Ne zaman bir yerde Cumhuriyet numaralandırılmaya başlarsa ruhum kuşku fırtınası ile alabora olur…
Çünkü filmin sonu hep aynı biter…
Acı ve hüsran…
Bizde de öyle oldu…
2. CUMHURIYET diye yola çıktılar…
YETMEZ AMA EVET diye bitirdiler!
“Numaracı Cumhuriyetçilerin” Cumhuriyet kısmı “kalp”tı (sahte) ama…
Numaracı kısmında eksik vardı ama fazla yoktu…
Yıkım sürecinde hep başrolde oldular…
Atatürkçü diye Ordu Komuta kademesine nefret kusuyorlardı, bir zamanlar…
FETÖ’nün kanatları altında ” bol sıfırlı maaşlarla” az çirkeflik yapmadılar…
Masum, savunmasız insanların itibarları ile oynayıp, kimilerinin canlarına kıymalarına yol açtılar…
Nice gözyaşları aktı, sel oldu…
Çocuklar en ihtiyaç duydukları zamanları…
Babalarına hasret içinde geçirdiler…
Eğer bugün…
Yaşadığımız mezalim bu boyuta gelmişse eğer. ..
Sahte Sol-liberal alçakların payı çok büyük olmuştur…
Kimisi gazeteci kisvesinde…
Kimi sinema, ses sanatçısı…
Kimisi STK Başkanı, Parti yöneticisi kisvesindeydi ama…
Hepsi de “derin ihanetin” namus düşkünü paydaşlarıydılar…
Unutmadık onları…
Tıpkı iyileri de unutmadığımız, unutturmayacağımız gibi…
Aydın Engin öldü…
Tarık Akan da…
Edip Akbayram da…
Bir zamanların Cumhuriyet Yazarı Aydın’ı kendi yol arkadaşları daha şimdiden unuttu…
Adını anan bile yok…
Tarık Akan, Edip Akbayram yaşarken yoldaşımızdı…
Bu dünyada göçüp gittikten sonra da onlara olan sevgimiz, saygımız…
Yüreğimizin en müstesna yerinde sonsuza dek yerini aldı…
Çetin Altan’ın müptezel oğulları…
Hale Soygazi’ler..
Oya Baydar’lar…
Ali Nesin’ler…
Hasan Cemal’ler…
Cengiz Çandar’lar…
Yavuz Bingöl’ler…
Saymakla bitmeyen birçok düşüncesiz…
Ya, Hırant Dink’in suikastini bile Kemalistlere yıktılar…
Aylarca FETÖ medyasından salladılar iftiralarını…
Kaç sene sonra…
Suikastin FETÖ’NÜN işi olduğu ortaya çıktı…
Zerre utanmadılar…
Çıkıp bir özür bile dilemediler…
Yıllarca eski Türkiye’nin yıkılması için uğraştılar..
Bugün YENI TÜRKİYE’ de yaşıyorlar işte…
Daha mı özgür ülke?
Daha mı mutlu insanlar?
Sofralar daha mı zengin insanların?
Sokağa çıkacak yüzleri olsa keşke…
Sonra da çıkıp, insanlara bir sorsalar hele…
Eski Türkiye’mi?
Yeni Türkiye mi?
Namuslu insanların çokça olduğu…
Rüşvetin cinayetten bile ayıp olduğu…
Liyakatin kat ve kat değer bulduğu, kapıların açık bırakılarak uyunduğu…
KIZILAY’IN herkesin olduğu…
Eski Türkiye mi?
Yoksa ahlak düşkünlüğünün tavan yaptığı kokain”e bulanmış yeni Türkiye’mi?
Elbet bir gün…
Bir gün mutlaka bu yağma düzeni başlarına geçecek…
O gün geldiğinde…
Eski TÜRKİYE ‘nin YARGIÇLARİ cübbe giyecek…
O gün geldiğinde…
Ne kadar suç işlemiş kimse varsa…
Hepsi ama hepsi hakkettikleri ile buluşacak!…














