sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GÜNCEL

TURİZMDE YENİ VİZYON:TUVALETİNİ YAP DA GEL!

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Mayıs 11, 2025
in GÜNCEL, POLİTİKA, YAZARLAR, YEREL YÖNETİMLER
0
TURİZMDE YENİ VİZYON:TUVALETİNİ YAP DA GEL!
0
Paylaş
2
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Ah, şu Instagram’ın masal diyarı!

Ah, o Eski Mahalle.

Göz kamaştıran begonvil tünelleri, Rumlardan miras kalmış taş duvarlar ve turistlerin sığındığı nostalji cenneti. Her yaz, bu daracık sokaklar birer antik efsane gibi canlanır. Ellerinde fotoğraf makineleriyle turistler, duvarlardaki çiçekleri ölümsüzleştirir, sokak sanatçıları ahşap sandalyelerde gitar tıngırdatır. Birkaç adımda bir sanat galerisi, zanaat dükkanı ve mutluluğun satıldığı cafeler…

Fakat bu romantik tablo, bir gizemi saklar. Turistlerin fotoğraflara yansımayan bir yüzü var. Umutsuzca bakışan gözler, sıkışmış adımlar, aceleci yürüyüşler. Çünkü bu cennetin bir cehennemi var: Tuvalet

Ülkenin en turistlik mahallerinden birinde tek tuvalet yok!

Ciddiyim.

Binlerce turistin gezdiği mahallede tek tuvalet yok!

UNESCO’nun “Tuvaletsiz Kültürel Miras” listesine girmeye aday burası.

Bu yokluk, turistin gizli düşmanı, idrar torbasının sabır sınavı.

Mahallenin sokakları gezginlerle dolup taşarken, o turistler birer keşiş gibi az su içmeye yemin ediyor.

Dışkını altına kaçırmadan, tutabilirsen bravo!

Ama prostatsan vay haline!

Turistlerin bazıları Google Maps’te “en yakın tuvalet nerede” diye çılgınca arıyor. Bazıları da “Burada her şey özgür!” diye tweet atarken, bir çalılığın ardında “özgürce” işiyor. Ne de olsa, tarih kokan bir sokakta doğayla baş başa kalmak (!) da bir deneyimdir. Yeter ki güvenlik kamerası olmasın.

İşini sağlama alanlar, kafelerde bir fincan kahve içip tuvalet anahtarını ele geçirmenin sırrını keşfetmişler.

Ama asıl kahramanlar, bu tuvaletsiz cenneti sırtlayan esnaf. Onlar, turistlerin çaresiz bakışlarını gördüğünde “Buyurun, tuvalet şuradan” diye birer gönüllü halk hizmetkarına dönüşüyor. Artık esnafın raflarında zeytinyağlı sabunun yanında, kolonya ve tuvalet kağıdı da stoklanıyor. Çünkü bu mahallede turizmin can suyu, aslında tuvalet kağıdıdır!

Belediye mi?

Mahallenin “otantik” dokusunu korumak adına, belediye tuvalet yapmamakta direniyor. “Tuvalet yaparsak mahallenin büyüsü bozulur!” vizyonuna sahipler!

Böylece turistler, “hakiki bir Anadolu tecrübesi” yaşıyor. Çişini tutarken tarihle iç içe olmak.

Eski Mahalle, şimdi “tuvaletsiz cennet” konseptiyle, turizme yeni bir soluk getiriyor. Artık “acil durumda altına kaçırmamak için ne yapılır?” rehberi, seyahat bloglarının en çok okunan yazısı.

Ve belediye, “Biz tuvalet değil, anı yaşatıyoruz!” mottosuyla, dünyaya örnek oluyor.

(Şimdi bu bir kurgudur, gerçek yaşamla ilgisi yoktur dersem, bana inanır mısınız?)

***

Fenerbahçe’de Başkan Ali Koç hafta içi önümüzdeki sezon da Mourinho ile devam edeceğini açıkladı.İstikrar açısından bu doğru bir karar gibi görünebilir.Ama burada önemli olan, Mourinho takımın iskeleti ile oynamaya devam edecek mi?Sürekli değişim, takım kimliğini erozyona uğratıyor.Mourinho’nun bu “kadroyla sürekli oynama” projesi, belki de uzun vadeli bir yeniden yapılanmanın sancılarıdır.Ancak taraftarın sabrı, bu belirsizlik denizinde en kırılgan unsur olabilir.

***

RANT TANRILARINA KARŞI BİR HALKIN ZAFERİ

Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Deştin Mahallesi, antik çağların yankısını taşıyan bir vadi. Burada, Gaia’nın nabzı çarpar. Toprak, onun etidir, sular ise damarlarındaki kan.

