sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa KADIN

“Kadınların Sessiz Sözleri, Toplumun Kırılgan Yüreği”

Molla Demirel Ekleyen Molla Demirel
Kasım 27, 2025
in KADIN, YAZARLAR
0
“Kadınların Sessiz Sözleri, Toplumun Kırılgan Yüreği”
0
Paylaş
47
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bu başlığı okur okumaz insan ister istemez kendisine soruyor:

Kadınlara yönelik şiddet ve baskı nedir?

Bin yıllardır süregelen, çoğu zaman adı konmamış, çoğu zaman üzeri örtülmüş bir yara:

Bu yara, dünyamızın her yerinde aynıdır. Bu tek bir hikâyenin yarası değil…
Her kadının, her kız evladının, her annenin, her kız kardeşimizin taşıdığı görünmez yüklerin, susturulmuş cümlelerin, içe akıtılmış gözyaşlarının ortak adıdır.

Kadınların sessizliğiyle yazılmış dünyanın en uzun hikâyesidir kadınların yaşadığı çileler.

Dünyanın dört bir yanında kadınlar, seslerini duyuramadıkları için sessizliğin içinden konuşuyor.
Kimisi evinin en loş köşesinde,
kimisi kalabalık bir otobüsün içinde,
kimisi bir iş yerinin kapalı kapıları ardında
yavaşça fısıldıyor:
“Ben buradayım…”

Şiddet bazen bir tokat değildir.
Bazen bir bakıştır.
Bazen bir “yapamazsın.”
Bazen bir kapının yavaşça kapanmasıdır.
Bazen “Senden bir şey olmaz” diyen ince ama keskin bir sestir.

İnsanı, insanlığı yaratan kadınların yarası, çoğu zaman görünmezdir.
Çünkü toplum onlara bazen “susmayı”,
bazen “katlanmayı”,
bazen “kendini suçlamayı” öğretmiştir.

Fakat hiçbir sessizlik sonsuz değildir.
Her kadın hikâyesi, bir gün kendini anlatmanın bir yolunu bulur.
Bir gözyaşında, bir çığlıkta, bir yürüyüşte, bir duruşta, bir kararda…

Dünyanın Her Köşesi Aynı Çığlığı Fısıldıyor

Coğrafya değişiyor, ama kader değişmiyor…

• Güney Asya’da bir kız çocuğu, eğitim yerine erken evlilikle tanıştırılıyor.
• Afrika’nın bazı bölgelerinde kadınlar, bedenleri üzerinde bile söz hakları olmadan yaşıyor.
• Latin Amerika’da kadın cinayetleri, her yıl daha gür bir çığlıkla yükseliyor.
• Avrupa’da bile ekonomik şiddet ve partner baskısı kadınların görünmeyen zinciri oluyor.

Dünyanın neresine bakarsak bakalım, aynı cümle kulağımıza çarpıyor:
“Kadın olduğun için sana biçilen roller var.”

Fakat hiçbir kadın, kaderi olarak dayatılmış bu rollere mahkûm değildir.
Kadın, insanlığın nefesidir.
Kadın, toplumun vicdanıdır.
Kadın, geleceğin taşıyıcısıdır.
Kadın var oldukça umut da vardır.

Erkeği yaratan, emziren, büyüten, eğiten kadındır.

Gelişmemiş Ülkelerde ‘de Kadın Olmak: Küllerin İçinde Bir Ateş

 Türkiye’de kadın hakları kısmide olsa bir hukuki, yasal çerçeve içine oturtan İstanbul Sözleşmesi birilerin isteğiyle halka sorulmadan kaldırıldı.

Kadınların yasal haklarını kısmen de olsa koruma altına alan bu sözleşmek için seslerini yükselttiklerini, caddeye çıktıklarını hepimiz en az görsel yayınlardan izledik. İzledik de ne gördük polislerin kadınlara saldırısını, coplamalarını zorla kolları bükülerek polis arabasına konularak karakola götürüldüğünü gördük. Bu ülkemizde kadın olmak, bazen bir şiirin en kırılgan dizesi gibi
hem narin hem güçlü…
hem sessiz hem direngen…

Kadınların yoluna konan taşlar çok tanıdık, bin yıl önceden kalma yaşatılan gelenekler, görenekler. Hep emirler, hep yasaklar. Nedir bunlar?
“Geç gelme…”
“Şuraya gitme…”
“Böyle giyinme…”
“Sorma…”
“Sus…”

Kadınların hayatı bazen görünmez duvarlarla çevrili.
Ama kadınlar her defasında o duvarlara bir çatlak açıyor.
Bir kelimeyle,
bir adımla,
bir cesaretle…

Ve her çatlak, karanlığa bir ışık düşürüyor.

