sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa POLİTİKA

SİYASET GÜNLERİ-6

Engin Önen Ekleyen Engin Önen
Temmuz 3, 2023
in POLİTİKA, YAZARLAR
0
SİYASET GÜNLERİ-6
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Romantik dönem geride kalmıştı. Şimdi daha önceki particilikten farklı bir süreç gündeme geldi. İlçelerde kongre takvimi başlamıştı. Önce mahalle delegeleri belirlenecekti. Daha öncekinden farklı bir hareketlilik oluşmaya başladı ilçe binasında.

Bir gün belki İlçe Başkanı Feridun veya yardımcılarından biri bana mahallenin dosyasını teslim etti. Hocam kimseye vermedim aman dikkat dedi. Allah Allah başka bir arkadaş alsa ne olur ki diye geçirdim içimden. Her mahallede delege seçimi için tarih, saat ve yer bildiriliyordu. Bizimki Üçkuyular’da bir kıraathaneydi.

Listeye baktım hiç tanımadığım bazı isimler eklenmiş. Yani sahte üyeler. Ben bunu kabul etmem diye tepki gösterince, yönetimden bir arkadaş merak etme biz ekledik dedi. Bu yapılanı haklı çıkaracak bir şey değildi ki. Bu arkadaşlar oy kullanmaya gelirse sorun olur dedim. Tabi diğer üyelerin tepkisinin ne olacağını bilmiyordum.

Kıraathanede toplandığımızda, arkadaşlara durumu açıkladım. Haklısın dediler. Söz konusu sahte üyeler de toplantıya gelmemişti. Ama yine de benim için, dakika bir gol bir olmuştu. Üye eğitimi, toplantılar falan oyalanma gibi geldi o anda bana. İş başka şekilde yürüyor.

Tecrübeli bir siyasetçi ve eski milletvekili de vardı bizim listede. Ondan çok da beklemediğim bir konuşma yaptı. Önce beni epey övdü, neredeyse Meclis’e gönderecekti oradan kalkınca. Ardından da bir delege listesi önerdi mahalle için. İlk sıraya beni yazdı. “Ben kendimi yazmıyorum ama oğlum genç onu da yazalım deyince hepimize bu makul geldi. İsimler oylandı gizli bir şekilde ben üyelerin tamamının oyunu alarak ilk sırada delege oldum. Ama o kişinin oğluna da oy verdim doğrusu. Zaten o da delege olacak kadar oy aldı.

Bu durumu daha sonra bir yerde anlatırken, bu işleri bilen bir arkadaş, “hocam o işler öyle olmuyor. Böyle eski bazı siyasetçiler, hiç üyesi olmayan mahallelerden delege olacak bir organizasyon yapıyorlar” demez mi? Yani ben istemiyorum oğlum olsun diyen arkadaş zaten delege olmuş bile. Dakika iki gol iki.

Dosyayı ve tutanakları ilçe yönetimine teslim etmek için gittim. Orada bize yakın duran bir arkadaş yakınıp duruyor. Ne oldu diye sordum. Sormaz olaydım. “Hocam Gültepe’nin falanca mahallesinde bildirilen tarihte ve saatte delege seçimine gittim. Ama kimse yoktu. Meğer buradan dosyayı alıp daha önce delege seçimi yapıp teslim etmişler” Hadi bakalım buradan yakın. O zaman anladım, aman dosyayı sana teslim edelim demelerini.

Bu ve benzeri entrikalarla delege seçimi tamamlanınca, sıra geldi ilçe kongresine. Çeşitli delege grupları oluşmaya başladı hemen. Biz de bir grup delege arkadaşla birlikte Öğretmenevinde toplantılar yapmaya başladık. Giderek grubumuz büyüyordu. Emekli öğretmenlerin ağırlığı hissediliyordu. Hatta nereden çıktı bu öğretmenler, eski köye yeni adet denmeye başlayanlar da oldu. Aslında öğretmen olmayan çok sayıda arkadaş da vardı ama öyle bir tanım yapılmıştı artık.