Fakat bu kadim coğrafyanın kalbine bir çimento hançeri saplanmak istendi. Ama bu kez antik tanrılar değil, günümüzün açgözlü ölümlüleriydi yangını körükleyen. Beton ve demirin tanrıları, bu bereketli toprağın damarlarına girmeye niyetlendi.

Ama Deştin’in çayı, Maeander Nehri gibi özgürlüğün antik bir yeminiydi.

“Buradan yalnızca yaşam akar!”

Bir çimento tesisiyle toprağın kalbine saplanmak istenen çelik hançer, halkın elleriyle geri itildi. 33 yıl direndi buranın insanı. Kadını erkeği, yaşlısı genci. Sonunda Muğla Büyükşehir Belediyesi Meclisi bugün oy çokluğuyla bu fabrikanın imar planlarını iptal etti. Böylece çimento canavarına yönelik imar planı resmen ve kesin olarak geçersiz hale geldi. Bu karar, insana doğanın efendisi değil, onun bir parçası olduğunu hatırlatan bir öğüt, kadim bir mesaj aynı zamanda.

Deştin halkı, yıllarca Hesiodos’un anlattığı o eski devler gibi ayaklandı. Olympos’u sarsan bir isyan değil, topraklarını koruyan bir sevda uğruna. Yalnız değillerdi. Zeytin ağaçları, köklü bilgelikleriyle onların omuzlarına dokundu. Çayın serin suları, Herakles’in elleri gibi onların yorgun alınlarını serinletti. Çimento ve çıkar tanrıları karşısında, halkın iradesi Zeus’un şimşeği gibi çaktı.

Toplantıya katılanlar, yalnızca bir kararın değil, bir tarihin şahidi oldular. Bir avuç çıkarcı, Prometheus’un ateşini çalmaya kalktı. Ama Deştin halkı, ateşi yalnızca aydınlanmak için kullandı. Onlar direndi, doğa direndi ve sonunda direnenler kazandı. Aslında kazanan, sadece Deştin halkı değil, onların koruduğu toprakların antik ruhuydu.

Kararın ardından yapılan açıklamada, bir halk tarafından istenmeyen yapıların işgal kuvvetlerinden farksız olduğu haykırıldı. Çünkü bir toprağın ruhu vardır. Bir suyun özgürlüğü, bir ağacın kökleri kadar kutsaldır. İşte bu yüzden, Deştin’in halkı bir kez daha haykırdı.

“Deştin Çayı özgür akacak! Muğla işgalcileri kovacak!”

Bu çığlık sadece bir direnişin değil, Gaia’nın kendi çocuklarına fısıldadığı bir gerçeğin yankısı. Doğa, kendisine zarar vermek isteyenlere karşı asla yalnız değil. Halk, o kadim mirasın nöbetçisi.

***

Bir zamanlar Peru’da tacizci, sapık rahipleri korumakla suçlanan adam yeni Papa olmuş.Yakışır!

Neredesin Maradona?

***

SAKIN HA, KULLANMAYIN!

1980 darbesinde, İzmir’de Güneş Gazetesi’nde çalışıyordum. Asker postalı halkı ezdiği gibi medyanın da nefesini kesiyordu. İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’nda basından sorumlu Aziz Albay, her akşam arar, haber başlıklarını tek tek sorardı.

-Ekmeğe zam geldi.

-Kullanmayın!

-Çiğli yolunda trafik kazası; 2 ölü.

-Kullanmayın!

-Yarın dört semtte elektrikler kesilecek.

-Kullanmayın!

-Tariş’te toplu işten çıkarma

-Sakın ha, kullanmayın!

Aziz Albay, sansürün askeri gardiyanıydı. “İmam bayıldı nasıl yapılır?” diye bir tarif versek hemen “kullanın” derdi ama olumsuz ne varsa yasaklıyordu. Biz yine de kaleme taklalar attırıp, bazı haberleri girebiliyorduk.

Neden bu eski anıyı hatırladım? Çünkü sansürün şekli değişse de ruhu aynı.

Mesela bugün Datça’da umut yeşeriyor. Mesudiye Hayıtbükü’nde Elly’s Home Butik Otel ile Begonville Tatil Köyü, “1 Deniz 1000 Çocuk” projesiyle deprem bölgesinde deniz görmemiş çocukları denizle buluşturuyor. Gökyüzü Çocuk Kültürü ve Sanat Derneği, Datça Kültür Sanat Dayanışması, Datça Dans Spor Kulübü ve branşlarında uzman onlarca gönüllü bu imeceye omuz veriyor.