Bugün Türkiye’de binlerce kadın, ne kadar zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın
ayağa kalkıyor.
“Ben varım” diyor.
“Hayatım bana aittir” diyor.
“Susmayacağım” diyor.

Ve biz bu sözü duymaya, yükseltmeye, destek olmaya mecburuz.
Bu, sadece bir insanlık görevi değil;
bir vicdan borcu.

Şiddetin Kökleri: Toprağın Altındaki Gerçek

Kadına yönelik şiddetin kökleri toprağın yüzeyinde değil;
yıllar boyunca sessizce, görünmeden birikmiş düşüncelerde.
Evlerde başlayan cümlelerde,
toplumsal beklentilerde,
yanlış öğretilmiş değerlerde,
Muhafazakâr erkek kurgusunun gizli kodlarında…

Bir kız çocuğuna “Sen yapamazsın” dendiğinde…
Bir genç kadına “Çalışma, gerek yok” denildiğinde…
Bir anneye “Katlan, sabret” söylendiğinde…

Biz fark etmesek de şiddetin ilk adımı atılmış oluyor.

Bu yüzden bu mücadele, yalnızca bir yasayla değil;
bir zihniyet devrimiyle kazanılacak.

Şiddetin Çaldıkları: Sadece Bir Can Değil, Birçok Dünya

Bir kadına şiddet uygulandığında yalnızca bir beden incinmez.
Bir ailenin güveni kırılır.
Bir çocuğun dünyası karanlığa gömülür.
Bir toplumun yarını yara alır.

Kadınların acısı geleceğe miras kalmaz;
ama izleri kalır.
Bu izler bazen bir çocuğun gözlerinde,
bazen bir gencin korkularında,
bazen bir toplumun nefes alışında kendini gösterir.

Kadınlar güvende değilse,
toplum da güven içinde değildir.

Bir çocuğun başı ağrıdığın da ilk sığındığı doktoru, ilacı, sıcak yatağı annesinin kucağıdır.

Birlikte Yaktığımız Işık Nedir

Bu soruyla konuşmanın en kapı açan yerine geldik.

Bunca karanlık tablonun ortasında insanın aklına şu soru geliyor:
“Gerçekten şiddeti yok etme ve erkek ile kadın eşitliğini sağlama umudu var mı?”

Evet.
Hatta umut çok yakın.
Çünkü umut, çoğu zaman büyük bir devrimle değil;
küçük bir cesaretle başlar.

Dünyanın her yerinde kadın ve insan hakları için her ülkede, her kente binlerce, milyonlarca kadın caddeye çıkıyor ve birlikte haykırıyorsa kadınların bu cesareti umudun yaktığı ışığı büyütüyor.

Umut, bir annenin kızına
“Sen güçlüsün” demesinde başlar.
Umut, bir babanın kızının gözlerinin içine bakıp
“Sen istediğin her şeyi yapabilirsin” demesiyle büyür.
Umut, bir öğretmenin sınıfta kurduğu
tek bir cümlede filizlenir:
“Eşitlik evde başlar.”

Umut, bir mahkeme salonunda bir kadının yanında duran avukatın sessiz duruşunda saklıdır.
Umut, bir komşunun kapıyı çalıp
“İyi misin?” diye sormasıyla yayılır.
Umut, bir sivil toplum örgütünün, bir gönüllünün, bir öğrencinin attığı küçücük adımlarla çoğalır.

Değişim sandığımızdan daha yakındır.
Çünkü her kadının ayağa kalkışı,
bir toplumun da ayağa kalkışıdır.