Ardından başka bir grup ile görüşme kararı aldık. Onları da davet ettik. İlk aklıma gelen isimler arasında Yekta Varnalı ve Ayla Karadeniz vardı. Başta biraz anlaşmazlıklar oldu ama daha sonra birlikte hareket etme ve tek bir grup olma kararı aldık. Belki bir miktar kayıp olmuştur bu arada.

Büyüyen delege grubumuz bir süre sonra kongrede çıkaracağı aday konusunda zorlanmaya başladı. Tacettin Bayır, Av. Yılmaz Kaya, Harita Mühendisi Erdal Karademir bizimle birlikte hareket eden arkadaşlarımız arasındaydı.

Zamanla iki aday belirmeye başladı. Biri Sinan Karamustafaoğlu ve diğeri de Ali Yılmaz. Üçüncü grup ve üçüncü yol önerisi ile biz çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Ancak aday çıkarmada çok zorlandık. Doluya koyuyoruz almıyor, boşa koyuyoruz dolmuyordu.

Eve geç saatlerde gelebiliyordum. Evimiz Üçkuyular’daydı o zaman. Parti eğitmeni Nejla Hanım da Esentepe’de oturuyordu. Zaten eğitimciler aramızda bazen eşlerimizle birlikte birbirimize akşam yemeğine de gidiyorduk. Saat gece biri geçmişti ve uyuyordum. Derken Nejla Hanımın telefonuyla uyandım. Buyur hocam. “Engin hocam mutlaka bize gelmen gerekiyor/daha doğrusu o mahallede başka birinin evine, çok önemli bir görüşme yapılacak.” Yahu bu saatte ne olabilir ki. “Lütfen çok önemli vb”

Saat bir buçuk ya da belki de iki de bir evde buluştuk. Sehpada viski, çerez, çikolata vb. İlk defa gördüğüm bir kişi ile karşılaştım. Hocam ne içersin? Ben viski içmem. O zaman rakı koyalım.

Ardından yine beni yakından takip ettiklerini ve mutlaka ilk seçimde Mecliste olacağım yönünde bir girişten sonra konuya girildi. Bizden önce aday çıkaran gruplardan birine katılmamız isteniyordu. Böylece diğer grubu kongrede yeneriz türünden bir teklif. Ben böyle bir şeye karşıyım ama daha önemlisi, ben delege ağası değilim ki, buna kabul desem kim beni dinler. Doğru bulmuyorum dedim. Belli bir süre sonra da ayrıldım. Bu durumu arkadaşlarıma anlattım ve tekrar aday arayışımıza başladık.

Yekta Varnalı kabul etmiyordu. Mustafa Güzeler, ben yapamam diyordu. Bu arada Hüseyin Mutlu Akpınar en istekli adaydı ama grupta ona kabul diyenler olduğu gibi karşı olanlar da çoktu. Baykalcı diyen vardı, babası Baykal’ın arkadaşı diyenler de. Bunlar benim için önemli değildi ama geçmişi olanlar arasında bu türden ayrışmalar da vardı. Bizim grupta Baykalcılık pek muteber bir sıfat sayılmazdı.

Bu defa yine bir gece telefonu geldi. Arayan Av. Yılmaz Kaya, hocam ne olur görüşelim, memleket meselesi. Anladım, Hüseyin için arıyordu. Ben de Hüseyin’i yeterince tanıyordum zaten. Yılmaz’a yarın görüşelim dedim.

Ertesi günü grubumuzda bir daha değerlendirdik. Bazı arkadaşlar Üçyolda Diş Hekimliği yapan, şu anda ismini anımsayamadığım bir arkadaşı önerdiler. Görücüye gider gibi muayenehanesine gidip sohbet ettik. Olumsuz sayılmazdı ama tekrar arkadaşlarla kararı ortak verelim istedik. Tam demokrasi.

