Eğer kısa cevaplarsak: Çok meşguldük.
Geçenlerde birkaç yazar arkadaşımla deniz kenarında oturuyoruz.
Deniz masmavi. Çaylar sıcak. Ama vicdanlar her zamanki gibi soğuk.
Yani tam Türkiye fotoğrafı.
O sırada eski bir dostum çıkageldi. On küsur yıl cezaevinde yatmış biri. Sessiz, sakin, mütevazı.
Bizim gürültümüzün yanında adam neredeyse fısıltı.
Tanıştırdım.
Sohbet, her zamanki gibi, hızla “derinleşti”.
Üç dakika geçmeden 12 Eylül’e bağladık. Ne de olsa bu ülkede herkes o dönemin mağduru ve herkeste olup biteni bilir, ama kimse pek bir şey de yapmadı.
Yazar arkadaşlardan biri sordu: “Abi, on küsur yıl içeride kaldın ne yaptın orada?”
Dostum hiç dramatize etmedi.
Ne slogan attı ne nutuk çekti.
Sadece baktı ve dedi ki:
“Ben on küsur yıl içerideydim
Sen dışarıda ne yaptın?”
İşte o an, masadaki bütün entelektüel hava söndü.
Çaylar soğudu.
Cümleler yarım kaldı.
Çünkü bu soru, Google’dan bakılacak cinsten değildi.
Soruya soru ile cevap verdi. “Ben anlatsam ayıp olur. Benimki on yıldı. Yirmi, otuz yıl yatanlar var.”
Ve o günden beri kafamda tek bir soru dönüyor: Biz dışarıda ne yaptık?
Yaşadık tabii.
Ama öyle destansı falan değil.
Bilindik hayatı işte:
Ev, iş, fatura üçgeni içinde.
Arada mangalda yaktık, arada düğün dernekte.
Biraz korktuğumuz oldu, ama çoğunlukla sustuk.
Haksızlık mı vardı? “Beni aşar” dedik.
Adaletsizlik mi? “Şimdi ses çıkarmanın sırası mı?” dedik.
Doğa mı talan edildi? “Zaten her yer beton yığını” diyip geçiştirdik.
Memleket elden giderken biz, CV ‘ mizi güncelledik.
Çocuğu dershaneye yazdırdık
Daha sessiz bir mahalle aradık
Yani kurtulmaya çalıştık.
Düzeltmeyi değil.
İçeridekiler yılları saydı.
Biz dışarıda “aman başımız derde girmesin” diye yaşadık.
Onlar bedel ödedi.
Biz indirimleri kovaladık.
İnsanlığa borç mu? Evet ama kart limitimiz yetmedi.
Doğaya borç mu? Ağaçlar kesilirken biz birkaç story çektik.
Vicdan mı? Ara sıra sızladı şükürler olsun deyip geçiştirdik.
Asıl ironiyi söyleyeyim:
Bu ülkede en güvensiz hapishane dışarısıydı göremedik.
Belki kapısı yoktu. Parmaklığı yoktu ama içinden çıkmakta bir o kadar zormuş.
O yüzden hâlâ kulaklarımda çınlıyor o soru:
“Ben içerideydim.
Sen dışarıda ne yaptın?”
Gerçekten bu soruya cevap vermek zor.
Çünkü cevabı hepimiz çok iyi biliyoruz.
Sanırım sadece yüksek sesle söylemeye cesaretimiz yokmuş…














