sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GEZİ

GEZİ NOTLARI. -3

Duran Çoban Ekleyen Duran Çoban
Ekim 10, 2025
in GEZİ, YAZARLAR
0
GEZİ NOTLARI. -3
0
Paylaş
83
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

25 Eylül 2025 – Taşkent- ÖZBEKİSTAN

Tengri dağlarından çıkan, Seyhan ve Ceyhan nehirleri, Özbekistan ovalarını suladıktan sonra Aral gölüne dökülür.

Polimat dediğimiz bir çok bilim, kültür, sanat dalında yetkin insanlar, bu coğrafyadan çıkmış.

Avrupa’dan iki yüz yıl önce Timur rönasansını yaşamışlar.

Büyük buluşlar doğuda başlamıştır.         

Barutu, kağıdı, matbaayı, Çinliler bulmuştur.

Cengiz Han, Büyük İskender ve Timur bu coğrafyada iz bırakmışlar.

Yerel rehberimiz ile buluştuk, şehri gezmeye başladık.

Şafiilik mezhebinin kurucusu imam Şafii’nin türbesini ziyaret ediyoruz.

Taşkent’te 1966 da büyük depremde tarihi binaların çoğu yıkılmış.

Barakan medresesi (bereket), aynı kompleks içerisinde ve günümüzde hediyelik eşya dükkanları olmuş.

Kur’an müzesine geldik. Burada, 7.yy,da Hz. Osman zamanında,  yazılan el yazması ilk Kur’an bulunuyor.

Timur, Ankara savaşından dönerken Bağdat’a uğruyor, Kuran’ı buraya getiriyor. Ceylan derisine yazılı olan kitap Ruslar tarafından Hermitaj müzesine götürülmüş. Hermitaj müzesinden Tatarlar tarafından buraya geri getirilmiş. Üçyüzelli sayfa olan kitap üçyüz yirmi sayfa kalmış.

Özbekistan Latin alfabesine geçmiş.

İmam camii’nin iki minaresi var. Biri yirmi sekiz, diğeri otuz günde yapılmış. Yüz on dört basamaklı, elli yedi metre yükseklikte. Caminin içine sokmuyorlar, kapı önlerinden içeriyi fotoğrafladık. 

Taşkent’te hava çok sıcak , güneş yakıyor, gölgelere kaçıyoruz. Öğlen yemeği için restorana gidiyoruz. Sadece Özbek pilavı yapan Beş Kazan Lokantası. Düğün pilavı yiyeceğiz.

Özbekistan’da yeni katılımlarla  grup kalabalık oldu. Büyük bir otobüs ile yolculuk yapıyoruz.

Özbek sazına Rubab deniyor. Rehberimiz, otobüste bize, Rubab ile İzmir marşını çalıyor. Babası rubab ustasıymış ve bu rubab’ı oğluna hediye olarak, kendi eliyle yapmış.

Yemek sonrası Özgürlük meydanına gidiyoruz.

Özgürlük meydanı sanki ormanın içinde, her yer ağaçlık. İkinci dünya savaşına iki milyon Özbek katılmış. Savaşta ölen beşyüz bin askerin isimleri yazılı olan, metal levhalar şeklindeki listeler yürüyüş yolu üzerinde sergileniyor.

Burada iki de heykel var. Çocuğunu doğuran anne, fotoğraf çektiğimiz, ikinci dünya sonrası, savaşa giden oğlunu bekleyen anne heykelleri. İpek Yolu metro istasyonuna bilet alıp girdik.

Metro çıkışı, Emir Timur heykeli’ne kadar yürüdük. Timurlenk diye isimlendirilen Timur’un at üstündeki heykeli önünde fotoğraf çektik.

Taşkent’te bir günü uykusuz, yorgun bitirdik. Aracımız ile otele gidip, akşam yemeğine kadar dinleneceğiz.

