2. BÖLÜM
O zaman akla, “felsefe katılımcısı çocuk ve gençler için sanat nedir?” sorusu geliyor.
Birçok yetişkin insan, hatta yüksek okul bitirmiş, meslek edinmiş insan, hatta ressam, heykeltıraş, müzisyen ve edebiyatçı olarak tanınan insan çocukların çizdiklerini, resimlediklerini, yaptıkları heykelcikleri, yazmaya çalıştıkları şiiri ve bir masalı küçümserler. “Bu da nedir ki? Çocuk işte aklına geldiğini yapıyor. Bir sanat özelliği , estetik özelliği yok” deyip elinin tersiyle itiyor. Yüzlerine vurmasam da çocukların yaratıcılığını küçümseyen insanların gözüne bakarak bir gülümsemeyle de ben onu, onları küçümsüyorum. Çünkü biliyorum ki bunu söyleyen önce kendi çocukluğunu hatırlamıyor. Veya hatırlamak istemiyor. Ayrıca bilmiyor ki elbette sanat felsefesinin önemli bir öğesi olan estetik Antik Yunancadan gelen “algı”, “duyum” anlamındadır. 19. yüzyıla kadar estetik her şeyden önce algılanabilir güzelliğin, doğadaki ve sanattaki kanunların ve uyumun incelenmesiydi.
Estetik kelime anlamıyla şu anlama gelir: Algının veya duyusal izlemenin incelenmesi. Dolayısıyla baktığımızda duyularımızı harekete geçiren her şey estetiktir: güzel, çirkin, hoş ve nahoş. Sadece güzel şeyleri konu alan öğretiye Kalistik denir.
Gündelik dilde estetik terimi çoğunlukla güzel, zevkli veya çekici kavramlarının eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Bilimde bu terim, insanların algılanan nesneleri nasıl değerlendirdiğini belirleyen tüm özellikleri ifade eder.
Peki çocukların yaptığı nedir? Çıkar beklentisi olmayan kendi saf temiz algı ve duygularını ortaya koymasıdır. Kısaca estetiğin ana kaynağını oluşturan şeylerdir
Güzel sanatlarda bir şey yapılır; örneğin bir resim, bir heykel ya da bir bina. Gösteri sanatları arasında dansın yanı sıra tiyatro ve sinema da yer alır. Müzik ve edebiyat da sanat türleridir. Sanat “temsili” veya soyut olabilir. Çocuk ve gençler için bu alanlarda yarattıklarını sergilemek, sahnede, göstermek önemlidir. Çünkü onlar sanatlarıyla para kazanmayı amaçlamıyor. Onlar yeteneklerini, isteklerini, düşüncelerini, isyanlarını, temiz, saf duygularıyla ‘sanat’ ile söylemek ve göstermek istiyorlar. Onlar söyleyemediklerini sanatları yoluyla söylemeyi, göstermeyi amaçlıyorlar. İşte bu fantezi ve duygularını geliştiriyor. Bu durumlarıyla büyük filozof ve icatçı bilim insanlarına benzerler. Eğer felsefe bütün bilimlerin anasıysa, çocukların düşünce ve fantezileri onun en güzel fidanlarıdır.
Elbette bu soruyu farklı bir söylemle kendimize sormamız gerekir:
Çocuklarda felsefe yapmayı teşvik eden nedir?
Çocuk ve gençler felsefe atölye dersliklerinde kendi dil ve ifade olanağı güçlü bir şekilde geliştirme olanağı bulurlar. Kendilerine güveni artırır. Ayrıca çocuklar kendi fikirlerini ürkmeden açıklayarak geliştirir, doğru ve yanlış olanı ayırt etmek için sabırlı olması gerektiği kavrar ve hoşgörüyü deneyimini kazanır. Felsefe dersliklerine katılmakla çevre aracılığıyla kendisine yeni bakış açıları ve ufuklar açar. Kısaca kendisinin göremediği birçok şeyi bir başkasının görebileceğini bunun yaşam için önemini kavrar. İşte bu nedenle Felsefe katılımcıları karar verdikleri konu üzerinde düşünür, araştırır. Kafalarına takılan ve önemsedikleri konuları ve soruları caddeye çıkarak insanlara sorar caddede onlarca insanlardan aldıkları farklı ve benzer yanıtları analize eder kendi aralarında tartışırlar. Yukarıda söylediğimizi tekrar edersek çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi yaşam alanlarında yaratıcılıklarını ve kişiliklerini ifade etmekten büyük bir keyif alırlar. Onun için soru ve fantezilerini canlandıracak tartıştıracak ve sergileyecek bir ortam onları felsefe atölyesinin aktif katılımcıları olmasını sağlar.
Bu nedenle çocukların kafalarındaki hayal gücünü ve yaratıcılığını desteklemek için kendi deneyimlerini toplamalarına izin vermek çok önemlidir.
Bunun için özel bir oyuncağa değil, kendilerini ve dünyayı keşfetmek için güvene, zamana ve mekâna ihtiyaçları var.
Gelecek yazımızda da çocuklar ve gençler Felsefe sanatına nasıl yaklaşırlar ve ne anlıyorlar açıklamaya çalışalım…
06.09.2023
Molla Demirel














