NAR TANESİ TANESİ
Bende hiç müzik kulağı yoktur. Ama yine de bir süre şarkı söyleyerek karnımı doyurmuşluğum olmuştur.
Kısa bir süre.
Aslında sadece bir gece.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okurken Kadırga Yurdunda kalıyorduk. Ağabeyim Ufuk ise Marmara Üniversitesi Elektronik Bölümünde okuyor ve Teşvikiye’de arkadaşları ile bir öğrenci evinde kalıyordu.
Onların sınavları erken bitince bize gün doğdu ve onlar İzmir’e döndüler biz de doğru onların öğrenci evine…
Bende müzik kulağı olmadığı gibi yemek yapma yeteneği de yok. Arkadaşlarım yemek yapıyor ben bulaşıkları yıkıyorum. Yıkarken de bu güzel sesimle şarkılar, türküler söylüyorum. Üçüncü akşam kapımızın zili çaldı. Baktım bir hanımefendi ve apartman görevlisi kapıda. Ellerinde de birer tepsi, içinde yemekler, tatlılar.
“Ben TRT’den emekli bir Türk Sanat Müziği sanatçısıyım.” dedi hanımefendi “ Size yemekler getirdim.”
Sonra da “O şarkıları söyleyen hanginiz bakayım?” diye sordu. “ Benim efendim!” dedim gururla.
“Evladım!” dedi “ Bu yemekleri en çok senin için getirdim. “
Göğsüm kabardı. “Teşekkür ederim efendim!” dedim “Ben yemekten sonra bulaşıkları yıkayıp tabaklarınızı getiririm.”
“Aman evladım aman, sakın yıkama!” dedi hanımefendi “Ben, sırf sen bulaşık yıkayıp şarkı söyleme diye bu yemekleri yaptım. Bütün şarkıları katlediyorsun!”
O akşamdan sonra ben şarkı söylemeyi zirvede bıraktım o da bize yemek getirmeyi…
Ama şiir okuyarak karnımı doyurduğum çok daha fazla olmuştur. O günlerden birinde, önce Bornova Belediyemizin düzenlediği Gökdere Köyündeki etkinlikte bir kaç şiir okumuştum. Sonra Çeşme’de bir oteldeki özel bir yemekte…
Tabii otelde misafir de edildik. Gece otel odasına çıkınca benim bir şeyler arandığımı gören Nalan Hanım “Meyve krizin tuttu galiba?” dedi. “Evet!” dedim.
“İstersen nar vereyim!” dedi.
Boş bulunup. “İstemez miyim?” dedim. Meğer kast ettiği seneler önce yazdığım Nar tanesi yazımmış. Geçen gün bir dostumuz o yazıdan bahsedince Nalan Hanım da o yazıyı bulmuş onu okuyormuş.
Bana da aldığım o akşam aldığım narı sizlerle bir daha paylaşmak düştü.
Narlar taze değil yani…
“Bazen incir çekirdeğini doldurmayacak konular gelir aklıma, oturur onları yazarım. Belki de çoğu zaman demeliydim ama insan kendine torpil yapamadan duramıyor.
Bugün, başlıktan da anlaşılacağı üzere incir çekirdeğinden daha önemli bir konu yazayım istedim; Nar Tanesi.
Akşam koltukta otururken baktım Nalan Hanım elinde kocaman bir sofra bezi ile geliyor.
Bazen bir televizyon programını kaçırmamak için yemek hazırlıklarını televizyon karşısında yapar. Ben, yine onun için hazırlık yapıyor herhalde diye düşünürken, o doğruca benim üstüme geldi.
Bu seferde acaba bu yaştan sonra beni tesettüre mi sokacak diye düşünmeye başladım.
Ama o, sofra bezini değme berberlere taş çıkartacak şekilde boynuma bağlayıverdi.
Ben her gün sakal tıraşı olurum. Ancak bu Pazar günü olmamıştım. Herhalde bu gün de Nalan hanım beni tıraş edecek diye, damat adayı gibi iyice kuruldum koltuğuma.
Nalan Hanım bu kafasına koyduktan sonra yapamayacağı şey yoktur. Ufak tefek ameliyatları bile rahatlıkla yapabilir. O yüzden tıraş olacağımı düşünmem sizi şaşırtmasın.
Siz şaşırmayın ama ben şaşırdım. Elinde derince bir tabakla geriye geldi Nalan Hanım. Derince bir tabak dediysem, çamaşır makinası olmayan küçük bir ailenin ihtiyacını rahatlıkla görür. Leğen gibi bir şey yani.
Leğen görüntülü tabağı getirip elime verdi. Ben de bu kez damat tıraşı olacak yeni damat modundan çıkıp, mamasını yiyecek yeni doğmuş bebek moduna giriverdim boynumdaki sofra beziyle.
Ben onun yüzüne şaşkın şaşkın bakarken, o bana açık renkli koltuğumuzun üzerindeki deseni gösterdi. Bu desen nedense bir tek benim oturduğum koltukta vardı ve nar renginde çok hoş bir desendi.
Ama anlaşılan Nalan, dün nar yerken farkında olmadan yaptığım bu deseni benim kadar beğenmemişti.
Kadınların hep çok konuşup dırdır yapmasından şikayet edersiniz değil mi?
Valla eşim Nalan, bazan hiç konuşmadan o kadar çok şey anlatır ki, konuşup da başımın etini yese diye can atarsınız.
Eh ben de madem Nalan Hanım bu kadar hazırlık yaptı bari boşa gitmesin diye ayıkladığı narları bir güzel yedim.
Damağımda narların tadı dilimde türkü;
“Güzellerin için de de sevdiğin bir tanesi…”
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese iyi Pazar’lar.
Ulvi Puğ