Diğer adaylar çalışmalar başlamış ama biz halen adaya karar veremiyorduk. Bu halimizi gören bazı delegelerin bir kısmı ufak ufak kazanma ihtimali olan adaya doğru kaymaya da başlamıştı. En sonunda grubu bütün olarak tutabilecek aday bulamadığımızı ve geciktiğimizi de düşünerek Hüseyin’i aday göstermeye karar verdik. Tahmin edilebileceği gibi bu da bazı kopmalara yol açmıştı. Ama biz kendimizce ilkeliydik ve pazarlıklara kapalıydık.

Parti Meclisi üyelerinden Baykal’a yakın olan Bülent Baratlı ve Türkan Miçoğulları ile pek çok eski vekil ve siyasetçi, Ali Yılmaz’dan yana tavır koydular. Eski Belediye başkanlarından Ahmet Sarışın ve bazı eski vekiller de Sinan Karamustafaoğlu’nda karar kılmıştı. Ayrıca hemşerilik ve mezhep grupları da devreye girmişti. Onların da desteği ağırlıklı olarak Ali Yılmaz’dan yanaydı.

Bazen Gültepe’de Mustafa Güzeler’in ofisinde buluşuyorduk. Hüseyin Mutlu Akpınar’ın babası da katılmıştı bir gün toplantımıza. O da sanırım Beyşehir’in eski Belediye başkanlarındandı. “Oğlum size emanet” diyordu bu zor ortamda.

Kongreye birkaç gün kala yine acil bir toplantıya çağırdı arkadaşlar. Hüseyin’i arayan bazı parti büyükleri adaylıktan çekil demiş. Buna bağlı olarak da oldukça morali bozulmuştu. Endişeliydi. Bu defa da biz kızdık. Bu kadar istekliydin, biz seni gruba kabul ettirmek için bunca çaba sarf ettik ve hatta epey de delege kaybı oldu. Kazanmak şart değil. Kaybedeceğimiz halde bu kongrede bir mesaj verelim, duruş sergileyelim türünden bir tepkimiz oldu. O da bırakamadı.

Hiç bilmediğim işlerdi. Aday’ın yanı sıra bir de İl Delege adayları listesi hazırlamamız gerekiyordu. Elli kişilik bir listeydi bu. On kişilik beş sütun şeklinde yazılıyor. Birinci sütun ilk sırada benim adım vardı. İkinci sütunda Yekta Varnalı, sonra Fikret Doğan hoca ve sanırım Tacettin Bayır şeklinde gidiyordu. Bir de prensip olarak İl Başkan Adayı olmayı düşünenler her listede yer alıyordu. Yani Selçuk Ayhan (Bornovadan) Alaattin Yüksel ve Kemal Karataş ise Konak’ta siyaset yapıyorlardı.

Akşamları bu türden çalışmaları soyadını unuttum Zihni Beyin Göztepe’deki atölyesinde yapıyorduk. Son gece gözden geçirdik, her şey tamam. Zihni Bey gibi, sevgili Hüseyin Çamaşırcı’nın da her aşamada bizimle olduğunu anımsıyorum. Daha bir sürü dost arkadaş. Sami Durukan ve Nurettin hocalarımız.. vb.

Alaattin Yüksel arkadaşımdı daha önce anlattığım gibi. O Kadir Sinan’ı önermişti bana çok önceleri ama dediğim gibi ben yalnız hareket etmiyordum. Bizdeki amatörlük sonucu, hiçbir grubun adamı olmayacağız anlayışı hakimdi.

Kongre günü geldi çattı. Kültürpark’ta buluştuk. Birkaç tecrübeli arkadaş matbaa işlerini takip edecekti. Oy pusulaları belli bir saatte basılması gerekiyordu. Bana da sen salonda gözük, bu işleri bize bırak dediler. Salon çok ilginçti. Bir süredir ilçe binasında, parti toplantılarında, eğitim çalışmalarında ve diğer projelerde gözlemlediğim değil, başka bir parti çıkmıştı ortaya. Bambaşka. Eski vekiller, belediye başkanları, delege ağaları, hemşerilik ve mezhep gruplaşmaları hepsi ortaya çıkıvermişti.

