AİLE YILI MI!?…
Cumhurbaşkanı bu yılı (2025) aile yılı ilan etti. Ve 3 çocuk yapın diyerek ailelere tavsiyede bulundu.
Geçen yılı “EMEKLİLER yılı ” ilan etmişti, ne oldu? Emekliler açlık sınırının da altında kalarak, sağlık, gıdasızlık ve sosyal yaşamın dışına itilerek toplumdan tecrit edilen, gözden çıkarılan bir topluluk, çocuklarına birer yük, sabahları çöp konteynerlerinden atık malzeme toplayan, bir tencere yemek için pazar tezgahlarından arta kalan yarısı çürük sebze ve meyve ile karnını doyuran, bir bardak çay içecek parası olmayıp parklarda vakit öldüren, bir simit bir su alacak harçlığı bulmakta zorlanan, giyim kuşamda eskilerini yamayıp giymekten, el içine çıkmaktan, torunlarının yanına gitmekten utanır hale geldiler. Komşu ziyaretleri bitti, yol masraflarını karşılayacak güçleri olmadığı icin memleketlerine olan özlemleri dayanılmaz boyutlara ulaştı.
16 milyon emeklinin evi olmayıp kirada oturanları ya çocuklarının yanına taşınmak zorunda kalmış, ya da köylerine geri dönerek orada gözlerden uzak ölümü bekler duruma gelmişlerdir.
Emekliler yılı ilan ederek, emeklileri ölüme mahkum eden iktidar, bu yılı da Aile yılı ilan ederek, evlenecek olanağı olmayan gençlerimize, evli olupta bir çocuğun bile masrafıyla başa çıkamayıp intihar eden anne ve babaların vebalini nasıl ödeyecek acaba!…
İçinde yaşadığımız emperyalist kapitalist sistemin ve onun efendileri! Sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet eden bu ceberrut düzeni demokratik halk iktidarını kurmak için kentlerin meydanlarında, hemen erken seçim taleplerini en üst perdeden haykırmak gerekiyor.
Dem partili belediyelere baskınlar yapılarak, en son Mersin Akdeniz Belediye eş başkanlarını görevden alan iktidar, adım adım Dem partiye diz çöktürmeye çalışarak, yeni anayasa ve Cumhurbaşkanının yeniden seçilmesi ortamını hazırlamaya yönelik kayyum siyasetinin maskesi düşmüştür! Hedef ve yaşanılan siyasi ortam tamamen yeni anayasa ve Cumhurbaşkanının ölünceye kadar iktidarını sürdürmek üzere planlanmıştır.
Başta İngiltere’nin ve ABD emperyalizminin emrinde olan IMF ve Dünya bankasının dayattığı ve uygulattırdığı izden çıkma politikası, emeklilerin, emekçilerin ve nüfusun yüzde 80′ ini oluşturan yoksul halkımızın canına tak etmiştir.
Ya Demokratik halk iktidarı başa,
Ya da kuzgun leşe, hesabı, açlık, yokluk ve sefalete devam mı edeceğiz?
İşsizlik fonunda biriken ve işsizlere verilmesi gereken, işçilerin maaşından kesilerek oluşturulan fon’dan;
Fon; 359 milyar,
Patronlara aktarılan 71 milyar
İşsizlere verilen 45.7 milyar!…
Bu tablo bile bu düzenin sahiplerinin kimler olduğu, işsizlerin bile hakkı olan paraya çöken bu düzen değişecek.
Kurtuluş yok tek başına,
Ya hep beraber, ya hiç birimiz!…
Birleşe birleşe kazanacağız.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Ercan Çınarlı/ Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














