UNUTULMAZ ARMAĞAN!
Karadeniz’in şirin bir köyüne ilk defa çok ünlü bir bilim adamı turistik amaçla gelmiş. Bir hafta kalmış hoca ve gitmesine bir gün kala muhtar, ihtiyar heyetini toplamış ve;
“Bu adama öyle bir armağan verelum ki bizi hiç unutmasun ve köyümüzün tanıtumi için bize destek olsun. Tabii çok pahalı da olmasun!” demiş.
Ne yapacaklarına bir türlü karar verememişler.
Salonda uzun süre bir sessizlik olmuş.
Derken çay getiren çaycı Temel sessizliği bozmuş;
“Sünnet ettirelum da! Destekler mu pilmem ama her eline aldiğunda pizi hatirlayacağu kesindur!”
NATO Zirvesi Türkiye’de toplanınca, bizim iktidar da köy muhtarı ve ihtiyar heyeti gibi toplanıp, konuklara ne armağan edeceklerini epey tartışmış olmalı.
Fikir kimden çıktı biliyorum ama sonunda gelen bütün liderlere özel yapıp birer altı patlar tabanca armağan etmişiz.
Hem de hiç bir masraftan kaçınmayıp, her tabancanın üstüne sahiplerinin isimlerini işlemişler.
Böylece gelen konuklar hem kendi isimlerini hem de bizi rahatlıkla hatırlar diye düşünmüş olabilirler.
Tabii gelen konuklar arasında kadınlar da olduğundan zaten sünnet ettirmek pek anlamlı olmayabilirdi.
Eskiden gelen yabancı heyetleri, en barışçıl yöntem olarak kılıç kalkan ekibiyle karşılardık. Ama bu muhteşem karşılama üç gün sonra unutulur giderdi.
Onun için kalıcı bir hediye vermeleri çok daha anlamlı olmuş.
NATO, üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini korumak amacıyla kurulmuş siyasi ve askeri bir ittifak olduğuna göre, kuruluş amacına da uygun bir hediye olmuş.
Ancak anlaşılan o ki konukların bir kısmı işin güvenlik değil, özgürlük kısmını tercih ederek bu anlamlı hediyeyi kabul etmeme özgürlüklerini kullanmışlar.
Fıkradaki Temel, destek konusunda endişeli ama hatırlanma konusunda umutluydu.
Bizim haberlerden anladığımız kadarıyla, gelen liderlerden büyük kısmının hediyeyi her gün eline alıp hatırlama şansı hiç yok.
Bu sebeple bizim bu anlamlı hediyemizin hatırlanma kısmı ölü doğdu.
İşin destek kısmına gelince, bunu da zaman gösterecek.
Bakalım Trump F- 35’lerimizi gönderecek mi?
Bunlar işin dış siyaset bölümü. İç siyasete gelince, ruhsatlı, ruhsatsız bireysel silahlanmanın bu kadar arttığı ülkemizde, her gün bir kaç cinayet işlenirken, çocuklar ellerinde silahlarla okulları basıp, öğretmenlerini, arkadaşlarını öldürürlerken böyle bir hediye ile ortaya çıkmak ne kadar doğrudur, onu ben bilemem.
Ama benim için bu NATO Zirvesinden her zaman hatırlayacağım tek şey, iki dünya liderinin kolkola girip sohbet ederek yürüdükleri görüntü olacaktır.
Sohbet demişken Trump mı Türkçe öğrendi Erdoğan mı İngilizce öğrendi orasını pek anlayamasam da insan yine de gurur duyuyor.
Gurur deyince…
Tabii, bir de bu vatanın kurtarıcısı, bu Cumhuriyetin kurucusu olan ve
“Yurtta Barış!
Cihanda Barış!” diyen gerçekten gurur duyduğumuz Büyük Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk var.
O bize;
Tam Bağımsız Türkiye
Ve
Türkiye Cumhuriyeti
adında öyle büyük iki armağan verdi ki
onu Türk Milletine unutturmak kimsenin harcı değil!
En sevdiğim düşünür Fa-Lanca’nın (Ki yazıldığı gibi okunur.) çok sevdiğim bir sözüyle bitirelim yazımızı.
“İnsanlığın geleceği eline silah değil, kitap alan gençlerimizin elinde olmalıdır!”
Gençlerimize doğru örnek olmak umut ve dileğiyle…
Ulvi Puğ