Akşam yemeği için otobüs ile yarım saat süren yolculukla restorana ulaştık. Ayrı bir salonda bizim için ayrılan uzunca bir masaya yerleştik. Yirmi yedi kişilik kalabalık bir grubuz. Düğün salonu gibi büyük bir mekan. Salonun bir tarafında biz varız, diğer tarafta Koreli bir grup, üçüncü taraf Özbekler. Salonun dördüncü kenarında müzisyen bulunuyor.

Bir tas çorba, dört kişilik yerel kebaplarından sunum yaptılar. Dört kişiye salata, üstüne çay var. İsteyenler bira içtiler. Özbekistan biraz daha tutucu her yerde alkol olmayabilir.

Yemek sonrası Türkçe müziklerle grup sahneye taştı. Koreliler ve Özbekler de katılınca ortaya enternasyonal eğlence çıktı.

Yemek sonrası otobüs ile yeni Taşkent’e gittik. Su gösterisi izledik, parkta yürüyüş yaptık. Yüksek binalara ışıklandırma yapılarak ülke bayrakları gösteriliyor. Türk bayrağını sık sık gökdelenlerin duvarlarında gördük.

Taşkent gezimiz böylece son buldu. Yarın sabah otelde alacağımız kahvaltı sonrası yola çıkacağız.

Taşkent, Semerkant arası üçyüz kilometre.Otobüs ile beş altı saat sürecek. Yarın Semerkant yollarında olacağız.

26 Eylül 2025 Cuma – Semerkand

Semerkand, İpek Yolu’nun İncisi,  Özbekistan’ın ikinci büyük kentidir.

Unesco tarafından ipek yolunun kavşağı olarak tescil edilmiştir.

Taşkent-Semerkand arası otobüs yolculuğu boyunca uçsuz bucaksız ovalardan geçtik. Pamuk toplayan insanlar gördük. Yol kenarlarında kavun karpuz sergilerine rastladık.

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin arasında yer alan Maveraünnehir’de çağlar önce kurulan masallar şehri, tarih boyunca büyük devletler tarafından paylaşılamamıştır.

Semerkant, eskişehir’de iki kattan fazla bina ve metro yapmak yasak. Tarihi binaların zarar görmesi olasılığı var.

İlk olarak Uluğ Bey’in heykelinin bulunduğu meydana gittik. Uluğ bey, Timur’un dördüncü oğlundan torunu.

Uluğ Bey onbeş yaşında Semerkant valisi olmuş. Matematikçi, uzay bilimci. Hocası, Bursalı Kadızade-i Rumi, Öğrencisi Ali Kuşcu, en çok tanınanlardır.

Uluğ Bey medresesini ve rasathanesini gördük. Sovyetlerin uzay çalışmalarının kökleri buraya dayanıyor. Stalin’in emri ile Timur ve Uluğ Bey’in mezarları açılıyor. Kafatası kemiklerinden,  günün ressamlarına, resimleri yaptırılıyor.

Şah-i Zinde, bir mezarlık kompleksi, Emir Timur tarafından yaptırılmış. Dört eşinden birisi, ablası, kız kardeşi, bazı komutanları burada yatıyor. Binaları yapan mimar, en güzel mezarı kendisi için yapmış. Süslü binaların içinde mimarın mezarı gibi bazen tek, genellikle çoklu mezarlar var.

Özbekistan bağımsızlığını kazandığında ilk devlet başkanı olan Kerimov’un mezarının da olduğu cami ziyaretini yaptık. Yüksek bir tepede yer alan yerleşke Semerkant fotoğrafları çekmek için uygun.

Akşam yemeğini yürüme mesafesinde yakın bir yerde aldık. Yemek sonrası biraz da yürümek amaçlı, İpek halı atölyesi ve satış yerini gezdik. İpek halı dokumanın zorluklarını, kök boya renklerini tanıdık.

Rehberimiz Sevinç, Azeri asıllı Özbek. Türkçe’yi üç aylık kursta öğrenmiş. Bu günkü programın bittiğini, şimdi de otele gidiyoruz diye açıkladı.

