sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Osmanlı’dan Akp’ye 8 Mart: Kadınlar mücadeleyi büyütüyor

FUNDA AKBULUT Ekleyen FUNDA AKBULUT
Mart 8, 2025
in YAZARLAR
0
Osmanlı’dan Akp’ye 8 Mart: Kadınlar mücadeleyi büyütüyor
0
Paylaş
5
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Osmanlı döneminden bugüne Türkiye’deki kadın hareketlerine baktığımızda, çoğu zaman kentli ve eğitimli kadınların sesi daha gür çıktı. Ancak fabrikalarda, atölyelerde çalışan, sesi tarihin tozlu raflarına gömülmeye çalışılan emekçi kadınlar da vardı. Onlar, haklarını sadece kelimelerle değil, direnişleriyle, grevleriyle, yürekleriyle savundular. Bugün bu mücadele AKP-MHP iktidarının kadın politikalarına karşı devam ediyor ve her 8 Mart bir öncekinden kadınlar için daha büyük anlamlar kazanıyor.

Kadın mücadelesi cumhuriyet döneminden ibaret değil

Türkiye’deki kadınların özgürlük taleplerinin sanki son 30 yılda başlamış gibi bir algı mevcut. Oysa Osmanlı’nın son dönemlerinde Avrupa ile paralel olarak gelişen bir kadın hareketi mevcut. Ancak bu özgürlük talepleri daha çok kentli üst ve orta sınıfa mensup eğitimli kadınlar tarafından yürütüldü. Ancak bu dönemdeki dernek ve yayınlar genellikle geleneksel toplumsal rollerin iyileştirilmesini hedeflerken, patriyarkal yapıya kökten bir itiraz getirmemekteydi. Aynı dönemde Osmanlı’daki işçi kadınlar fabrikalarda, atölyelerde olumsuz koşullarda çalışıyor ve hak taleplerini sendikal hareketlerle dillendiriyordu. Ancak varlıkları ve eylemleri genellikle resmi tarih yazımında yeterince yer almıyor.

İlk 8 Mart…

Türkiye’de ilk 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 1921 yılında kutlandı. Bu kutlamalar iki komünist kız kardeş olan Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova girişimleriyle gerçekleşti. Türkiye’de komünist hareketin öncülerinden olan Rahime ve Celile’nin doğum tarihleri ve yerleri hakkında kesin bilgiler sınırlı olsa da, bazı kaynaklar İzmirli olduklarını ve muhtemelen Tatar göçmeni bir anne ile Süleyman Selim Bey’in kızları olduklarını belirtmekte.

Cemile, Darülmuallimat’ı bitirdikten sonra Bezmialem Valide Sultaniyesi’nde öğretmenlik yapmış ve Rusya’dan gelen Ziynetullah Nuşirvan ile evlendi. Eşinin Matbuat Müdürlüğü’ne Rusça mütercimi olarak atanmasıyla Ankara’ya yerleşti. 1921 yılında, Rahime ve Cemile, Türkiye’de ilk kez 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak amacıyla girişimde bulundu ve bir kadın birimi oluşturdu. Bu etkinlik, Ankara’da komünist Süleyman Selim’in bağ evinde gerçekleştirildi. Toplantıda, kadınların toplumsal hakları ve işsizlik gibi konular ele alındı, ayrıca Mustafa Suphi ve arkadaşlarına yapılan zulümler protesto edildi.

Komünist ideolojiye bağlılıklarıyla tanınan Rahime ve Cemile toplumsal ve insani hakları savundu, işsiz kadınların durumlarının iyileştirilmesi için çaba gösterdi. Ayrıca, emperyalizme ve sömürüye karşı mücadele ederek, Türkiye Komünist Partisi’nin aktif üyeleri olarak faaliyetlerde bulundu. 1922 yılında ise Komintern’in dördüncü kongresine katılmak üzere Sovyetler Birliği’ne gitti. Cemile, burada “Türkiye Komünist Kadınlığı Murahhası ve Kadınlar Şubesi Müdiresi” unvanıyla çalışmalarını sürdürdü. Rahime ise Bakü’de Mustafa Suphi’nin yoldaşlarından Kayserili İsmail Hakkı ile evlendi. Ancak bu evlilik uzun sürmedi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın haklarına ilişkin reformlar, modernleşme ve Batı’ya entegrasyonun bir parçası olarak gerçekleştirildi. Medeni Kanun’un kabulü, seçme ve seçilme hakkının tanınması, kadınların kamuya açılması gibi adımlar, kadın haklarının gelişiminde önemli olmakla birlikte, gerçek bir toplumsal dönüşüm yaratmadı. Cumhuriyet döneminde kadın haklarının yukarıdan aşağı bir modelle, kadınların aktif katılımı olmadan biçimlendirildi.

