Bilirsiniz ustanın o sözünü…
” Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”
Nazım Hikmet…
Ünlü ressam Abidin Dino’ya bunu sorarken hangi duygu yoğunluğu içindeydi bilmiyorum…
Bildiğim…
İki sözcükten birisi
soyut…
Diğeri somut olduğudur…
Mutluluk…
Resim…
Acaba..
Kılıçdaroğlu…
Bir ressam olsaydı…
Haysiyetin resmini yapabilir miydi?
İlkenin?
Omurganın?
Saygınlığın?
Ya da…
Bir zalim dediğinden…
Bir diktatörden dediğinden..
İkbal beklemenin dayanılmaz utancı ile yaşamı sonlandırmanın…
Zavallılık içinde yok olup gitmenin!
İnsan neslinin…
Çağlar boyu en büyük utancıdır, HAİN DAMGASINA MUHATAP OLMAK…
Bir kez yiyenin asla iflah olamadığı kara leke…
Hainlik…
Kara bir damgadır…
Çıkmayan…
Silinmeyen…
Değdi mi?
Hangi şantaj..
Hangi baş döndüren ve vazgeçilemeyecek kadar önemli olan?
Nedir?
Bir soy bağından gelen sayısız nesilleri bu ateşin içine atıp yakan?
Değer mi?
Değdi mi?
Ah Kılıçdaroğlu…
Tutsaklığın bu kadar mı ağır?
Hüzün yüklü çaresizliğin?
Yazık…
Hem sana…
Hem de…
Senin üzerinden çıkar hayalleri içinde yanıp tutuşan soysuzlara…
Hepsi…
Ama hepsi…
Tepelenip…
Hak ettikleri sonsuz karanlığa gömülecekler elbette…
KEMALİST DEVRİM…
Asla ihaneti affetmez…
Çünkü hiç etmemiştir ve yine etmeyecektir!…