Sultan Hotel, oldukça konforlu, dört yıldızın hakkını vermiş. Sabah kahvaltısında da yıldızlarına bağlı kalmasını bekliyorum.

Semerkant gezisi bitmedi. Emir Timur’un mezarına gideceğiz. Belki başka yerler de olabilir. Öğleden sonra Buhara yollarına düşeceğiz.

Uluğ bey’e, dedesinin adı verilmiş. Timur, babasına kötü söz söylenir düşüncesi ile, o ismi değiştirerek, oğluna Uluğ Bey demiştir.

Timur’un soy ağacından Babür Han, Hindistan’a kadar gitmiş ve Babür imparatorluğunu kurmuştur.

Babür imparatorlarından Cihan hanın eşi on dördüncü çocuğunu doğururken ölmesi üzerine Cihan Han, eşine olan sevgisi anısına Taç Mahal’i yaptırmıştır.

Timur, Yıldırım Beyazıt ile savaşmak istememiş, onun inadı nedeniyle, mecbur kalmıştır. Ankara savaşında yenilince, Yıldırım Beyazıt zehir içerek kendini öldürmüş. Timur geri dönüp Çin ile savaşmanın planlarını yapmıştır.

27 Eylül 2025. Semerkand- ÖZBEKİSTAN.

Semerkand, Özbekistan’ın ciğeri. Timur, doğduğu şehri başkent yapmak istiyor. Etleri gönderiyor, başka şehirlere de, gönderdiği etler bozuluyor. Bir haftada etlerin bozulmadığı tek şehir Semerkand oluyor. Böylece, başkent olmasına karar veriyor.

Semerkand, Cengiz Han saldırılarına direniyor. Bedelini ağır ödüyor. Cengiz Han şehri yakıp, yıkıyor, taş üstünde taş bırakmıyor.

Cengiz Han, Karahanlılar Devletine son veriyor.

Timur, Cengiz Han’ın yakıp yıktığı şehri olduğu gibi bırakıyor. Yakınına yeniden Semerkand şehrini kuruyor.

Zorunlu eğitim onbeş yıl, dünyaya uyum olsun diye on iki yıla düşürmeye çalışıyorlar. Latin alfabesine geçmişler.

Semerkand ekmeği buraya has, çörek türü bir ekmek, üzerine vernik sürülmüş gibi parlıyor.

Pulmar bira fabrikası bu şehirde. Başka fabrikalar da var.

Toplu alanlarda sigara içmek yasak. Çöp kutuları olan alanlarda  içiliyor.

Emir Timur’un varisi torunu, 1403 yılında, kendisinden önce ölüyor. Yaptırdığı bu anıt mezara torununun yanına gömülüyor. İki oğlunun da mezarı burada. Diğer iki oğlu Timur’un doğduğu şehir Şehri Sebiz, eski adı Keş, yeşil şehir demek. Dört tane eşi, ondört cariyesi var.

Timur’un, Semerkand’da tahtta otururken, Taşkent’te at üstünde, doğduğu şehir olan Şehr-i Deniz’de ise ayakta heykeli var.

Emir Timur’un mezar taşında “savaşçı ruhunu rahatsız etmeyin” yazıyormuş. Emir Timur’un mezarı açıldığı yıl ikinci dünya savaşı çıkmış.

Emir Timur, vasiyeti üzerine Hocasının ayak ucuna gömülüyor. Kendisinden iki yıl önce ölen torununun kabri de ayni yerde. Timur’un mezar taşını torunu Moğolistan’dan getiriyor. Siyah taş ışık tutunca yeşil oluyormuş.

Emir Timur, yaptırdığı binaların çevresine dut ağaçları diktiriyor. Dut ağacı nemi çekerek tuğlalara zarar gelmesini önlüyor.

Şehirdeki, günümüze kadar su gideri olarak işlev gören deliği açıp bakıyorlar, su nereye gidiyor diye. Giderin altından kırmızı toprak çıkıyor.

