Modern zamanların alkışlanası erdemlerinden biriyim; adım fedakârlık.
Hele ki kendi hayatım darmadağınken başkalarının derdine koşmak; neredeyse benim için en büyük kahramanlık sayılıyordu. Zaman geçtikçe insan kendine sormadan edemiyor: Bu yaptığım gerçekten yardım mı; yoksa sadece kendimi kandırmak için güzelce paketlenmiş bir kaçış mı?
Ben uzun süre, başkalarının yarasını sararak kendi kanayan yanımı görmezden geldim; “Başkası mutlu olunca ben de mutlu oluyorum” klişesine sıkı sıkıya sarıldım. Ama zamanla, içimdeki boşluğu başkalarının sorunlarıyla doldurduğumu fark ettim.
Hayat beni yerlere serdiğinde, içimde bir ses hep şöyle dedi:
“Kalk; bir başkasının sorununu çöz; kendi derdini unutursun.”
Kendi yangınımı söndürecek gücüm yokken; komşunun bacasından çıkan dumanı üflemeye çalışırken buldum kendimi.
Komik değil mi? Sadece komik değil aslında; trajik bir ironi bu.
“İyi bir insan” olmanın sahte huzuru içinde yaşadım yıllarca.
Bugün, kendime şu soruyu sormaya başladım:
“Ben gerçekten yardımsever biri miyim; yoksa sadece kendi hayatımın enkazına bakmamak için başka hayatlara mı sığınıyorum?”
İnsan bazen “yardım eden kişi” rolüne o kadar sıkı yapışıyor ki; çevresindeki kimse onun da yardıma muhtaç olabileceğini düşünmüyor.
Çünkü sen hep güçlü; hep çözüm odaklı; hep ayakta olmak zorundasın.
Ama gerçek şu ki: Kendi can simidimi başkasına verirken boğuluyorum aslında; yeter ki onlar kıyıya sağ salim ulaşsın, ben de arkalarından el sallarım — dibe doğru batarken bile…
Belki de başkalarına yardım etmek; kendi iç sesimi susturmak için geliştirdiğim bir yöntemdi.
Ruhumun gürültüsünü bastırmak için başkalarının melodilerine kulak veriyorum; bu da bir noktadan sonra bende organize bir saflığa dönüşüyordu.
İtiraf etmeliyim: Yardım etmek bana iyi geliyordu.
Neden mi? Çünkü o anlık mutluluk hissi; kendi bataklığımı halı desenine benzetmeme yarıyordu.
Gerçeği örtemesem de; şekillendirebiliyordum.
Siz de…
Kendi can simidini başkalarına atanlardansanız; o zaman “bendensiniz.”
Ve kulübüme hoş geldiniz.
Beni dinlerseniz: Yapmayın derim.
“Seninleyim” deyin; dua edin.
Hem dua bedava; hem limitsiz.
Eğer “hayır” diyemiyorsanız…
Tebrikler!
Sizi hayat boyu sömürmeye hazır bir çevre bekliyor; kapıları da ardına kadar açık…














