ESKİ AŞKLAR BAŞKAYDI
İki aşk hikayesi. Birini köyden arkadaşım Işık Kaya’dan dinlemiştim. Diğerini de sosyoloji bölümünden arkadaşım Bekir Balkız’dan. Işık da yok artık Bekir de maalesef.
Bekir ile gündelik hayat, taşra ve kasaba hayatına ilişkin kendi hayatımız ve gözlemlerimiz hakkında sohbet ederdik zaman zaman.
Türkücü Bedri Ayseli’den dinlemiş bir TV programında.
Olay yanılmıyorsam Midyat’ta geçiyor. Bedri Ayseli’nin çocukluk arkadaşları olayın kahramanları. Arkadaşlarından biri, kasabanın eşrafından bir kıza gönlünü kaptırır. Arkadaş sohbetlerinde bu konu sıkça konuşulur. Aşık oğlan hemen her gün kızı evinden okula kadar izler. Daha doğrusu belli bir mesafede o da yürüyerek her gün onunla okula gider döner. Adeta birlikte romantik bir yürüyüştür bu. Ama kızın haberi bile yok.
Zamanla arkadaşları kızdan, “seninki” yerine artık, “yenge” diye söz etmeye bile başlarlar. Yenge aşağı, yenge yukarı…
Delikanlı bu olaya kendini öyle bir kaptırır ki, bu aşkı büyük bir birliktelik olarak düşünür.
Günün birinde bunca mesaiden sonra, kıza yaklaşıp konuşmaya başlar. Haydaaa. Yenge diye tanımlanan kız, “sen de kimsin, serseri, defol” türünden bir tepki göstermez mi.
Bu tepkiye anlam veremeyen delikanlı, kıza hitaben, “vay be, şimdi böyle mi olduk” der.
İkinci hikaye Işık’ın bir süre öğretmenlik yaptığı Viranşehir’de geçer.
Çukurova’da olduğu gibi toprak ağaları hasat döneminde, ürünlerini tüccara satınca ellerine yüklü para geçer. Ve adettendir bu para ile pavyon ziyaretleri yapılır.
Bizim ağa da arkadaşları ile İstanbul’a gider. Tüccardan paralar alınır. Ver elini pavyon geceleri.
Ağalar birkaç günlük eğlence ardından Urfa’ya dönüş zamanı gelir.
Ancak bizim ağanın Urfa’ya dönmek için yol parası bile kalmamıştır. Arkadaşından yol parası için borç alır.
Ancak borç veren ağa bunu biraz azarlar. İnsan bütün parasını pavyon kadınına harcar mı?
Ama biz birbirimizi seviyoruz der beş parasız kalan ağa.
Tecrübeli olan daha da kızar. ” Ne sevmesi, paranı almak için öyle davranıyor ” diye karşılık verir.
Bizim ağa ısrarlıdır. “Sevmese, hiç kocacığım der mi?”
…
Süreci iyi okumak lazım. Allah’ın mesajlarını en iyi bilen ve aktaranlardan biri olan Cübbeli Ahmet bile, artık siyasi gerçekleri Alaaddin Çakıcı sayesinde öğreniyor.
…
Milletvekilliği dokunulmazlığı önemli. Her ne kadar görüş ve düşünceyi ifade etmede işe yaramıyorsa da, Altın kaçakçılığında baya iş görüyor. Bizdeki kürsü dokunulmazlığı değil. Mesela Gümrükte valizleri aramak yok. İkisi eski üçü yeni beş MHP milletvekili bu sayede Dubai’den ülkemize baya altın taşımışlar dokunulmazlık sayesinde.
Bir de CHP Edirne milletvekili vardı hani, o elektronik sigara taşıyordu sürekli Bulgaristan’dan
Bunlar partilerinden istifa ettiler ama dokunulmaz vekillik devam. Canım bunlar suç diye vekiller tutuklanacak değil ya..
Dokunmayın vekilime.
…
Fen Lisesi sayısının 345, İmam Hatip Lisesi sayısının ise 1700 adet olduğu bir ülkede eğitim ve ülke geleceği açısından ciddi bir sorun var demektir.
…
Ankara Belediyesi’nin 4,5 milyon TL’si Ebru Gündeş’e ödenmek üzere, Cumhuriyet Konseri için 45 milyon TL harcadığını öğrenmiştik.
Haber (Halk Tv) doğru ise, Erzurum Belediyesi de bir yıl içinde konserlere 85 milyon TL harcamış. Hem de konser yapmadan.
Demek ki böyle bir gelenek var.