Semerkand’da en kalabalık turist grubu Emir Timur’un mezarındaydı. Bu kalabalığın içerisinde birisi “Duran abi!” diye bağırıyor.

Kalabalığı yararak yanıma gelen genç, “beni tanıdın mı?” diye soruyor. Tanıdığım bir yüz, ama nereden?. Doğduğum Niksar, Mezra köyünden, annesini, babasını, ebesini, dedesini, tanıdığım, komşumuzun, torunu, oğlu, Can Durak. Güllü ebe’nin torunu, Ali’nin oğluyum, deyince tanıdım.

Bir fotoğraf ile anılarımıza ekledik.

Özbekistan’da evler altmış beş bin dolar civarında. Öğretmenlerin maaşı beş yüz elli dolar. Kiralar da maaşlara göre hayli yüksekmiş. Böyle olunca, atadan, babadan eviniz yoksa, ev sahibi olmak hayli zor görünüyor.

Semerkand denince akla ilk gelen Registan meydanı oluyor. Timur, Semerkand’ı yeniden inşa ederken, İranlı ve Hindistanlı mimarları buraya davet etmiştir. U biçiminde üç medresenin yer aldığı harika bir meydan. Bu meydandaki eserleri Timur’un torunu yaptırıyor.

Semerkand’a geldiğini anlatmak için bu meydanda fotoğrafın olmalı derler.

Medreseler günümüz üniversitelerine taş çıkartır. Bir kapıdan öğrenciler girip çıkıyor, diğer bina kapısından hocalar giriş çıkış yapıyorlar. Altta sınıflar, üst katta öğrencilerin yatakhaneleri var. Geniş bir iç avlu var.

Tillegori, Şeldor, Uluğ Bey medreseleri var. Uluğ Bey ve Şeldor medreseleri pozitif bilimlerde eğitim veriyorlar. Tillegori medresesi ise dini eğitim vermekte. İçerisinde camisi var.

İlk iki medresenin duvarlarında resimler var. Bu yüzden bu medreselerde namaz kılınamaz. O zamanda da bilim ile dinin mücadelesini görüyoruz.

Medreselerin rektörü Emir Timur’un hocası, Kadızade Rumi’dir.

Emir Timur, bibi hatun cami yapımı için emir veriyor, savaşa katılıyor. Bibi hanım dördüncü ve en sevdiği eşi. Bibi hanımdan çocuğu yok, fakat diğer eşlerinden olan çocuklarını Bibi hatun ile birlikte büyütüyorlar.

Bibi Hatun camii’nin yanında pazar yeri ve konaklama için Hanako yaptırmıştır.Camide onbin kişi namaz kılabiliyordu. Timur’un torunu, bu caminin bahçesinde büyük bir rahle yaptırmış. Rahlenin altındaki Boşlukların birinden geçenlerin kız çocuğu, diğerinden geçenlerin ise, erkek çocuğu dileğinin kabul olduğu söyleniyor. Bu tevatüre engel olmak için rahlenin altı cam ile kapatılmıştır.

Öğle yemeğini Özbek mantısı ile yaptık.

Yemek sonrası yerel rehberimiz ile vedalaştık. Buhara yoluna düştük. Gece konaklama, Buhara’da.

Semerkand, Buhara yolculuğumuz beş saati geçti. Yol üzerinde kavun, karpuz sergilerine rastladık. Bir keresinde karpuz sergisinde durduk. İki büyük karpuzu ve bir kavunu grup olarak yedik. Bir kaç kez ihtiyaç molası  verdik.

Sonunda Buhara’ya geldik, otelimize yerleştik. Akşam yemeği için dışarıda restorana geldik. Yerel müzik yapıyorlar, anlamasak da güzel.

Devam edecek.

Post Views: 393
Önceki yazı

GEZİ NOTLARI. -2                                                                   

Sonraki Gönderi

Orhan’dan…dan…dan…

Duran Çoban

Duran Çoban

Sonraki Gönderi
Orhan’dan…dan…dan…

Orhan'dan...dan...dan...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.