Çok büyük ümitlerle mahallelerimizde üyelerimizle yapılan delege seçimlerine girdik. Uğraştık, didindik, hatta çoğu yerde rakip olduk, karşı karşıya geldik. İlçe delegelerini seçtik. Seçmesine seçtik de Birbirimizin de kalbini kırdık.
İlçe kongreleri yaptık, büyük mücadele verdik kendi aramızda. İl delegelerini seçtik. Bu iş de tamam da “Kırılan kalplerin yanına kırılan masa, sandalyeler ekledik.”
İl kongreleri yaptık. Öyle yoğun enerji harcadık ki, sonuçta kurultay delegelerini seçtik. Ama kırgın ve küskünlerin sayısı giderek artıyordu öte yanda. Kalpler, masalar, sandalyelerle birlikte kol kırıkları da oluşmuştu. Artık “yen içinde kalamıyordu”.
Delege olamayan, yönetim kurulu üyesi seçilemeyen arkadaşlarımızın gönlünü almadan, sönen umutlarını görmezden gelerek yolumuza devam etmeyi sürdürdük.
Şimdi değişim için” tüzük değişikliği” diyerek konuyu kapatamayız. Tepeden bakışla “ gemiyi güvenli limana yanaştırmayı” öneremeyiz. “Genel başkanlığı şu özelliklerde birine bırakacağım “diyemeyiz.
Son ciddi anketlerde partinin oyu % 15 e düşmüşse, şimdiki Genel Başkan yeniden seçilirse OY VERMEM diyenlerin oranı % 80 e ulaşmışsa, hepimiz çok büyük kaygı duyacak noktaya gelmişiz demektir.
Değişim gereklidir. Zaman yitirmeden, hemen olmalıdır. Yalnızca tüzük değişikliği değil, Genel Başkan ve yönetim kadrolarının değişimi şarttır.
Güne ve bu yazıya en uygun sözleri filozof Ayn Rand’ dan seçtim;
“ Değişim evrenin birinci ilkesidir, herşey değişir. Mevsimler de, yapraklar da, çiçekler de, kuşlar da, ahlak anlayışları da, insanlar da, binalar da. Diyalektik süreç bu.