Sabah uyandığımızda, annemizin, eşimizin , bacımızın, kızımızın gözüne bakalım ve hepimiz kendimize bir söz verelim:
“Bir kadının daha susmasına izin vermeyeceğim.”
Bu söz bir kıvılcımdır.
Bu kıvılcım, karanlığı delip geçen bir ışığa dönüşür.

Ve o ışık büyür.
Kadınlar güvendeyse, toplum da nefes alır.
Kadınlar özgürse, ülkenin ufku genişler.
Kadınlar güçlü ise, geleceğimiz ışığın içinde büyür.

Özgürlük ve eşitlik için attığımız her adım,
her cümle,
her duyarlılık,
bir kadının kaderini değiştirebilir.

Unutmayalım:
Bir toplumun kaderi, kadınlarının kaderiyle yazılır.

Hepinize bu yüreklilik, bu farkındalık ve bu mücadele için teşekkür ediyorum.
Işığınız daim olsun…
Birlikte güçlüyüz.
Birlikte değiştireceğiz.
Birlikte iyileşeceğiz.

………………………………..

 İzininizle ben bir şiirle yazımı noktalamak istiyorum:

“Kadının Adı Yalnızlık Değil”

Bir kadın yürür sokakta,
adımları sessiz,
yüreği gürültülü.

Bir kadın susar bazen,
suskunluğu fırtınadır,
kimse duymaz.

Bir kadın ağlamaz çoğu zaman,
gözyaşlarını içinden döker,
dışarıdaki dünya anlamaz.

Bir kadın bekler…
Kendi sesini duyacağı günü,
kendi adını özgürce söyleyeceği anı…

Bir kadın sever,
sevdiği için değil,
insan olduğu için değer görmek ister.

Bir kadın güçlüdür,
ama güçlü olduğu için değil,
güçlü olmak zorunda bırakıldığı için…

Bir kadın yürür bir kapının eşiğinden içeri,
karanlık bir evin içine,
sırtında taşıdığı yük görünmez,
ama ağırdır.

Bir kadın büyütür bir çocuğu,
onun gözlerine umut eker,
kelimelere sakladığı yaralarını
dokunuşlarında onarmaya çalışır.

Bir kadın her gün yeniden başlar,
yorgunluğunun altından bir güneş arar.
Elinin tersiyle değil,
kalbinin içiyle siler acısını.

Bir kadın haykırır içinden,
kimse duymasa da:
“Ben buradayım!”

Bir kadın direnir,
bir kadın doğrulur,
bir kadın yürür.

Ve her adımında dünya biraz daha değişir.
Çünkü kadın yürürse,
toplum da yürür,
gelecek de yürür.

Bir kadın susarsa karanlık büyür.
Bir kadın konuşursa ışık çoğalır.
Bir kadın düşerse herkes eksilir,
bir kadın kalkarsa herkes doğrulur.

Kadının adı yalnızlık değildir.
Kadının adı korku değildir.
Kadının adı sessizlik değildir.

Kadının adı:
Güçtür.
Umuttur.
Hayattır.

Ve biz,
bu adı korumak için  varız.
Bu adı çoğaltmak için kadın erkek el eleyiz .
Bu adı yarınlara daha güçlü taşımak için mücadeleyi bırakmayacağız.

23. 11. 78

 Molla Demirel

Post Views: 317
Önceki yazı

Orhan’dan…dan…dan…

Sonraki Gönderi

FOÇA’NIN YABAN HAYATI VE GEDİZ DELTASI KUŞ KARİKATÜRLERİ SERGİSİ İLE YARIŞMA ÖDÜLLERİ FOÇA’DA SAHİPLERİNİ BULDU

Molla Demirel

Molla Demirel

Sonraki Gönderi
FOÇA’NIN YABAN HAYATI VE GEDİZ DELTASI KUŞ KARİKATÜRLERİ SERGİSİ İLE YARIŞMA ÖDÜLLERİ FOÇA’DA SAHİPLERİNİ BULDU

FOÇA’NIN YABAN HAYATI VE GEDİZ DELTASI KUŞ KARİKATÜRLERİ SERGİSİ İLE YARIŞMA ÖDÜLLERİ FOÇA’DA SAHİPLERİNİ BULDU

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.