SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM
Doğa, Kültür, ve Fotoğraf Çekimi Gezisi
29 Haziran – 05 Temmuz 2025
Sekiz ay önce başladı Gürcistan Gezisi programı. Çoğunun birbirini tanıdığı Dernek üyeleri, onların tanıdıkları, bir vesile ile ilk defa katılanlar da vardı.
Doğa, Kültür ve Fotoğraf Çekimi Gezisi tanımı çok uymuştu.
Her pazar yürüyüş yapan dernek üyeleri, turizm ve kültür amaçlı, Gürcistan’ı görmek isteyenler, aynı amaçla fotoğraf çekmek için gelen üç ayrı insan grubunun toplamıydı.
Tur şirketi Rize şehir merkezindeydi. Grup uçak, otomobil, otobüs seçenekleri ile çoğunlukla Trabzon’da buluştu. Şirketin otobüsü ile Rize, oradan Batum’a doğru yola çıktı. Yol üzerinde farklı duraklarda aldıkları oldu. Hatta Batum’da katılan bile oldu.
Birçok ülkenin masallarına konu olan Kaf dağlarına gidiyoruz. Masalların kaynağı ortak, farklı şekillerde geçse de ana tema aynı.

Şiirde anlatıldığı gibi,
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı:
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Kara sevdalı birer âşıktı.
.
Bir hayâlet gibi dünya güzeli
Girdiğinden beri rü’yâlarına;
Hepsi meshûr, o muammâ güzeli
Gittiler görmeye Kaf dağlarına.
.
Hepsi, sırtında aba, günlerce
Gittiler içleri hicranla dolu;
Her günün ufkunu sardıkça gece
Dediler: ”Belki bu son akşamdır”
.
Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daimâ yollar uzar, kalp üzülür:
Ömrü oldukça yürür her yolcu,
Varmadan menzile bir yerde ölür.
.
Mehlika’nın kara sevdalıları
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya,
Mehlika’nın kara sevdalıları
Baktılar korkulu gözlerle suya.
.
Gördüler: ”Aynada bir gizli cihân..
Ufku çepçevre ölüm servileri…..”
Sandılar doğdu içinden bir ân
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri.
.
Bu hâzin yolcuların en küçüğü
Bir zaman baktı o viran kuyuya.
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
Parmağından sıyırıp attı suya.
.
Su çekilmiş gibi rü’yâ oldu!..
Erdiler yolculuğun son demine;
Bir hayâl âlemi peydâ oldu
Göçtüler hep o hayâl âlemine.
.
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..
.
Yahya Kemal BEYATLI
“Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da Phoenix ), Bilgi Ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilişidir.
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağının tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi… İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri…
Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş… “Aşk Denizi”nden geçmişler önce… “Ayrılık Vadisinden uçmuşlar…”. “Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar… Kuşların kimi “Aşk Denizine dalmış, kimi “Ayrılık Vadisinde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle…
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp. Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş. Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını özlemiş. Balıkçıl kuşu bataklığını. Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “Şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “Yokoluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça “si”, “otuz” demektir… “murg” ise “kuş”… Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “Simurg – otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş. 30 kuş anlar ki, aradıkları sultan kendileridir ve “gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur…”
29 Haziran 2025 Gece iki buçukta evden çıktık. Otobüs saati üç buçuk. Bir saat onbeş dakikada Sabiha Gökçen’deyiz.
Uçağımız rötarlı kalktı, problem yok, arkadaşlar bir sonraki uçakta. Trabzon’a indiğimiz onbeş dakika olmuştu ki arkadaşlar gelmeye başladı. Grup toplanınca otobüs geldi.
Koza Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü grubu ile buluştuk. Ritur turizm şirketinin otobüsü ile Rize’ye doğru yola çıktık.
Devam edecek…














