CUMHURİYETİMIZIN 100. YILI KUTLU OLSUN
Yıl 1923, Ekimin 28’i, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu ve Trakya’da yaşayan vefakar ve cefakar, yıllarca Osmanlı’nın zulmü altında yaşayan milletinin ve ülkenin durumunu çok iyi biliyordu.
Sanayinin yok denilecek kadar az olduğu, olanında yabancıların elinde olduğu, 13 milyon nüfusun yüzde doksanının köylerde yaşadığı, okuma yazma oranının erkeklerde %7, kadınlarda binde 4 olduğu, kadının adının olmadığı, nüfus sayımında inekler ve koyunlar sayılırken kadınların yok sayıldığı, tifo, frengi, verem gibi hastalıkların halkımızı perişan ettiği, yeni doğan her iki bebekten birinin öldüğü, hastane ve ebe sayılarının yok dönecek kadar az olduğu VS. savaştan yeni çıkmış perişan durumdaki ülkenin yeniden bir padişah ve hilafete teslimi halinde halkının açlık, yokluk ve sefalet içinde perişan olacağını gören ve bilen büyük önder, ancak kurtuluşun ve tam bağımsız bir ülke olarak yaşamanın, çağdaş ve bilime dayalı bir bir yönetimle uygarlık düzeyine ulaşılacağını bildiği için 28 Ekim akşamı arkadaşlarına ” yarın CUMHURİYETİ ilan edeceğiz demiştir.
Aklı ve bilimi önder kabul etmenizi salık veren 20.yy.lin en büyük lideri büyümenin ve gelişmenin,”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir ” diyerek yolumuzu tarikatlar, cemaatler, yobaz imam ve hatiplerin değil bilimin aydınlatacağını yüksek öngörüsüyle açmıştır.
Ülkelerin kaderlerini belirleyen o ülkenin iç dinamikleridir. Dış etkenler ve müdahaleler belirleyici değil sadece etkileyici konumdadır.
Bu bilimsel bakış açısıyla ülkemiz ve dünyada yaşanan gelişmeleri incelediğimizde; Anadolu ‘nun yiğit halkı kurtuluş savaşında belirleyici güç olmuş, dışarıdan yani Sovyetler Birliğinden ve mücadelemize destek olanların katkıları zafere giden yolda etkileyici olmuştur.
Bugün İsrail ve Filistin de yaşanan kahredici soykırım düzeyine evrilen savaş her ne kadar dışarıdan her iki tarafa da verilen destek ve yardımlar olmasına rağmen savaşın sonucunu belirleyecek olan her iki halkın da varlığına ve vereceği mücadeleye bağlı olacaktır. Dış destek ve etkenler savaşın gidişini sadece etkileyecek niteliktedir.
Emperyalist devletlerin kendi güçlerini test ettikleri Ortadoğu ve Ukrayna’daki, Afrika’daki sürmekte olan savaşların ve isyanların gelecekte o ülke halklarının vereceği irade ve karara bağlı olduğu asla görmezden gelinmemelidir.
Emperyalistler kendi çıkarları için nasıl birliktelikler oluşturarak dünyanın zenginlik kaynaklarına egemen olmak için NATO gibi militarist örgütlenmeler, işbirlikçi taşeron terörist örgütler kurarak dünyayı ve mazlum halkları esir almaya çalışırken, özgürlük ve bağımsızlık uğruna mücadele eden anti-Faşist , anti-Emperyalist mücadele örgütlerinin de ülke içinde birleşik halk mücadelesini, ular arası planda da dünyanın bütün mazlum halklarıyla dayanışmayı güçlendirmesi bir ertelenemez, savsaklanamaz görev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.
Ülkemizde tek adam rejiminin açlığa, Yoksulluğa ve sefalete mahkum ettiği halkımızın tıpkı kurtuluş savaşında gösterdiği özveri ve ferasetle Cumhuriyetin kendilerine kazandırdığı devrimleri koruyacağına, bilimin önderliğinde yarınlara doğru devrimci mücadeleyi büyütüp geliştireceğine yürekten inanıyorum.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti,
Yaşasın Cumhuriyet devrimleri,
Yaşasın özgürlük ve tam bağımsızlık için ülkemizin ve dünya halklarının mücadelesi.
Ercan Çınarlı / Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














