Meselenin bir boyutu tabi ki, iklim krizi ve küresel ısınma. Ama ona göre hareket etmeme, şehir ve piyasa yönetiminde bunu dikkate almama meselenin diğer boyutunu oluşturuyor.Yıllardır, Çeşme’nin su sorunu ile karşılaşacağı bilinmekteydi. Yarımada su fakiri bir bölge. Buna ilişkin tek ciddi proje, DSİ tarafından Karareis’te yapılan baraj idi. Bu bir tedbir tabii ki. Ama uzun vadeli çözüm mü emin değilim.
***
Bahçeli, ABD’nin önerdiği Osmanlı Millet sistemi için yine ilk adımı atan kişi oldu. Cumhurbaşkanı Sünni Türk ama bir yardımcısı Alevi, biri de Kürt olacak. Ne güzel değil mi? Kardeş kardeşe. Arap ne olacak, bakan mı, Laz, Arnavut, Boşnak Vali mi olsun. Bir de hangi Kürt ve hangi Alevi sorunu da var. Öcalan veya önerdiği Kürt mü, HÜDA-PAR ın önerdiği şeriatçı Kürt mü? Diğeri Kürt Alevi mi, Türkmen Alevi mi, Arap Alevisi mi? Bu saçma sapan öneriler, mezhep ve etnik milliyetçiliği körükler o kadar. Kimlikler ile konumun paylaşıldığı yönetim Cumhuriyet değildir. Cumhuriyet, yurttaşlar topluluğudur ve kimliklere karşı kör ve sağırdır. Ayrımcılık ve ayrıcalık olmaz. Hukuksal eşitliktir esas olan. O alandaki sorunlar da ümmet ve saltanat ile çözülemez.

Bir hafta içinde Çeşme ile ilgili üç haber gündeme oturdu. İlçe arazisinin üçte birini kül eden yangın, barajdaki su miktarının %5 seviyesine düşmesi ve hazine arazilerinin Malatya’daki bir şirketin inşaatları ile “ballı takas” yöntemiyle birilerine aktarılması.
https://objektifcesme.com/yazarlar/engin-onen/cesme-nin-cilesi-ve-bahtsizligi/301
***
Bahçeli bildiğiniz gibi. “Her ceviz yuvarlaktır” anlaşılmayınca, matematiksel anlatıma geçmiş

***
İzmir Milletvekillerini Çeşme yangınında göremedik. Ballı takas yağmasında da yoklar. Belli ki saçlarını taramakla meşguller.


***
ALTAN ÖYMEN, iyi insandı. Ne kadar fazla ölüm oluyor. Ve meğer hayatımızdan ne kadar çok kişi geçmiş. Altan Öymen’i gazeteci olarak tanıdım önce. Sonra, baraj altında kalan CHP’nin Genel Başkanı olarak. O dönemde CHP’ye üye oldum. İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan idi. O da öldü malesef. Partiyi yenileme çabasına girmişti Öymen. Tüzük ve proğram yenilenecekti ve üyeler eğitilecekti. Bunların hepsinde görev aldım. Dolayısıyla bu amaçla yapılan İzmir bölge toplantılarında birlikte olduk kendisi ile. Karşiyaka’daki bölge toplantısı sonunda yaptığı konuşmada, benim konuşmama atfen bir söz ile final yapması da beni gururlandırmıştı. Daha sonra Baykal CHP’sinden umudu kesenlerin, yeni oluşum çabaları içinde de yolumuz kesişti. Ankara’da çok sayıda sosyal demokrat siyasetçinin değerlendirme toplantısında birlikteydik. Son olarak da Sosyal Demokrasi Derneği’nin İzmir’deki bir etkinliğinde ayak üstü sohbetimiz oldu. Tutarlı, mütevazi ve samimi biriydi Altan Öymen. Kişisel hesap ve hırs yapmadı. Kılıçdaroğlu’nu da destekledi zamanında ama Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile birlikte başlayan yükselişten çok umutlu oldu. Son anına kadar bu umudu korudu ve yanında durdu.
***
Murat Çalık ve hasta tutuklulara yapılan muamele, tam anlamıyla işkence. Şaşırıyoruz, bu kadar da olmaz diye.. Ama, bu, Madımak’ta insanları yakan zihniyet maalesef.
***
Erdoğan, Özel’e, bırak belediye başkanlarını ve mitingleri, gel Ankara siyaseti yap demişti. Özel gelmeyince de, biz AKP, MHP ve DEM ile birlikte yürüyeceğiz diye üçlü masa ilan etti. DEM eş başkanı Bakırhan da Üçlü Masanın gündemi hakkında ipucu verdi. “CHP masada olursa, belki İmamoğlu dışarıda olacak.” Yani masadaki pazarlıklar gereği, İmamoğlu rehin diyor. Pazarlıkta Kürt meselesine iliştirilmiş ömür boyu başkanlık içeren Anayasa değişikliği olduğunu tahmin etmek için çok da zeki olmaya gerek yok.
***
AKP Genel Başkanı Erdoğan, biz bu yolu, AKP, MHP ve DEM ile birlikte yürüyeceğiz, dedi. Yani başkasına gerek yok… DEM Eş Başkanı Demirhan ise, CHP de masada olursa, belki İmamoğlu dışarıda olacak, diyor. Gel de bu yolu ve masayı anla…














