Geçmişin acılarını yaşatmayı bir hünerdir sanıyor,
Karanlık bir gölge gibi yeniden sarmış
Dört bir yanımızı.
Önüne çıkan her şeyi deviriyor,
Gökyüzünden ateş ve zehir boşalıyor
Köylerin, kentlerin üstüne.
.
Kreşler, okullar, hastaneler
Birer birer susuyor.
Kana doymayan bu karanlık,
Çocukların sesini kesiyor—
Onar onar, yüzlerce…
.
Genç, yaşlı, düş, umut demeden
Sürüyor ölümün soğuk yüzünü.
Demir gövdeli araçlar,
Göğü yaran uçaklar
Ateş bırakıyor dünyanın kalbine.
.
Işın olun çocuklar,
Dağıtın bu açgözlü karanlığı!
İnsan kanına susamış bu düzen
Önüne çıkan hayatı söndürüyor.
.
Ekinler yanıyor,
Ormanlar sessizce kömür oluyor,
Köprüler, kentler, emek dolu yapılar
Toza karışıyor.
Ve kimse duymuyor çığlıkları
Ve görmüyor nehir gibi
Akan anaların gözyaşını.
.
Koşalım kardeşlerim,
Ateşin düştüğü her yere koşalım:
Ukrayna’ya, Gazze’ye, Lübnan’a,
Suriye’ye, Yemen’e
Ve İran’a koşalım…
.
Bir ışık olalım karanlığın içine,
Kurtaralım tutsak edilen yarınları,
Anneleri, babaları
Ve susturulmak istenen hayatı.
.
Nerede savaş varsa
Orada karşı duralım.
Açalım kardeşliğin ve barışın bayrağını.
.
Haydi çocuklar
Kentlerin pencerelerinden umut taşıyalım içeri.
Karanlık günlerden hesap sormanın vakti.
Kuralım birlikte
Çocukların korkmadan gülebildiği
Bir dünya…
.
28 Mart 2026
Molla Demirel