1950 ve sonrası

Ayrıca, bu reformlar büyük ölçüde orta ve üst sınıfa mensup kadınların yararlandığı haklar oldu. Köylü ve işçi kadınlar, eğitim ve ekonomik bağımsızlık gibi temel haklardan uzun süre yoksun bırakıldı. 1935’te seçme ve seçilme hakkı verilmesine rağmen, 1950’lere kadar mecliste kayda değer bir kadın temsiliyeti sağlanmadı.1975 yılında İlerici Kadınlar Derneği (İKD), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü İstanbul’da Fındıklı’daki o zamanki adıyla Devlet Güzel Sanatlar Akademisi olan Mimar Sinan Üniversitesi salonlarında kutladı. O dönemde kadın hakları ve toplumsal eşitsizliklere karşı mücadele eden İKD, bu etkinlikte; kadınların ekonomik ve sosyal hakları, kadın-erkek eşitliği, kadına yönelik şiddet, siyasal ve sendikal haklar, eğitim ve bilinçlenme gibi konuları ele aldı.

1980’ler mücadelenin yeniden şekillenişi

Bu etkinlik, Türkiye’de kadın hareketinin yeniden güçlenmesine ve ilerleyen yıllarda daha kitlesel 8 Mart kutlamalarının yapılmasına öncülük etti. İKD, 1980 darbesine kadar kadın hakları mücadelesinde önemli bir rol oynadı. 1980 askeri darbesi sonrasında ise kadın hareketleri yeni bir döneme girdi. Kadınlar, şiddete karşı protestolar ve  eylemlerle bağımsız bir feminist harekete evrildi. Ancak bu dönemde neoliberal politikalar da devreye girdi ve özellikle 1980’lerden itibaren esnek çalışma, güvencesiz istihdam ve kadın emeğinin yeniden yoğun sömürüsü artmaya başladı. Neoliberalizm kadın emeğini daha da değersizleştirdi ve feminist mücadele kadın mücadelesinin  sadece hukuki kazanımlarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

1990’larda ise kadın hareketi çeşitlenerek yeni alanlara yayıldı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı (1990) kadına yönelik şiddete karşı somut çözümler geliştirdi. Amargi Kadın Kooperatifi gibi yapılar kadın emeği ve alternatif ekonomi konularına eğildi. Kadın örgütleri 8 Mart’ı daha geniş bir mücadele günü olarak sahiplendi. Şiddet, cinsiyet rolleri, LGBTİ+ hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konular vurgulandı.

Feminist Gece Yürüyüşü

2003’ten itibaren de İstanbul’da Feminist Gece Yürüyüşü düzenlenmeye başladı ve her yıl binlerce kadın bu eylemlere katıldı. Bağımsız feminist gruplar, trans kadınlar ve LGBTİ+ bireyleri de kapsayarak hareketin çerçevesini genişletti.

AKP-MHP iktidarının, özellikle kadın hareketlerine ve kadın haklarına yönelik tutumu, kadın kazanımlarının geri alınmasına yönelik son yıllardaki çabası hem yerel hem de uluslararası alanda tartışmalar yaratıyor. 8 Mart gibi tarihsel olarak kadınların hak mücadelesini simgeleyen bir gün, hükümetin politikalarıyla bir çelişki içinde kalıyor. AKP ve MHP iktidarının kadın haklarıyla ilgili attığı adımlar, birçok feminist, sol sosyalist ve devrimci grubu, kazanımların geriye gitmesi endişesiyle harekete geçirdi. Bu bağlamda, iktidarın feminist ve kadın hareketlerini tehdit olarak görmesi, kadınların özgürlüğüne karşı saldırıya dönüşürken kadınlar da buna karşı cepheyi genişletmeye çalışıyor.

