Ne zaman etkili bir yazı yazıp hedefi 12’den vursam…
Alnı gerçeğin hedefine oturmuş bir yancı…
Hep aynı düzeysizliğe sığınır,
“…ününü babandan alıyorsun. Baban olmazsa…/ o babanın kemiklerine yazık!”
Babamdan ayrı kalalı 35 yıl oldu…
İç dünyamı en güzel Mazlum Çimen türküleştirdi sanırım…
Nesimi amca…
Can dostları ile Madımak Otelinde vahşice katledilince 93’te…
Acısına türkü yaktı sevgili dostum…
” Öyle ağırım ki kendime/ Sen benden gittin gideli”
Cemal Süreya yazdı belki de en hüzünlü Şiirini…
“…Sizin babanız öldü mü hiç?”
Yıllar önceydi…
90’lı yıllar…
Kuruluş düşüncesi evimizde doğup, filizlenen ADD..
Muammer Aksoy ile başlayıp, Çetin Emeç ve babam ile devam eden suikastlar sonucu toplum bir arayış içine girince… Çekim merkezi olmuştu…
O zamanlar…
Ankara Kızılay’da bulunan Gökdelenin 13. Katında bir küçük büroda bulunan ADD’yi…
Oradan alıp, kitleselleşmesine katkı sağladık bir gurup arkadaş olarak…
O zamanlar…
Kurucusu olduğum MK Hareketi ve ADD içindeki yoldaşlarımın
zorlaması ile Genel Başkanlığa aday oldum…
Genel Kurul günü…
Dış salondaydım…
Mevcut Genel Başkana yakın biri geldi yanıma…
“…Babanın oğlu olmasan…”
Korku…
Ağzından sözcükler halinde saçılıyordu ortalığa…
İçim cız etti…
Dahası…
Genel Kurul Salonundan yankılanıyordu Başkanın sesi, “… Bu arkadaş seçilirse eğer…
Derneğimizi filan Partinin arka bahçesi yapacak…”
İçim bir kez daha cız etti…
Çünkü hayatımın hiçbir evresinde o Partinin üyesi olmamıştım…
Oysa o başkan yıllar sonra o Partiden MV adayı oldu…
Destek için çeşitli Üniversitelerden gelen gençlerin itirazına rağmen…
Adaylığımı çektim ve oradan ayrıldım…
İncinmiştim…
Ne zaman haksızlık, edepsizlik karşısında dursam…
Sesimi yükseltsem…
Vasıfsız uğursuzluk hemen karşıma dikilir,”…Babanın kemikleri sızlıyordur!”
Ne yapmışım?
Uyuşturucu ticareti mi yapıyorum?
Kamunun malını…
Tüyü bitmemiş yetimin hakkını birilerine peşkeş mi çekmişim?
Arsızın…
Uğursuzun…
Zalimin…
Daha nice kötülerin ve kötülüğün yanında saf mı tutmuşum?
Kirada oturan…
Emekli maaşı ile geçinen…
Gazetecilik yapan…
Yazılarına tek kuruş “kirli paranın” gölge düşürülmesine izin vermeyen birisiyim…
Bel altı vuruşa yönelmek…
Ondan medet ummak …
Bir çaresizlik sonucudur…
Tıpkı…
Tehdit, iftira gibi…
Her biri nafile oysa…
Korkar mıyım?
Hayır!
Çekinir, susar mıyım?
Asla!
Evet…
BEN BABAMIN OĞLUYUM…
HAYATINI KARANLIĞA KARŞI VERDİĞİ MÜCADELEDE KALLEŞÇE CANINI YİTİRMİŞ…
AYDINLANMACININ OĞLUYUM…
TURAN DURSUN’UN OĞLUYUM!
BUNDANDAN ONUR VE GURUR DUYUYORUM!…














