Tahran’da doğan Furuğ Ferruhzad’ın babası albay Muhammet Ferruhzad, annesi Turan Veziri Tebar’dır. Onun edebiyatını anlamak için dönemin İran siyasi iklimini de tanımak gerekir. Rıza Şah arka arkaya çeşitli devrimler yapmış, zoraki kanunlar çıkarmış, kendine muhalif bir çok aydını tutuklatmış, en son başörtüsü devrimi ile muhafazakar kesimin tepkisini çekmiştir. İran siyasi hayatı oldukça karışıktır. Şah, Alman nazizmine yakın bir politika gütmektedir. Albay Muhammet Ferruhzad feodal yapısını korumakla beraber Şah’ın uygulamalarına destek vermektedir. Furuğ ile çatışmaya düşmesi için bu bile yeterli sebeptir. Şair hem tutucu baba hem de baskıcı iktidar ile savaşmaktadır. Muhammet Ferruhzad, eşine ve çocuklarına bir eşya veya malvarlığı gibi davranarak özgürlüklerinin gırtlağına adeta bıçak dayıyordu. Furuğ, ailenin en ünlüsü olmakla birlikte biri çevirmen abla, biri showmen abi olmak üzere beş kardeşe sahipti. Diğer kardeşleri de yüksek tahsil yapmalarına rağmen daha arka planda kalmışlardı. Katı ve sevgisiz bir ailede büyüdüğünü şiirlerinden anlıyoruz. Babasına Almanya’dan yazdığı mektuplara bakınca hep babasının sevgisini istemiş ancak buna mazhar olamamış bir Furuğ Ferruhzad görüyoruz.
Mollalar ve onlara yakın edebiyat çevresi Furuğ’u yok saymış, gazete ve dergilerde yayınlanmasına engel getirmişlerdir. Yaşamındaki erkeklere baktığımız zaman yaşlı erkeklerin baş rolde olduğunu görüyoruz. İlk eşi Perviz Şapur, ikinci eşi İbrahim Golestan kendinden yaşça oldukça büyüktü. İlk eşi Perviz Şapur’la evliliği baskıcı, sıkıcı, ataerkil baba evinin devamı gibiydi. Babasının sert tavırlarından etkilenen Furuğ da sevecen bir kadın değildi. 1953 yılında evlendiği Şapur’dan ayrıldığında bir yaşındaki çocuğu kendisine gösterilmedi, İran yasalarına göre çocuk babanındı. 1954’te Tahran’a yazılarını yayınlatmak üzere gittiğinde ün ve dedikoduya adımını atmış oldu.
Şiirlerinde yalnız askı değil, kadınların yoksunluklarını, hak arayışlarını, cinsel arzularını yazmasını İran halkı Furuğ’dan ilk defa okuyordu. Toplumun iki yüzlülüğünden ve erkek egemen kurallardan bahsetmesi tutucu çevreyi rahatsız ediyordu. Şiiri kendinden başlayarak İranlı kadınlara oradan da evrenselliğe ulaşır. 1958 yılında İbrahim Golestan’la tanışır. Onun şiirinden ve siyasi hayatından etkilenir. Yazım hayatının doruk noktasına onunla ulaşır. Aynı zamanda dünya edebiyatını takip eder. Marc Twine, Ernest Hamingvay gibi yazarlardan etkilenir. Golestan’dan önce batı yazını ilgisini çekmemiştir. Yaşamında aradığı nefesi Golestan’da bulmuştur.
Şiirlerinde olağan üstü sanatsallık olmamasına rağmen dişil şair oluşu, doğallığı, açıklığıyla, ben de burada varım olgusunu geri dönüşsüz bir cesaretle erkek egemen topluma anlatmıştır. Onun şiirleri kapalı İran toplumunda özgürlükçü ve bireyleşen kadınların öncü sesi olmuştur. Ondan önce hiçbir kadın, ne aşıkane şiir söylemiş ne de bir erkeğe hitaben şiir yazmıştır. Evlilik dışı ilişki yazılmamış, yasak günah denen şeyler onunla su yüzüne çıkmıştır. O, günün siyasi şartlarından yorgun düşmüş, yazdıklarıyla hırpalanmış, bir süre Berlin’ de yaşamış kendini şiirinin ve yazgısının eline bırakmıştır. Evlilik dışı ilişkisini “Lezzetli bir günah işledim” diye özgürce ifade ederek toplumu derinden sarsmıştır.
1967 yılında kendi kullandığı arabasıyla kaza yaptığında mollalar cenaze namazını kılmamış bir yazar arkadaşı Mehzdad Samadi namazını kılmış öldükten iki gün sonra defnedilebilmiştir. Furuğ mollaların kadını ikinci sınıf saymasına, cinsel konuların özgürce ifade edilmemesine, işçi sınıfının ezilmesine, sistem içindeki çarpık ilişkilere karşı durmuştur. Ondan önce erkek şairlerin şiirlerini her iki cinse birden hitap ettikleri görülür. Sadece kadına yönelik bir şiir ve cinsellikten öte kalıplar kullanılmıştır. Bu da kadını aşağılayıcı bir tutumdur. Az sayıda görülen kadın şairlerin ise sevgilisine alenen hitapta bulunması pek karşılaşılan bir durum değildi.
İran’ın kargaşa ortamı ölene kadar Furuğ Ferruhzad’ın yaşamını ve şiirini etkilemiştir. Ülkesinde yaşayan kadınların acılı hayatını yakından duyumsamıştır. Kendinden sonra gelen pek çok kadın şaire,
Uçmayı anımsa
Kuş ölümlüdür
diyerek yeni yollar açmıştır. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen İran’daki kadın hareketinin öncüsü olmuştur. İran’dan ve dünyadan pek çok kadın şaire yeni bir kalem vermiştir.
Kaynak; Haşim Hüsrevşahi Yaralarım Aşktandır
05.09.2025
Filiz Asal