İstanbul Sözleşmesinin feshi

Kadın örgütlerinin 8 Mart’ı protestoya dönüştürmesi, aslında bu iktidarın politikalarına karşı bir tepki olarak şekilleniyor. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshi gibi adımlar, kadın haklarına yönelik ciddi bir gerileme olarak değerlendiriliyor ve bu tür kararlar, kadın hareketlerinin daha da güçlenmesine neden oluyor.  Öte yandan hükümetin, kadın haklarına yönelik politikalarında despotik bir tutum sergilemesi, demokratik ve eşitlikçi bir toplumun temellerini sarsan bir yaklaşım olarak görülebilir. Kadınların özgürlüğü, toplumun özgürlüğünün de bir yansımasıdır ve bu tür baskıcı politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan ciddi bir tehdit oluşturuyor. 8 Mart’ta yapılan protestolar, kadınların bu tehditlere karşı seslerini yükseltmelerinin ve direnmelerinin bir yoludur. Bir başka açıdan bakıldığında, uluslararası anlaşmaların bir gecede yok sayılması, kadın hakları konusunda uluslararası standartlara ve kazanımlara karşı bir ihlaldir. Bu tür adımlar, sadece yerel ölçekte değil, uluslararası düzeyde de ciddi eleştirilerle karşılanıyor. 

Aile Yılı ilanı protesto ediliyor

Bütün bu kadınların karşısında duran politikaların sonuncusu olarak AKP-MHP iktidarı 2025 yılını “Aile Yılı” olarak ilan etti. Bunun arka planında, toplumsal cinsiyet rollerini ve geleneksel aile yapısını güçlendirmeye yönelik bir yaklaşım yatıyor. AKP-MHP iktidarının “aile”yi vurgulayan söylemleri, genellikle geleneksel, heteronormatif ve patriyarkal aile yapısını pekiştirmeye yöneliktir. Modern ve eşitlikçi toplumsal yapıları engellemeye yönelik bir adımdır. Bu tür söylemlerin kadınları ev içi rollerle sınırlamayı amaçlar ve kadınların toplumsal alandaki eşitlik mücadelesine zarar verir. “Aile Yılı” gibi bir temanın, özellikle kadınların ev içindeki rollerine geri dönmesi gerektiğini ima ettiği ve kadınların kamusal alandaki güçlenmelerine karşı bir geri adımdır. Bu tür politikaların kadınları bağımsızlıklarından ve eşit haklardan mahrum bırakma amacını güder. Aileye ve evliliğe yüklenen kutsal anlam, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını ve sosyal katılımlarını engellemeye çalışan bir baskı aracı demektir. “Aile Yılı” gibi söylemler, kadınların bedeni ve cinsellikleri üzerindeki toplumsal denetimin pekiştirilmesidir. Kadının bedeninin aile içindeki “toplumsal düzeni” korumak adına bir araç haline getirilmesidir ve kadınların özgürlüklerinin engellenmesidir. İktidarın bu tür politikaları, kadınların bedenini denetim altına alma ve onları geleneksel rollere hapsetme çabasıdır.

Kadınlar  yalnızca 8 Mart’ta değil, her gün, kendi hakları için daha fazla ses yükseltmeye, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele etmeye ve devletin baskıcı politikalarına karşı  kadın özgürlük mücadelesi bayrağını direnişin tüm renkleriyle yükseltmeye devam ediyor.

Kadın özgürlük mücadelesi, yalnızca kadınlar için değil, daha adil, daha eşit ve daha umut dolu bir dünya içindir. Erkek egemen sistemin dayattığı savaş, şiddet ve baskı politikalarına karşı öfkemiz, direnişimizin harcıdır. Bu sistemin kadın bedenine, emeğine ve yaşamına yönelttiği şiddete karşı mücadelemiz, sadece bir hak arayışı değil, aynı zamanda barışın ve özgürlüğün inşasıdır. Erkek egemen zihniyetin savaş ve sömürü düzenine karşı, eşit ve özgür bir dünya kurma irademizle kadınlar vardılar, varlar ve var olacaklar!

Post Views: 103
Önceki yazı

Mustafa Yıldız’dan…

Sonraki Gönderi

ESKİ TÜRKİYE!

FUNDA AKBULUT

FUNDA AKBULUT

Sonraki Gönderi
ESKİ TÜRKİYE!

ESKİ TÜRKİYE!

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.