———————-
Bir yanda…
Zülmun gem vurulamaz çılgınlığı…
Diğer yanda insanlığın vicdandan azat düşkünlüğü…
Başımızı nereye çevirsek, bir çürüme… Bir tükenmişlik…
Rojin ismi…
Yürek kanaması…
Rojin ismi…
Gökyüzünün gri bulutu…
Ah Güneş, neredesin, neden doğamazsın bu milletin kara bahtına?
Rojin ismi..
Çoraklaşmış umuda bir isyan!
Sessizce akan yaşların ıslattığı nemli yanaklardır…
Meclis…
Kimin? Neyin? Nesi?
Önce kaybedilen…
Sonra…
İntihar etti denilen ve sahte adli tıp raporu ile dosyası kapatılan…
İnatla, ısrarla ve yaşlı gözlerle aranan babasının kınalı kuzusu Rojin…
Öğreniyoruz ki narin vücudunda insansı iki yaratığın DNA’sı bulunmuş!
Bir kız çocuğu..
Bir evlat…
Evinden uzak, bir başına…
Okuyup, hayallerine uzanmak, onu başarmak tek derdi…
Meclis?
Kimin? neyin? Nesi?
Parmaklar kalktı, utançtan korkusuz, ceylan derili koltuklara kaykıla kaykıla .
Eller daldı, derin bir sonsuzluğun şehvetine arsızca…
Araştırılmasın? araştırılmasın? ARAŞTIRILMASIN?
××× ××× ××× ×××
Ankara’nın Ankara olduğu yıllar…
Karpiç lokantası şair-yazar kısmının uğrak noktası…
Yahya Kemal büyük üstat…
Orhan Veli, Yaprak Dergisi’ni çıkarıyor…
Bir akşam buluşurlar tüm Yaprak şairleri…
Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Sabahattin Eyüpoğlu…
Yahya Kemal okunasını yapar, sonra da sözü gençlere bırakır…
Oktay Rıfat…
“Yalancı Dolma” adlı şiirinden birkaç dize okur..
“Zeytinyağlı dolma yemek değil/Rezalet/ Rezalet,
Adalet/ Musavat/ Hürriyet”
Yahya Kemal bozulur…
Usta Şair, kendisi ile alay edildiği hissine kapılıp, vücut diliyle masanın terk edilmesini bekler…
Daha sonrasında olaydan haberdar olan Şair Metin Eleoğlu…
Şu
muhteşem dizeleri yazar…
” Bu zıkkım yanında/ birincisi Arnavut ciğeri ister/ ikincisi çiroz/ üçüncü olarak cacık ister,
Adalet, musavat, hürriyet/ Söylemek için yürek ister, yürek!”
××× ××× ××× ×××
Yaşama…
Anlam katan duyguların başında gelir ADALET!
Kanayan vicdanın pansumanı…
Merhametin güvenli sığınağıdır…
Meclis…
Kimin? Neyin? Nesi?
ADALET, MUSAVAT, HÜRRİYET…
Yanında olmak için…
Sadece İNSAN OLMAK YETER!
Sadece insan olmak…
Tüm duyularınız körelmiş bir şekilde, hissizlik bataklığında dibe doğru gidiyorsanız eğer…
Yasemin’in ölüm yolculuğunda kavrulup giden yaşama arzusu belki sizi kendinize getirir…
Getirir mi gerçekten?
Heyhat benimki de nafile bir hayal işte!…