Datça Belediye Başkanı Sayın Aytaç Kurt , belediyenin gücü oranında yardım ediyor. Sörf kulübünün kapıları açılıyor, çocuklar sosyal tesislerde ağırlanıyor.

Datça Kaymakamı Sayın Murat Atıcı da bu dayanışmayı destekliyor, bürokratik işlemleri hızlandırıyor.

Iki kamu görevlisi çocukları ziyaret edip, yakından ilgileniyor.

Ayrıca Muğla Büyükşehir Belediyesi çocukların ulaşımına katkı veriyor.

Böylece, iki yıldır konteyner evlerde yaşayan, konteyner okullarda eğitim gören çocuklar, ilk kez deniz görüyor, kültür ve sanatla dolu bir tatil yapıyorlar. Yani ortada muhteşem bir dayanışma, emek ve mutluluk var.

Ama yandaş medyada bu güzellik siyasi çıkarlara alet ediliyor.

Hürriyet, Milliyet, CNNTürk dahil hepsinde Datça Belediyesi’nden satır yok.

Haber hepsinde kelimesi kelimesine aynı. Tek elden yazılmış ve Datça Belediyesi ‘nin ismine özellikle yasak konulmuş.

-Sakın ha, kullanmayın.

-Emredersiniz efendim!

Trajikomik bir durum.

Gülsek mi, kızsak mı anlamadım!

1980 yılında İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’nda basından sorumlu Aziz albay bugün yaşıyor mu bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; Bugünün sansürcülerinin yanında o dünkü çocuk sayılır.

***

MADEM ÖYLE, İŞTE BÖYLE

CHP’nin tutuklanan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun X hesabı kapatıldı.

İletişim Başkanlığı sahneye çıktı ve şu açıklamayı yaptı.

“Tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun X hesabından yapılan paylaşım, TCK’nın 214. maddesine göre suç işlemeye alenen tahrik suçunu oluşturabilir.”

Dikkat edin, “oluşturabilir.”

Yani ortada henüz bir suç yok ama belki olur. Hatta suç yaratılabilir.

Bunun üzerine Ekrem Imamoğlu bu kez Tik Tok hesabından bir açıklama yaptı.

“Biz pes etmeyeceğiz, siz pes edeceksiniz.”

Aynı dünya görüşünde olmasak bile mazlumun sesini duyurmak meslek adabımız. Bu sesi duyurmak bize de düştü

***

TOPRAĞIN KALKANI ANALAR

Bir fotoğraf karesi.

Gökyüzü berrak, güneş yakıcı.

Yolun ortasında dev bir iş makinesi, metal gövdesiyle tehditkar bir canavar gibi yükseliyor.

Ama canavara karşı etten, kemikten bir duvar var; Mardin’in cesur kadınları.

Renkli yazmalar, yorgun yüzler ve kararlı bakışlarla, köylü kadınlar sıralanmış. O metal canavara karşı, kendi topraklarına sahip çıkıyorlar.

O topraklar onların. Göçmen kuşların kanat çırptığı, rüzgarın buğday başaklarını okşadığı, analarının elleriyle ektikleri topraklar. Şimdi ise Güneş Enerji Santrali (GES) bahanesiyle o topraklara göz dikilmiş.

Ama bu kadınlar, atalarının toprağını kimseye peşkeş çekmeyecek kadar inatçı. Onlar, güneşin altında kavrulsa da, topraklarının karanlığa gömülmesine izin vermeyecek kadar cesur.

Kepçe duruyor, motoru gürlüyor ama hareketsiz. Çünkü karşısında, o motorun sesini bastıran bir sessizlik var. Kadınların suskun direnişi, dağları aşan bir çığlık gibi yankılanıyor. Kimisi bebeğini kucağına almış, kimisi ellerini toprağa dayamış. Hepsinin bakışında aynı cümle okunuyor.

“Bu toprak bizim, geçmişimiz, geleceğimiz burada.”

Güvenlik güçleri uzakta. Ellerinde silah var ama o kadınların ellerinde daha güçlü bir şey; İnanç. Adaletsizliğe karşı koymanın, yaşam hakkını savunmanın, emeği korumanın inancı. Ve işte bu yüzden, o metal canavar hareket edemiyor.

Bugün Mardin’in kadınları, sadece bir iş makinesine değil, rant hırsına, doğa talanına ve adaletsizliğe de geçit vermiyor. Onların bu suskun direnişi, tüm yurtta yankılanan bir haykırış.

“Bu topraklar, bizim yaşamımızdır!”

Post Views: 115
Önceki yazı

Engin görüş…

Sonraki Gönderi

Face yazıları…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Face yazıları…

Face yazıları…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.