğsümde hep, bana en çok güven veren, Türkiye’yi Aydınlatan Güneşin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rozeti vardır.
Bu sayede ben, güneş tutulmasının sona ereceğine, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden ATATÜRK AYDINLIĞINA kavuşacağına yürekten inanıyorum.
Ve o aydınlığa kavuşmak için yanmaya razıyım!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Bakmayın siz dağ başını duman aldığına;
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar!
Ulvi Puğ