Rahmetli İhsan Alyanak da ön sırada yerini almıştı, kongreyi izlemek için. Grup adına Yekta Varnalı ve ben konuşmacıydık. Hüseyin ve delege listemiz için oy isteyecektik. Anlattık da ama herkes zaten konumunu seçmişti. Kimsenin tercihini değiştirme şansımız yoktu. Sonra da adaylar yüksek sesli konuşmalar yaptılar.

Ardından seçime geçildi. Üç grubun listeleri farklı renkler olarak salona ulaşmıştı. Ama o da ne, bizim liste matbaaya giderken değişmiş ve Alaattin Yüksel listeden çıkarılmıştı. Bunu gören Alaattin yanıma gelip, Engin aşk olsun veya yazıklar olsun da demiş olabilir. “Senin hazırladığın listede benin adım yok.” İtiraz etmeye çalıştım ama salonu terk etmişti. Oysa benim değil bizim mutabık kaldığımız listede Alaattin’in ismi vardı Kemal Karataş ile birlikte. Sonra bunu yapan arkadaşı eleştirdim kendi başına iş yaptığı için. Hocam ama o Baykalcı türünden bir yanıt verdi. Oysa biz şucu veya bucu ayrımı yapmıyorduk. Prensiplere bağlı kalıyorduk.

Akşam, sistemini iade etmek için ben Alaattin ı aradım. Enginciğim kusura bakma o işi kimin yaptığını biliyorum sıkma canını dedi. Yahu değer mi demeye çalıştım. Kendisi baya rahatlamıştı. İl kongresine giderken, Konak kongresi sayesinde en kritik eşik aşılmıştı çünkü.

Sonuç mağlubiyetti tabi ki. Dört yüz delegenin ancak yüzde yirmi birinin oyunu alabilmiştik. Bunun çeşitli nedenleri vardı şüphesiz. Ama net bir yenilgi almıştım/almıştık. Kaybedeceğimizi bile bile girmiştik. Daha doğrusu belli bir aşamadan sonra bunu anlamıştık ama vaz geçmedik.

Salondan çıkarken gelip bir partili önüme geçti. Siz bu kongreyi kazandınız dedi. Nasıl olur sayı ortada. “Herkes, bütün güç odakları ve eski yöneticiler hepsi karşınızdaydı. Ve bu sonucu aldınız.” Teşekkür ettim bu teselli cümleleri için.

Eve geldiğimde eşim ne oldu diye sorunca, boyumuzun ölçüsünü aldık, baya kısaymış dedim.

Ali Yılmaz ilçe başkanı seçilmişti. Beni ilk gördüğünde, gördün mü işte sadece Hüseyin’i tanıtmış oldun, bir işe yaramadı türünden bir serzenişte bulunmuştu. Siyasetin pratiği ve alışkanlıkları açısından haklıydı mutlaka ama ben ilkelerimi ve kolektif kararlarımızı pazarlıklara feda edemezdim.

İl kongresinden sonra da eski vekillerden Aşkın Toktaş, Konak’taki inadın yüzünden Selçuk İl kongresini kaybetti demişti.

Kaybetmek yetmemiş ard arda faturalar geliyordu.

Bugün iki bölüm yayınladım. Çünkü iki gün şehir dışında olacağım. Sonra devam ederim.

Post Views: 185
Önceki yazı

Sonraki Gönderi

Taştan, “Kurban kesim yerleri ücretleri şahıs hesabına mı yattı?”

Engin Önen

Engin Önen

Sonraki Gönderi
Taştan, “Kurban kesim yerleri ücretleri şahıs hesabına mı yattı?”

Taştan, “Kurban kesim yerleri ücretleri şahıs hesabına mı yattı?”

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.