Kara bulutlar düştü sabaha
Gözleri kan içinde gün ışığının
Sadece öksüz kalmadı çocuklar
Kopmuş kolu yitirmiş gözünü
Birinin sırtında özgürlük çuvalı sığlığı
Yükseliyor çığlığı gök mavisine
Öbürü ölüm taşıyor tanrı adına çocuklara
Denizlere akıtılan zehir
Nesli tükeniyor balıkların
Parmaklar değince bilgisayar tuşuna
İstediği yeri vuruyor elektronik ayarlı bomba
Sadece kopan bacakları değil
Param parça oluyor ana kucağında çocuklar
Artık sadece yer kürenin dönmesiyle
Gözlerini kapatmıyor gün
Gökten ve denizlerden ateş püsküren
Çelik kanatlı kartallar boğuyor günü
Kenetlenmiş çeneler konuşamıyor dil
Amerika kıtasında bir eşkıya satın aldı bu asrı
Ona biatte durunca dört kıtanın şahları
Dünyanın dört bir yanı kan içinde karanlığa boğuldu
Halkların Suskunluğundan utanır gün
Elektronik saatlere ayarlanmış bombalar
Bilim adına yerleşti gökyüzüne
Dadaloğlu boşuna dememiş
“Delikli demir çıktı / Balam mertlik bozuldu“
Bilgisayarın tuşlarıyla yollanan bombalı bilye
Vurulan ay ve güneş / Karanlığa boğulan gün
Ölüm bahasına aşk yüklenir acıları
Çocuklar ölümüne sever doğayı
Sussa dilim ve görmese gözlerim
Güne akan çocuk çığlıkları parçalar yüreğimi
Gelir gün bu çıldırmış asırdan utanır zaman
Truva’da yaşananlardan atların çektiği acı ne ki
Bugün yaşanan kalleşliğin ve acıların yanında
Karabulutlar düşmüş sabaha yakılan köy ve ormanlar
Yok edilen canlılar ve denize akıtılan zahir
Gelir zaman bu yaşanan asırdan utanır gün
Mayıs 2007
Molla Demirel














