ŞEHR-ÜL EMİN (2 Ağustos)
Güzel Türkçe’miz, ses bayrağımız. Bağımsızlığımızın simgesi. Günlük yaşamda konuşurken, yazarken Öz Türkçe kullanıyoruz. Öylesine zengin, öylesine nitelikli ki Türkçe’miz.
Şimdi bir sözcük takıldı aklıma eski kullandığımız dillerden birine bağlı “ şehr-ül emin” . Eskiden “Belediye Başkanlarına” denirmiş. Şehrin güvenilir insanı anlamı taşırmış. Bu kişiler öylesine güvenilir insanlar olarak bilinirlermiş ki, öncelikle kendi vicdanlarına, sonra tanrıya , sonra da halka karşı büyük sorumluluk taşırlarmış. Kimseye ayrıcalık tanımazlarmış. Hiçbir sınıfı birinden daha değerli, üstün görmezler haksızlık asla yapmazlarmış. Bu yüzden de onlara o günlerdeki halifelerden yakıştırmalar yapılırmış. “Hazreti Ömer gibi adaletli, Hazreti Ali gibi yiğit, Hazreti Ebubekir gibi merhametli “ denirmiş.
Elbette Türkçe’miz çok değerli. Ama böyle güzel anlamlar taşıyan sıfatlar da sözcüğün tam anlamını, içeriğini anlatmak bakımından değerli. Kaçımız “Belediye Başkanı” denince yukarıdaki satırları gözümüzde canlandırıyoruz?
Sözüm asıl görevini, sorumluluğunu unutup başka işlere girişen, yapıyı değiştirmeye çalışan, belediye olanaklarını kendi çıkarları için kullanan kişileri ilgilendiriyor.
Eskiden Şehrin altın anahtarı Krallar tarafından kahraman görülen kişilere verilirmiş. Biz Kral değiliz sonuçta, yönetmek için anahtarı verdiğimiz de kahraman değil.
İşte bu yüzden önderimiz Atatürk’ün;
“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştireceğiz” sözleri geleceğimize ışık tutmalı, yön vermeli.
.
.
DÜZELTME VE AÇIKLAMA (1 Ağustos)
Birkaç gündür internet üzerinden yayın yapan gazetelerde CHP Konak İlçe Başkanlığı için aday olduğum yönünde haberler okudum. Diğer adayın adı ve destekleyen Başkan’ın, kişilerin adları da yazılıydı. Üstelik beni muhalefetin adayı olarak tanıtmışlar.
Öncelikle her aday için şunun- bunun adayı şeklinde yapılan haberler son derece yakışıksız ve onur kırıcıdır. Bu durum Yalnızca iradesi olan adayları değil, iki yılda bir ilçe kongrelerinde adları anımsanan sonra yine unutulan delegelerimizi de incitir. Hem öyle kişilerin adayı falan olunmaz, düşünce guruplarını oluşturan delegelerin adayı olunur.
(CHP Konak İlçe Başkanlığına aday da değilim. ) Şimdiye kadar kimseye de adayım demedim. Ne mutlu ki birçok arkadaşım beni yakıştırmış, uygun görmüş. Mutlu oldum, sevindim. İzmir’in en gözde ilçesinde bunları yaşamak çok haz ve heyecan verici. Açıklama gereği bu yüzden doğdu fazlasıyla. Çok merak edip beni arkamdan takip eden, toplantılarda fotoğraflarımızı gizlice çeken, arayıp benden laf almaya çalışan, ürettikleri boş laf- söz, yalanlarla zaman harcayan kişileri boşuna yormamalı. Şunu söylemeliyim ki; Ben AKP zihniyetine karşıyım, bu şekilde yönetilmeye muhalifim. “Muhalif “sözcüğü yanlış kullanılıyor. Elbette CHP içinde de gördüğüm olumsuzlukları onarmaya çalışırım, yapıcı yönde eleştiririm, önerilerde bulunurum. Bunlar partililik ödevimdir.
Önümüzdeki günlerde başka kademelerde görev için de aday olabilirim, ama “davul boynumda, tokmak başkasında asla olmaz. Bu “muhaliflik” değil, “ yurtseverlik” olsa gerek.
Dostça selam ve saygılarımla.
Özgür KAPLAN
Dostum, dostum güzel dostum,
Bu ne beter çizgidir bu.
Bu ne çıldırtan denge.
Yaprak döker bir yanımız,
Bir yanımız bahar bahçe.
Öyle bir yerdeyim ki,
Bir yanım mavi yosun çalkalanır,
Bir yanım çığlık çığlığa.
H.Hüseyin Korkmazgil















